SUSMAK…

Bêjdar Ro Amed

Kimi zaman susmak, dudaklarda bir mühür gibi durur; kimi zaman varlığın içinde sessizce genişleyen bir alan hâline gelir. İnsan konuşarak var olur denir, fakat bazı anlar vardır ki insan, ancak susarak daha derin bir temas kurar. Çünkü her söz açmaz; bazı kelimeler olanı berraklaştırmak yerine onu parçalar. Sessizlik ise çoğu zaman açıklama yapmadan, düzeltmeye çalışmadan, var olanı olduğu hâliyle tutar. Bu yüzden suskunluk, kimi zaman gerçeğin en sade ve dokunulmamış biçimi olur.

Sessizliğin Yapısı

Sessizlik bir boşluk değildir. Aksine, yoğun bir varoluş alanıdır. En küçük parçacıklar bile, büyük bir sessizliğin içinde hareket eder. Atomlar konuşmaz; ama birbirleriyle sürekli bir ilişki hâlindedir. Enerji ses çıkarmaz; fakat her şeyi dönüştürür. Evren, gürültüyle değil, titreşimle işler. Bu titreşim, duyulmaz ama hissedilir. Sessizlik de böyledir: görünmez, fakat etkisi derindir.

Doğanın Dili

Doğa, kendini anlatmak için kelimelere ihtiyaç duymaz. Bir dağın orada duruşu, bir gölün yüzeyindeki dinginlik, toprağın derinlerde sürdürdüğü yaşam sessizdir ama eksik değildir. Gece, sessizliğiyle hayatı durdurmaz; aksine, onu taşır. Rüzgârın durduğu anlar, doğanın sustuğu değil, kendini topladığı anlardır. Sessizlik, doğada bir duraksama değil, bir denge hâlidir.

İçsel Alanlar

İnsanın içinde de benzer alanlar vardır. Farkındalık anları çoğu zaman sessizdir; adını söylemeden, kendini ilan etmeden var olurlar. Aynı şekilde çözülmeler, fark edişler ve derin değişimler de sessizce gerçekleşir. Büyük dönüşümler çoğu zaman bir cümleyle başlamaz; bir durma, bir susma, bir iç açıklıkla başlar. Zihnin gürültüsü azaldığında, daha geniş bir algı alanı kendiliğinden görünür hâle gelir.

Susturulan Sessizlik

Her sessizlik bu açıklığın içinden doğmaz. Bazen ses bastırılır, bazen alan daraltılır. Bu tür sessizlik, bir genişleme değil, bir sıkışma taşır. Yine de zamanla, bu zorunlu suskunluk bile insanın içinde başka bir duyarlılığa dönüşebilir. Konuşamayan ifade, içerde daha derin bir temas alanı oluşturur. Bu alan, kelimelerden önce gelir ve çoğu zaman onlardan daha kalıcıdır.

Sessizliğin Anlattıkları

Bazı anlar vardır ki konuşmak dağınıklık yaratır; susmak ise olanı bir arada tutar. Dilin yetmediği yerde sessizlik kendiliğinden bir anlatıya dönüşür. Bu anlatı yüksek sesle değil, derinlikle işler. Bir duruşta, bir bekleyişte, bir geri çekilmede anlam yoğunlaşır. Sessizlik burada yokluk değil, bütünlüğün kendisidir.

Bir Duruş Olarak Susmak

O hâlde susmak bir duruş mudur? Bazen evet. Ama bu duruş, sertlikten ya da geri çekilmeden değil, bütünlükten doğar. En sahici sessizlikler fark edilmek istemez. Bir taşın yerini tutması gibi; ne parlar ne çağırır, ama orada olduğu hissedilir. Bazı sessizlikler yalnızca susmak değildir; varoluşun daha derin bir katmanıyla temas hâlidir. Belki de insanın kendine, hayata ve evrene en çok yaklaştığı yer, tam olarak bu sessizliğin içidir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.