TİGRİS HABER - Evlilik süresine göre nafaka modelinin tartışıldığı çalışmada, son kararın hâkime bırakılması seçeneği de gündeme geldi.
Süresiz nafakaya ilişkin yeni yasal düzenlemede belirsizlik yaşanıyor. Adalet Bakanlığı ve AK Parti Grubu tarafından hazırlanan, 13. Yargı Paketi kapsamında Meclis'e sunulması planlanan taslağın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yeniden ele alınmasının istendiği öne sürüldü. Düzenlemenin mevcut haliyle bazı kesimlerde yeni mağduriyetlere yol açabileceği yönündeki değerlendirmelerin ardından alternatif formüllerin gündeme geldiği belirtildi.
Ekonomim gazetesinden Besti Karalar'ın haberine göre, Erdoğan'a sunulan ilk taslakta nafaka süresinin evlilik süresine göre belirlenmesi öngörülüyordu. Ancak düzenlemenin taraflar arasındaki ekonomik farklılıkları yeterince gözetmeyebileceği yönündeki itirazlar nedeniyle yeni seçenekler üzerinde çalışılmaya başlandı.
NAFAKA SÜRESİ EVLİLİĞİN UZUNLUĞUNA GÖRE BELİRLENECEKTİ
İlk taslakta, boşanma sonrasında ödenecek nafakaya evlilik süresine bağlı bir sınır getirilmesi planlanıyordu. Buna göre, 10 yıla kadar süren evliliklerde beş yıl, 10 yılı aşan evliliklerde ise evlilik süresinin yarısı kadar nafaka ödenmesi öngörülüyordu.
Bu model kapsamında, yalnızca altı ay veya bir yıl süren evliliklerde dahi en az beş yıl nafaka ödenmesi gündemdeydi. Daha uzun süreli evliliklerde nafaka süresinin hesaplanmasında evliliğin başlangıcından boşanma davasının açıldığı tarihe kadar geçen sürenin esas alınması planlanıyordu.
Taslakta ayrıca tarafların gelir durumlarının dikkate alınması ve hâkimlere belirli ölçüde takdir yetkisi tanınması da öngörülüyordu.
SÜRESİZ NAFAKADA SON SÖZ HÂKİMİN OLABİLİR
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın taslağın yeniden değerlendirilmesini istediği iddiasının ardından farklı düzenleme seçeneklerinin masaya yatırıldığı aktarıldı. Yeni formüllerde tarafların yalnızca gelirlerinin değil, ekonomik ve sosyal koşullarının ve yaşlarının da dikkate alınması üzerinde duruluyor.
Tartışılan seçeneklerden biri, anlaşmalı boşanmalarda tarafların ekonomik durumlarının eşit olması halinde süresiz nafakanın kaldırılabilmesi. Ekonomik koşulların eşit olmadığı durumlarda ise süresiz nafaka verilip verilmeyeceğine hâkimin karar vermesi değerlendiriliyor.
Bu yaklaşımın benimsenmesi halinde, süresiz nafakanın tümüyle kaldırılması yerine her dosyanın koşullarına göre karar verilmesini sağlayacak bir model öne çıkabilir. Ancak düzenlemenin son şekli henüz netleşmiş değil.
AYM KARARININ ARDINDAN YENİ YASAL DÜZENLEME GEREKİYOR
Anayasa Mahkemesi (AYM), 4 Haziran 2026'da Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasına ilişkin “süresiz olarak” ibaresini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti.
30 Eylül 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan kararın yürürlüğe girmesi için dokuz aylık süre tanındı. Böylece yeni yasal düzenlemenin hazırlanması için 30 Haziran 2027'ye kadar zaman verildi.
AYM'nin kararı, yoksulluk nafakasını bütünüyle ortadan kaldırmıyor. İptal kararı, nafakanın süresiz olarak talep edilmesine imkân tanıyan ifadeye ilişkin. Bu nedenle yeni düzenlemenin nafaka süresinin nasıl belirleneceği ve hâkimin hangi ölçütleri dikkate alacağı konularında yeni bir yasal çerçeve oluşturması bekleniyor.
Süresiz nafaka düzenlemesinin hangi modelle yeniden şekillendirileceği, tarafların ekonomik koşullarının nasıl değerlendirileceği ve hâkimlere ne ölçüde yetki verileceği, önümüzdeki dönemin önemli hukuk başlıkları arasında yer alıyor.