Suriyeli göçmenler vatandaşlık istiyor!

Suriyeli göçmenler vatandaşlık istiyor!

Diyarbakır ve Şanlıurfa’da 500 Suriyeli göçmen üzerinde yapılan saha araştırmasında % 73 Türkiye vatandaşlığı talebi çıktı.

“Diyarbakır ve Şanlıurfa’da Suriyeli Göçmenlerin İşgücü Piyasası Analizi” adlı saha çalışmasının sonuçlarını ve Suriyeli göçmenlerin Türkiye’deki yaşam koşullarını gazetemize değerlendiren Diyarbakır Sosyal Kalkınma ve Geliştirme Derneği Genel Başkanı Kadriye Esra Aygün, söz konusu saha araştırmasının çarpıcı sonuçlarını açıkladı.

 

Gaziantep ayakkabı piyasasında Suriyeli yatırımcılar…

Yaptıkları anket çalışması ile vardıkları sonuçlara göre, Suriyeli göçmenlerin çoğunluğunun Türkiye’den memnun oldukları ve Suriye’deki mal varlıklarını nakde çevirerek Türkiye’de yatırım yapmak istediklerini belirten Aygün, “Suriyeli mültecilerin içinde, lisans, yüksek lisans mezunu, doktorasını yapmış Profesörler, zanaatkârlar ve iş insanları da vardı. Tek bir örnek verecek olursak bugün Gaziantep’te ki ayakkabı üreticiliğinde söz sahibi olmuş durumdalar. Üreten Suriyeliler savaş öncesi oluşturmuş oldukları Pazar portföyleriyle Türkiye’ye geldikleri için bugün ihracat yapıyorlar” diye konuştu.

Diyarbakır Sosyal Kalkınma ve Geliştirme Derneği, Suriye Dostluk Derneği, Dicle Üniversitesi ve Karacadağ Kalkınma Ajansının katkılarıyla geçtiğimiz Aralı ayı sonlarında yapılan bir toplantıyla sonuçları kamuoyu ile paylaşılan, “Diyarbakır ve Şanlıurfa’da Suriyeli Göçmenlerin İşgücü Piyasası Analizi” adlı saha çalışmasının sonuçlarını ve Suriyeli göçmenlerin Türkiye’deki yaşam koşullarını değerlendirmek üzere Diyarbakır Sosyal Kalkınma ve Geliştirme Derneği Genel Başkanı Kadriye Esra Aygün ile konuştuk.

Şanlıurfa Siverek’te doğan Kadriye Esra Aygün, Lisans eğitimini Harran Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Fakültesinde, yüksek lisans eğitimini de İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesinde Uluslararası İlişkiler ve Siyaset bilimi üzerine yaptı. 2006‘dan itibaren Aykon Grup’un Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini de yürüten Aygün, Suriye Dostluk Derneği, Ortadoğu Uluslararası Dostluk ve Geliştirme Derneği, Diyarbakır Sosyal Kalkınma ve Geliştirme Derneği, Türk Yunan Dostluk Derneği’nde Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini de sürdürmektedir.

1- Diyarbakır Sosyal Kalkınma ve Geliştirme Derneği Genel Başkanlığı yapıyorsunuz? Derneğinizin kuruluşundan, amacından kısaca bahseder misiniz?

“Diyarbakır’a hizmet için Diyarbakır gönüllülerini bir araya getirmek…”

Diyarbakır Sosyal Kalkınma ve Geliştirme derneğini kurmamızın en büyük nedeni bir Diyarbakırlı olarak memleketime, kadınlara ve gençlere hizmet edebilmektir. Amacımız, Diyarbakır’ın kalkınmasına destek olabilmek için Diyarbakır gönüllülerini bir araya getirebilmektir

2- Bugüne kadar çeşitli dostluk derneklerinde yöneticilik yapmanızın yanı sıra özellikle Suriyeli mültecilerin durumuna ilişkin ciddi saha araştırmaları yaptınız. Suriyeli mülteciler yaşadıkları bölgelerde en çok hangi sorunlarla karşılaşmaktalar, bu konuda sizin gözlemleriniz nelerdir?

