Mümin Ağcakaya
TİGRİS HABER - Yazar Mehmet Aktarlı; ‘Özgürlük Çiçeği’, ‘Güneşin Tarihle Dans Ettiği Kent; Silvan-Ferqin’ derleme kitabından sonra ‘Sürgün Anılar-Bir Silvan Hikâyesi’ romanı okuyucusuyla buluştu.
Yazar Mehmet Aktarlı son romanı ‘Sürgün Anılar’ kitabında; Silvan’ın eski yüzü bir de yeni yüzü arasında olayın kahramanı bir geliş gidiş hikâyesi. Bu hikâye içerisinde de Silvan’ın nasıl değişim gösterdiği. Silvan’ın aradan geçen süre içerisinde hem yapısal olarak hem de insani ilişkiler olarak aynı zamanda doğasının da nasıl bir değişim ve dönüşüme uğradığını anlatılıyor. Bu değişmeler anlatılırken de Silvan’ın tarihsel geçmişine dönük vurgular yapılıyor. Tarihsel bir kentin de son yıllarda nasıl bir değişim ve dönüşüme uğradığının hikâyesi. Sadece olayın kahramanının değil aynı zamanda Silvan’ın bir hikâyesi. . Film ve tiyatro senaryoları da yazan Aktarlı son kitabı üzerine Tigris Haber’e konuştu.
‘Sürgün Anılar’ romanın nasıl oluştu?
Roman bir Silvan hikâyesini anlatıyor. Ben Silvan’lıyım. 19 yaşıma kadar Silvan’daydım. 1990 öncesi Silvan bizim için çok önemliydi, adeta hayallerimizin kentiydi. Çünkü bizim için gerçekten bir cennetti. O güzel günleri unutmamak, unutturmamak, hafızalarda tekrar yaşatmak için böyle bir kitap yazdım.
Silvan’ın tarihini, kültürünü, sanatını, siyasetini, politikasını, sporunu, ekonomisini, sosyal hayatının da içinde bulunulan birçok hikâyeyi bir karakter kurgulayarak işledim.
Romanın kahramanı nasıl bir macera yaşıyor? Silvan tarihi içerisinde nasıl işledin?
Romanın kahramanı Merwan 17 yaşında lisede okurken tutuklanıyor. Birçok suç isnadından dolayı müebbet ceza alıyor. 30 sene sonra cezaevinden çıkıyor. Silvan’a geldiğinde eski Silvan’ı arıyor. Ama bulamıyor. Dolayısıyla romanın akışında eski Silvan’la yeni Silvan’ı karşılaştırıyor.
Bir de Merwan’ın bir aşk acısı var. Lisedeyken aşkı olan Jiyan’a kavuşma heyecanıyla geliyor ancak Jiyan evlendiğini öğreniyor. Merwan bir yandan eski Silvan’ı ararken buna aşk acısı da ekleniyor. Yaşamına devam etmeye çalışıyor ama her gittiği sokak, mahalle, karşılaştığı birçok insan ona acı vermeye başlıyor.
O eski bahçeli evlerin yerini beton binalar almış. Silvan’ın eski bağları, bahçeleri olan evler gitmiş yerine betonarme bir şehir gelmiştir. Bu durumda Merwan eski Silvan’ içinde acı çekerek yaşıyor.
Kentteki bu değişim içinde daha önce tanımış olduğu kişilerin de nasıl bir değişim geçirdiği, toplumu yozlaştıran işlere, uyuşturucudan bahis, kumar gibi işlere nasıl bulaştığını da görüyor. Eskiden tanıdığı bu kişilerin sadece toplum değerlerinden kopmakla kalmadığı aynı zamanda böylesi kirli işlere bulaştığını gördükçe şaşkınlığı daha da artıyor.
Kültürel bir erozyonun olması, eski geleneklerden kopuş, asimile olmuş, farklı bir yere evirilmiş Silvan’la karşılaşıyor. Şaşkınlığın yanında derin de bir acı duyuyor. Bu değişimi kabul edemiyor.
Karşılaştığı bu değişimlerden dolayı romanın kahramanı sürekli gel gitleri yaşıyor. Bir yanı gitmek istiyor ama bir türlü de bırakamıyor. Bir taraftan da bu değişime ayak uyduramayacağını biliyor. Bu durum da onun canını acıtıyor. Bu ikilem arasında roman kahramanı hayata tutunmaya çalışıyor. Bu açıdan ‘Sürgün Anıları’ bir arayış romanı olarak da değerlendirilebilir.
Bu arayış içinde kendine bir yol bulabiliyor mu? Ona karşı mücadelesi nasıl gelişiyor?
Bu mücadeleye devam ediyor ama henüz sonuçlanmıyor. Bu kitap burada bitmiyor. Bu kitabın devamı olacak. Bu sorunun cevabı sonraki çalışmada olacak. Mücadelesi devam ediyor ve henüz sonuçlanmamış durumda.