Amedspor kazandı, deplasman galibiyeti hasretini sona erdirdi ve maç fazlasıyla Süper Lig’de liderlik koltuğuna oturdu.
Elbette bu başarı büyük ve önemli. Ancak ben bu galibiyeti değerlendirirken yalnızca tabelaya bakmanın doğru olmadığını düşünüyorum.
Amedspor’un Samsunspor karşısında aldığı üç puan ne kadar değerliyse, sahada gördüğüm eksikler de gelecek adına o kadar dikkat çekiciydi.
Birçok deplasman maçını yerinde takip eden, sahadaki mücadeleyi canlı olarak izleyen bir gazeteci olarak şunu açıkça söyleyebilirim.
Amedspor kazandı ama ortaya koyduğu futbol, hedefleriyle aynı ölçüde örtüşmedi.
Çünkü lig uzun bir maraton. Alınan sonuçlar kadar, takımın yarın sahaya nasıl bir futbol koyacağı da önemli. Liderliğe yükselmek güzel ama asıl mesele, bu başarıyı sürdürülebilir hale getirmek.
Samsunspor 10 kişi kaldı, Amedspor sahada istediği reaksiyonu gösteremedi!
Karşılaşmanın 21. dakikasında Samsunspor’un bulduğu golle Amedspor geriye düştü. Ev sahibi ekipten Logi Tomasson’un çift sarı karttan kırmızı kart görmesiyle Samsunspor sahada 10 kişi kaldı.
İşte tam da bu dakikadan sonra Amedspor’un oyunun kontrolünü daha fazla eline almasını, rakip kaleye baskısını artırmasını ve sayısal üstünlüğünü pozisyonlara dönüştürmesini bekledim.
Ancak sahada gördüğüm tablo, beklentilerimin gerisinde kaldı.
Amedspor, rakibinin eksik kalmasına rağmen hücumda yeterince etkili olamadı. Topa sahip olmakla oyuna hükmetmek arasındaki farkı bir kez daha gördük. Yeşil-kırmızılı ekip, rakip savunmayı aşmakta zorlandı ve ilk yarıyı 1-0 geride tamamladı.
Bana göre burada üzerinde durulması gereken temel konu şuydu.
Süper Lig’de mücadele eden takımlar sıradan ekipler değil. Her rakip size geniş alanlar bırakmaz, her maçta rahatça pozisyon üretemezsiniz. Bu nedenle elinize geçen fırsatları doğru değerlendirmek zorundasınız.
Hasi’nin hamleleri doğruydu ama evdeki hesap çarşıya uymadı!
İkinci yarıda teknik direktör Besnik Hasi, Mohamed Khalil’in yerine Ali Turap Bülbül’ü, Furkan Soyalp’in yerine ise Mbaye Diagne’yi oyuna aldı.
Bana göre bu değişikliklerin düşüncesi doğruydu. Amedspor devreye 1-0 geride girmişti. Üstelik rakip sahada 10 kişiydi. Hücum gücünü artırmak, rakip savunma üzerinde baskı kurmak ve beraberlik golünü bulmak gerekiyordu.
Ancak bazen, evdeki hesap çarşıya uymuyor.
Hasi'nin hücumda daha etkili olabilmek için yaptığı hamlelerin karşılığını beklerken, Mbaye Diagne’nin 60. dakika civarında gördüğü ikinci sarı karttan kırmızı kartla oyun dışında kalması bütün hesapları değiştirdi.
Diagne’nin yaptığı gereksiz hareketler sonucunda takımını eksik bırakması, takım adına kabul edilmesi güç bir hataydı.
Bu kez kartlar yeniden dağıtılmıştı. Samsunspor 10 kişi kalmışken Amedspor da eksildi ve sahadaki oyuncu sayıları yeniden eşitlendi. Ancak skor üstünlüğü Samsunspor’daydı.
Bir takımın hedefleri büyükse futbolcularının sorumlulukları da büyük olmalı. Sahada mücadele etmek kadar takım arkadaşlarını yarı yolda bırakmamak, oyun disiplinini korumak ve kritik anlarda soğukkanlı davranmak da önemli.