 

“Derneğimiz,9 şube yurt dışında 4 irtibat bürosu ile 18.000 üyeye ulaştı”

Biz Suriye Dostluk Derneğini 2008 yılında yani iç savaştan 3 yıl önce kurmuştuk. Suriye'de İç savaşın çıkmasıyla derneğimiz Türkiye genelinde 9 şubeye yurt dışında da 4 irtibat bürosuna ve 18.000 üyeye ulaştı. Bu kapsamda 2011 itibari ile Türkiye'ye sığınmak zorunda kalan Suriyelilere ilk etapta yaşam alanları, sağlık, eğitim ile ilgili daha sonrada çalışma hayatlarıyla ilgili destek olmaya çalışıyoruz.

Suriyeli ve diğer mültecilerin sığınmak zorunda kaldıkları bütün ülkelerde yaşadıkları sorunlar hemen hemen aynı; dil, yetişkinlerin mesleklerini icra edememesi, (doktor, mühendis gibi eğitimli mülteciler kendi mesleklerini icra edemiyorlar), ev kiralarının yüksek olması, çocuklarının okula devam edememesi, asgari ücretin altında ücret almaları, kayıt dışı istihdam vb…

3- Yakın zamandaki anket çalışmanızdan ve sonuçlarından bahseder misiniz?

“Suriyelilerin iş gücü piyasa analizini yaptık”

Diyarbakır Sosyal Kalkınma Derneği olarak Dicle Üniversitesi ile birlikte Karacadağ Kalkınma Ajansının destekleriyle Şanlıurfa ve Diyarbakır’da (TRC2 BÖLGESİ) yaşayan Suriyelilerin iş gücü piyasa analizini yaptık. Çalışmamız 4 aylık bir sürede 500 Suriyeli ile 40 ana başlıkla soru sorularak yüz yüze yapılan bir anket çalışmasının değerlendirilmesiydi.

Savaş sonrası ülkeye dönüş düşünülüyor mu?

Anket sorularımız genel olarak şu konular üzerineydi: Suriye'den kaç sene önce geldikleri, eğitim düzeyleri, Suriye'deyken icra ettikleri meslek ve şimdi ne iş yaptıkları, medeni durum ve çocuk sayısı, evde kimlerle yaşadıkları, Türkiye’de olmaktan memnun olup olmadıkları, savaş sonrası ülkelerine dönmek isteyip istemedikleri gibi…

“Kayıt dışı çalışma yoğun”

Tabii soruların sonucunda elde etmiş olduğumuz cevapların ışığında çarpıcı sonuçlar elde ettik. Vardığımız sonuçlar öz itibariyle şöyleydi: Suriyelilerin Türkiye’den memnun oldukları, kayıt dışı çalışmanın yoğun olduğu, okullaşma oranın düşük olduğu, yardım alanların hayatlarından memnun olmadıkları; çünkü hayatlarını çalışarak idame etmek istemeleri.

Türkiye’den vatandaşlık talebi

Anket değerlendirmelerimize göre Suriye'de ki gayrı menkullerini nakde çevirip Türkiye’de yatırım yapmak istedikleri, sağlık konusunda Türkiye’den aldıkları hizmetlerden memnun oldukları, son olarak ve en önemlisi ise Türkiye’den vatandaşlık istemeleri gibi çarpıcı sonuçlara ulaştık.

4- Yapmış olduğunuz bu anket çalışmasının sizce öne çıkan başlıkları nelerdir?

“Suriyeliler, tüketen değil üreten olmak istiyor”

 Bize göre en önemli başlıklar; kötü şartlar altında çalışmak zorunda kalmaları, sosyal güvencelerinin olmaması, düşük ücret almaları, sosyal yardım alan Suriyelilerin memnun olmadıkları; çünkü çalışmak istemeleri, çalışan Suriyelilerin de ülke ekonomisine destek olmaları açısından çok önemli olduğu, yani Suriyelilerin tüketen değil üreten olmak istemeleri.

