Surp Giragos'a 100. Yıl Ödülü

Şeyhmus DİKEN

Yıl 2002 olmalı. Beş insan boyundaki bazalt sütunların yarı boyuna kadar orta avlusu toprak ve moloz yığılı alandan tam kırk günlük uğraşı sonucunda 742 römork atık temizlemiştik. Diyarbakır'ın kadim mekânlarından Surp Giragos Ermeni Kilisesi, sahipleri gitti gideli kilisenin adeta herşeyi; bekçisi, sahibi, son Ermenisi Anto Usta'ya (Antranik Zor) kalmıştı. Soranlara, "Gittiler İşte, hepsi gitti. Bir tek ben kaldım geriye. Sahibi de benim, bekçisi de, bu kilisenin..." diyordu.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin çabası ile temizlemiştik molozları, o kadar. Kilisede cemaat namına kimse kalmamıştı. Şimdilerde on yıl sonra “iş” ortaya çıktıktan sonra görünenlerin hiç biri o yıllarda ortada yoktu. Kolay değildi tabi! Yüzyılın insan tekinin üzerine sinen korkusu, ürkekliği haklı bir gerekçeydi. Kültür ve Tabiat Varlıklarına röleve ve restorasyon projesi sunulmuş onaydan geçmişti. Ama devasa bir işti, para, kaynak, insan, emek lazımdı. Ve ortada hiçbir şey yoktu.

Zaman en iyi ilaçtır derler ya! Aynen öyle. Zaman içinde dönemin büyükşehir belediye başkanı Osman Baydemirle Surp Giragos Vakfı başkanı Ergün Ayık ve Mıgırdiç Margosyan bir de ben ilk görüşmeyi birlikte yaptık. Belediye yüzde otuz katılım payı ile paydaş oldu. Ermeni Patrikhanesi, Surp Giragos Vakfı ve Belediyenin paydaşlığında üç yıllık bir çalışmayla Ermeni Dünyasının en büyük kilisesi olan Surp Giragos Ermeni Kilisesi bugünkü görkemli görüntüsüne kavuştu.

Tabi tarih de yazar ki bu türden mekânlar kurtulduktan, kurtarıldıktan sonra sahipleneni çok olur. O da olsun. Sahiplenildikçe mekân ayakta kalır. Şükür ki mekân ibadet mekânı olmasının yanında artık bir kültürel “uğrak” yeri haline de dönüştü.

Size bütün bunları yazmamın nedeni son bir hafta içinde medyaya düşen çok güzel bir haber üzerinedir. Avrupa Komisyonu ve Europa Nostra, Avrupa’nın Kültürel Miras alanında en prestijli ödülü olan, Europa Nostra 2015 Ödüllerini kazananları açıkladı. 263 başvuru arasından Türkiye ve Kürdistan’dan ödül almaya hak kazanan tek proje olmuş Diyarbakır Surp Giragos Ermeni Kilisesi. Avrupa Birliği Kültürel Miras Ödülü; “Koruma, Araştırma ve Sayısallaştırma, Özel Hizmet ve Öğretimle Farkındalık Yaratma” başlıklarında olmak üzere dört dalda veriliyor.

Ödül Komitesi Surp Giragos’a ödül verme gerekçesini; kilisenin restorasyonunda “yerel yönetim bölge halkı ve Ermeni toplumunun ortaklaşa katkısını” önemli bularak dayanak noktasını şöyle şekillendirmiş. “Bölgede Ermenilerin ana kilisesinin cemaatinin buradan gitmesinden sonra restore edilmesi için harcanan çaba, kent ve kentliler için önemli bir uzlaştırma hareketi olmuştur. Proje, çatı, çan kulesi ve iç döşeme malzemeleri başta olmak üzere, kayıp elemanlarının yeniden inşa edilmesi için eski belgeler üzerinde yapılan geniş bir araştırma sonucunda geliştirilmiştir. Ermeni Cemaati’nin eserin restorasyona katılımı da yöre halkı arasında barış ve toplumsal bütünleşmenin gelişmesinde çok büyük bir katkı sağlamıştır ve tüm dünyadan Ermeni ziyaretçileri buraya çekmektedir.” Kültür Mirası Ödülleri her ödül kazanana 0nbin Euro olarak 11 Haziran’da Oslo Belediyesinde verilecek.

Bütün buraya kadarı çok güzel, gurur verici ve gönendirici. Kentin uluslararası alanda çok dinli, çok dilli, çok kültürlü ve çok etnisiteli yapısı daha görünür kılınacak. Ve daha da önemlisi bu tip yeniden birlikte yaşam kurgusu diğer alanlara, yapılara, şehirlere, coğrafyalara da yansıyacak.

Yalnız Surp Giragos Ermeni Kilisesi üzerinden hakkaniyetli bir hak okuması ve hak teslimiyetine de ziyadesiyle ihtiyaç var. Diyarbakır’ın diğer tüm şehirlerden farklı bir artısı, kazanımı var. O da Zülfikar Halifeoğlu gerçeği. Surp Giragos Ermeni Kilisesi, Ulu Cami, Cemil Paşa Konağı, Ongözlü Köprü, Malabadi Köprüsü hatta Hasankeyf; bütün bu bölgenin tarih ve kültür abidelerinin yeniden hayatiyet bulmasının ve görücüye çıkmasının usta mimarı sağlam ekibiyle birlikte Zülfikar Halifeoğlu’nun işi. Mütevazı bir adamdır Zülfikar Halifeoğlu. Çok öne çıkmayı sevmez. Adından bahsedilmesini de pek sevmez. Ama bana göre bu ödülün asıl sahibi; beğenmediği restorasyonu defalarca kırıp, döküp, bozarak içine sininceye, aslına uygun oluncaya kadar ısrar eden Halifeoğlu’nundur.

Halifeoğlu, kentin yeni zamanlarının mekâna yeniden ruh katan hemeşehrisi olma ödülünü çoktan hak etti. Kentin kurumlarından Belediye, Valilik, sivil toplum örgütlerine diyorum ki; böylesine kentine ve mekânlarına değer biçen şahsiyetleri onurlandırın ki, değerlerini bilin ki eserler daha da değer kazansın. Ustası da onurlansın.

Hem unutmayın ki bundan bin sene evvel tarihi Amid Surlarının burçlarını yapan mimarların, ustaların adları o burçları yaptıran meliklerin, kralların, hatta parasını veren hayırseverlerin adlarının yanında taşa kazılırdı. Bugün o taşlarda o ustaların adlarını okuyup hafızamıza nakşediyorsak emeğin değerini bilmek hatırınadır.

Taş binlerce yıl yaşadıkça ona değer vereni yaşatır. Yeter ki gönüller vefa bilsin…

Şeyhmus Diken

18 Nisan 2015 Diyarbekir

 

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.