Amedspor’un böyle bir karşılaşmada kendi elinde ki fırsatı dezavantajlı bir duruma düşürmemeli...
Dia Saba ve Gift Orban farkı!
Diagne’nin kırmızı kartının ardından Amedspor’un nasıl bir reaksiyon göstereceğini, oyunun hangi yöne evrileceğini merakla takip ediyordum.
Tam da bu noktada bireysel kalite ve büyük oyuncu farkı kendisini gösterdi.
Amedspor’un beraberlik golü, VAR incelemesinin ardından kazanılan penaltıyla geldi. Penaltı vuruşunu Dia Saba’nın kullanması beklenirken Saba’nın topu beyaz noktaya bırakıp Orban’a vermesi dikkatimi çekti.
Bu davranış, takım içindeki paylaşım ve güven açısından önemliydi. Orban da kendisine verilen fırsatı gole çevirdi ve takımını yeniden maça ortak etti.
Ardından sahneye Dia Saba çıktı.
Geçtiğimiz hafta Konyaspor karşılaşmasında iki rakibini ekarte ederek yaptığı klas asistle Mbaye Diagne’ye gol attıran Saba, Samsunspor karşısında bu kez kendi yeteneğini konuşturdu.
İki rakip oyuncuların arasından ceza alanı dışından vurduğu plase vuruşu kalecinin uzanamayacağı köşeye gidince yedek kulübesini ve taraftarı sevince boğan galibiyet golü geldi..
Dia Saba’nın bu golü yalnızca üç puanı getiren bir vuruş değildi. Aynı zamanda takımın hücumda tıkandığı anlarda bireysel kalitenin ne kadar belirleyici olabileceğini de gösterdi...
Atan kadar tutan da önemli!
Futbolda yalnızca gol atanları konuşursak resmin tamamını göremeyiz. Çünkü kazanmak için gol atmak kadar, rakibin gollerine engel olmak da önemlidir.
Tam da burada, Sezar’ın hakkını Sezar’a vermek gerekiyor.
Amedspor’un galibiyetinde Dia Saba ve Gift Orban kadar kaleci Alban Lafont’un da hakkını teslim etmeliyiz. Özellikle karşılaşmanın son dakikalarında yaptığı kritik kurtarışlarla takımının galibiyetini korumasında önemli rol oynadı.
David Bates ve Dellova’nın savunmadaki katkılarını da göz ardı etmemek gerekir.
Amedspor’un Samsunspor deplasmanından üç puanla dönmesinde bireysel performansların payı büyüktü.
Amedspor lider ama bu oyun yeterli mi?
Ben bu galibiyeti değerlendirirken yalnızca puan tablosuna bakmıyorum. Sahadaki futbolu, oyuncuların sorumluluklarını, teknik heyetin tercihlerini ve takımın geleceğe yönelik potansiyelini de tartmak gerektiğine inanıyorum.
Amedspor, Samsunspor deplasmanında uzun süren galibiyet hasretini bitirdi. Maç fazlasıyla liderlik koltuğuna oturdu. Kent sevindi, taraftar mutlu oldu.
Bütün bunlar elbette değerli.
Ancak lig uzun bir maraton bunu unutamamak lazım...
Amedspor’un kadrosunda bireysel yetenekleriyle maçın kaderini değiştirebilecek oyuncular var.
Dia Saba ve Gift Orban bunun en somut örnekleri.
Fakat Süper Lig’de kalıcı başarı için yalnızca yıldız oyuncuların anlık performanslarına güvenmek yeterli değil. Takım oyunuda sahaya yansıması çünkü başarı tek kişiyle değil ekip ve takımla olmalı...
Bu takımın potansiyeli, Samsunspor karşısında sahaya yansıttığı futbolun çok daha üzerinde...
Şimdi önemli olan, alınan galibiyetin sevincini yaşarken eksikleri de görmek ve gerekli dersleri çıkarmak.