“Suriyeli mültecilerin % 73’ü vatandaşlık istiyor”

Eğitim sorunun bir an evvel çözülmesi kayıp bir neslin olmasının engellenmesi de yine çarpıcı başlıklar arasındaydı. Büyük bir çoğunluğun Türkiye’de yaşamlarına devam etmek istemeleri hatta Suriye'deki varlıklarını da Türkiye’ye nakde çevirerek taşımak istemeleri ve Türkiye’den çok memnun olduklarını görmek bizim için sevindiriciydi. Yapmış olduğumuz çalışma sonucunda ulaşmış olduğumuz en önemli sonuç ise Suriye’den gelenlerin  %73’ünün Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı istemeleriydi.

5- Ülkemize gelen Suriyeli mültecileri vatandaşlarımızın gözünde daha çok sokak çocukları, dilencilik ya da çalışma alanlarında angarya işlerde çalışanlar olarak görülüyor. Sizce bu algının oluşmasının nedenleri nelerdir?

4 Milyon Suriyeli göç etmiş durumda

Suriye’den kayıt dışılarla birlikte şu an için yaklaşık 4 milyon insan göç etmiş durumda. Suriye’den gelenlerin hiç birisi planlı ve programlı olarak göç etmedi. Ülkelerinde yaşanan iç savaş sonucunda mallarını, mülklerini orada bırakıp sadece canlarını kurtararak geldiler.

“Doktor olanlar hamallıkla ev geçindirdiler”

Çocuklar yetim, eşler dul kalırken, erkekler ise savaş sırasında şehit oldu. Bu doğrultuda başka bir ülkede hayatlarını idame ettirebilmek için dilenmek, cam silmek zorunda kaldılar. Suriye’deyken doktor olanlar hamallıkla ev geçindirdiler ama hırsızlık yapmadılar, bunu da unutmamak lazım. Maalesef bazı odaklar da nedenini, oranını araştırmadan gelen 4 milyon Suriyeliyi aynı kategoriye koydu. Fakat gelenlerin hepsi böyle değildi. İlk şok atlatıldıktan sonra herkes kendine göre çalışabileceği bir ortam oluşturdu.

6- Suriye’deki savaş ortamından ülkemize gelen mülteciler arasında akademik eğitim alan, teknik açıdan yüksek donanım kapasitesine sahip ya da sermaye gücü olarak iş kurma kapasitesine sahip kesimler yok mu ya da bunlar neden görünür değil?

“Gaziantep ayakkabı piyasasında söz sahibiler”

Az önce de bahsettiğim gibi Suriyeli mültecilerin içinde, lisans, yüksek lisans mezunu, doktorasını yapmış Profesörler, zanaatkârlar ve iş insanları da vardı. Tek bir örnek verecek olursak bugün Gaziantep’te ki ayakkabı üreticiliğinde söz sahibi olmuş durumdalar. Üreten Suriyeliler savaş öncesi oluşturmuş oldukları Pazar portföyleriyle Türkiye’ye geldikleri için bugün ihracat yapıyorlar. Ama maalesef ki medya Suriyelilerin bu kesimini görmek istemiyor ve göstermiyor o nedenle biz sadece sokaklarda dilenenleri Suriyeli olarak görüyoruz.

7- Ülkemize gelen Suriyeli mülteci sayısı, mültecilerin bölgeler ve iller arası dağılımı hakkında ne tür bir bilgi sahibisiniz, bunları paylaşabilir misiniz?

En çok göç savaşın en yoğun yaşandığı ve sınıra en yakın olan yerlerden

Değinmiş olduğunuz bu hususu çok kapsamlı ve derin bir araştırmanın konusudur ve hâlihazırda AFAD tarafından raporlaştırılmış bulunmaktadır. Genel itibariyle AFAD’ın Suriyeli sığınmacılara yönelik hazırlamış olduğu raporlardan aktaracak olursak; Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıların çoğu Suriye -Türkiye sınırına yakın olan bölgelerden gelmektedir. Bu bölgeler aynı zamanda yoğun çatışmaların da olduğu bölgelerdir. Türkiye’ye gelen Suriyeli sığınmacıların yaklaşık yüzde 36’sı Türkiye’deki 10 kentte bulunan 22 kampa yerleştirilmiştir ve yüzde 64’ü kampların bulunduğu 10 kent de dâhil olmak üzere çeşitli kentlerde kamplar dışına yerleşmiştir. Bu 10 kent, Türkiye’nin güney ve güneydoğusundadır ve Suriye-Türkiye sınırına yakındır.

“Suriyeli sığınmacıların birçoğu Türkiye’ye kaçak giriş yapmış”

Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılardan kamp dışında olanların yaklaşık yüzde 45’inin AFAD kaydı vardır ve yaklaşık yüzde 20’sinin ise oturma izni vardır. Kamplarda yaşayan Suriyeli sığınmacıların yarıdan fazlası ve kamp dışında yaşayan Suriyeli sığınmacıların dörtte biri, Türkiye’ye, resmi bir sınır noktasından, pasaportsuz olarak girmiştir. Ayrıca, Suriyeli sığınmacıların önemli bir yüzdesi resmi olmayan bir sınır noktasından Türkiye’ye giriş yapmıştır. Suriyeli sığınmacıların yaklaşık dörtte üçü, başka bir ülke yerine Türkiye’yi tercih etmelerinin nedeninin ulaşım kolaylığı olduğunu belirtmiştir.

“Suriyeli sığınmacıların üçte biri savaşta yakınlarını kaybetmiş”

Kamplarda yaşayan Suriyeli sığınmacıların yarıya yakını (ve kamp dışında yaşayanların biraz daha azı) Suriye’deki evlerinin tamamen yıkılmış veya çok hasarlı olduğunu belirtmişlerdir. Kamplarda yaşayan Suriyeli sığınmacıların yaklaşık üçte biri, en az bir aile üyesinin öldüğünü ve yine yaklaşık üçte biri en az bir aile üyesinin yaralandığını belirtmiştir. (Kamp dışında yaşayanlar arasında bu oranlar biraz daha düşüktür).

“Suriyeli mültecilerin çoğu konut koşullarından memnun değil”

Kamp dışında yaşayan Suriyeli sığınmacıların yaklaşık dörtte üçü Türkiye’de bir ev veya apartman dairesinde oturmaktadır. Konut koşulları kalabalık sayılabilir. Kamp dışında yaşayanların yaklaşık yüzde 62’si, 7 veya daha fazla insan ile bir arada yaşamaktadır. Kamplarda yaşayan Suriyeli sığınmacıların dörtte üçü ve kamp dışında yaşayanların yarıdan fazlası, içinde yaşadıkları konut biriminin, iklim koşullarına uygun olmadığını düşünmektedir.

“Suriyeli sığınmacıların çoğu sağlık hizmetlerinden memnun”

Kamplarda yaşayan Suriyeli sığınmacıların yüzde 90’dan fazlası ve kamp dışında yaşayanların beşte üçüne yakını Türkiye’de sağlık hizmetlerini kullandıklarını belirtmişlerdir ve dörtte üçünden fazlası sağlık hizmetlerinden çok memnun veya memnun kalmıştır. Kamplarda yaşayan Suriyeli sığınmacıların çok yüksek bir yüzdesi, kamplardaki güvenlik, yemek, sağlık, eğitim, dini ve diğer hizmetleri çok olumlu değerlendirmiştir.

“Mültecilerin % 86’sı Türkçe öğrenmek istiyor”

Kamplarda yaşayan Suriyeli sığınmacı çocukların yaklaşık yüzde 83’ü ve kamp dışında yaşayan Suriyeli sığınmacı çocukların sadece yüzde 14’ü okula devam etmektedir. Kamp dışında yaşayan Suriyeli sığınmacıların yaklaşık dörtte üçü bir iş arıyor ve kamp içi ve dışı beraber değerlendirildiğinde yüzde 86’sı Türkçe öğrenmek istiyor.

“2013’te Suriyeli sığınmacıların yarısından fazlası evlerine geri dönmek istiyordu”

Kamplarda yaşayan Suriyeli sığınmacıların beşte üçüne yakını (kamp dışında yaşayanların bir dereceye kadar daha azı) Suriye’deki çatışma sona erdiği zaman Suriye’ye dönmeyi planladıklarını belirtmişlerdir. Burada dikkat çekilmesi gereken bir noktanın altını çizmekte yarar var, söz konusu AFAD raporu 2013 tarihlidir ve bu rapora göre Suriyeli mültecilerin yarısından fazlası memleketlerine geri dönmek isterken bugün ise yaptığımız araştırma sonucuna göre Suriyeli mültecilerin %73’ü Türkiye’den vatandaşlık talebinde bulunmaktadırlar. Bu da gösteriyor ki, Suriye’deki savaşın uzaması ve oradaki normalleşmenin daha çok zaman alacağının ipuçlarının ortaya çıkmasıyla birlikte insanların evlerine dönüş umutları gün be gün azalmıştır.

“En çok sığınmacı Halep’ten”

Suriye’den Türkiye’ye en çok sığınmacı  (%36) Halep’ten gelmiştir. Halep, 2012 tahminlerine göre 4,6 milyon nüfusu ile Suriye’nin en kalabalık kentidir. Türkiye’ye en çok sığınmacı yollayan ikinci kent İdlip’tir. Toplam sığınmacıların yaklaşık yüzde 21’i ise İdlip’ten gelmiştir. Türkiye’ye gelen Suriyeli sığınmacıların bir dereceye kadar yüksek bir yüzdesi Rakka ve Lazkiye’den gelmiştir. Türkiye’ye gelen Suriyeli sığınmacıların yaklaşık yüzde 11’i Rakka’dan ve yaklaşık yüzde 9’u Lazkiye’den gelirken, Türkiye’ye Suriyeli sığınmacıların geldiği diğer iki kent ise, Hasiçi ve Hama’dır.  Türkiye’ye gelen sığınmacıların yaklaşık yüzde 10’u ise Suriye’nin diğer kentlerinden gelmiştir.

“22 Barınma Merkezinde 221.442 100 Suriyeli mülteci”

Türkiye’ye gelen Suriyeli sığınmacılar Türkiye’nin Suriye sınırına yakın 10 kentinde bulunan kamplarda ve bu kentlere dağılmış olarak yaşamaktadırlar. Bu kentlerimiz; Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman, Adana, Osmaniye, Malatya ve Mardin’dir. Bu on kentimizde bulunan 22 kampta toplam 221 bin civarında Suriyeli mülteci bulunmaktadır. Şanlıurfa’da 4 Barınma Merkezinde 73.739 33,3, Kilis’te 2 Barınma Merkezinde 37.678 17, Gaziantep’te 4 Barınma Merkezinde 33.950 15,3, Kahramanmaraş’ta 1 Barınma Merkezi 15.668 7,1 Hatay’da 5 Barınma Merkezinde 14.599 6,6, Adana’da 1 Barınma Merkezinde 11.451 5,2, Adıyaman’da 1 Barınma Merkezinde 9.901 4,5, Osmaniye’de 1 Barınma Merkezinde 9.230 4,2, Mardin’de 2 Barınma Merkezinde 8.151 3,7 ve Malatya 1 Barınma Merkezinde 7.075 3,2 olmak üzere toplam 22 Barınma Merkezinde 221.442 100 Suriyeli mülteci barınmaktadır.

“Kilis’in nüfusu Suriyeli sığınmacıların akını ile yüzde 30 artmıştır”

124 bin nüfuslu göreceli olarak küçük bir kent olan Kilis’in nüfusu Suriyeli sığınmacıların akını ile yüzde 30 artmıştır. Şanlıurfa 1,8 milyon nüfusu olan bir kenttir. Suriyeli sığınmacılar bu kentin nüfusunu yüzde 6,6 artırmıştır. Yine nüfusu 1,8 milyon olan Gaziantep’te ise yüzde 6,8 nüfus artışı yaşanmıştır. 1,5 milyon nüfusu olan Hatay’da yüzde 5 nüfus artışı olmuştur. 773 bin nüfusu olan Mardin’de yüzde 4,8 nüfus artışı yaşanmıştır. Geriye kalan kentler, Adana, Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Malatya, Adıyaman ve Osmaniye’nin nüfuslarında ise yüzde 0,7-2,0 arasında nüfus artışı yaşanmıştır.

“Erkek sığınmacıların 4’te 1’e yakını ve kadın sığınmacıların 4’te 1’den fazlası harabelerde”

Suriyeli sığınmacıların kentlerimizdeki barınma koşullarına değinecek olursak; erkek sığınmacıların yüzde 75’i ve kadın sığınmacıların yüzde 73’ü bir ev veya apartman dairesinde yaşamaktadır; fakat erkek sığınmacıların yüzde 13’ü ve kadın sığınmacıların yüzde 16’sı harabelerde yaşamaktadır ve erkek ve kadın sığınmacıların her birinin yüzde 10’u derme-çatma geçici düzen veya plastik korumalar altında yaşamaktadır. Böylece, bu yüzdeler göstermektedir ki erkek sığınmacıların 4’te 1’e yakını ve kadın sığınmacıların 4’te 1’den fazlası harabelerde, derme-çatma geçici düzenlemelerde, plastik korumalar altında veya açık alanda yaşamaktadır.

7 milyon Suriyeli yerinden yurdundan oldu

Yine, Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre, Suriye’de Mart 2011’de başlayan çatışmalar neticesinde 4.25 milyon kişi Suriye içinde, 2,7 milyon kişi de komşu ülkelere göç ederek o ülkelerde yaşamaya başlamıştır. Evlerini bir şekilde terk etmek zorunda kalan yaklaşık 7 milyon kişi Suriye’nin savaştan önceki nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturmaktadır.

8- Suriyeli mülteci sorununa BM’nin ya da AB ülkelerinin yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

“BM, AB ve dünya mülteci sorununda sınıfta kaldı”

BM, AB ve tüm dünya Suriye’de yaşananlarla ilgili insanlık sınavında maalesef ki sınıfta kaldılar. Türkiye bugün Avrupa’da ki bazı ülkelerin nüfusuna eşit mülteciye ev sahipliği yapıyor ama dünya sessizliğe gömülerek kendi insanlığını öldürüyor.

9- Diyarbakır Sosyal Kalkınma ve Geliştirme Derneği Genel Başkanı olarak Diyarbakır’daki faaliyetleriniz hakkında neler paylaşmak istersiniz?

Çeşitli alanlar ve konular üzerine toplantı ve seminerler…

Diyarbakır Sosyal Kalkınma ve Geliştirme Derneği olarak Diyarbakırlı genç ve kadınlara, dezavantajlı gruplara yönelik olarak meslek eğitimleri, kurslar, uyuşturucu madde kullanımının zararları konusunda uyarıcı etkinlikler, sağlık konulu seminerler, girişimcilik ile ilgili çeşitli toplantılar yaptık. Gençlere yönelik motivasyon için spor müsabakaları ile Diyarbakır’da yaşayan Suriyelilere yönelik olarak da dil ve meslek kursları düzenliyoruz. Gücümüz yettiğince yeni nesillerin yanında olmaya çalışıyoruz, çünkü onlar bizim yarınlarımız.

10- Diyarbakır işsizliğin ve yoksulluğun yoğun yaşandığı bir kent, sizce bu sorunların çözümünde derneğiniz nasıl bir yerde duruyor ya da sizin çabalarınızla bu sorunların üstesinden gelebilmek mümkün mü?

“Amacımız üreten, eğitim seviyesi yüksek bir Diyarbakır’a kavuşmak”

Demin de belirttiğim üzere eğitim çağında ki çocukların eğitimlerini destekleyerek çalışma hayatına atılmak isteyenlere de meslek öğretip mentörlük vererek ayaklarının üstlerinde durmalarına yardımcı olmaya çalışıyoruz. Amacımız üreten, eğitim seviyesi yüksek bir Diyarbakır’a kavuşmaktır.

Ali Abbas YILMAZ / Özel haber

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Diyarbakır Haberleri