Bir aile düşünün… Tek dertleri evlerine helal bir lokma ekmek götürmek. Memleketleri Şırnak’tan kilometrelerce uzakta, Zonguldak’ın fındık bahçelerinde sabahtan akşama kadar ter döküyorlar. Sıcak altında, belki bir kap yemek yemeye bile fırsat bulamadan, rahat bir yatağın hasretiyle saatlerce çalışıyorlar.
Ancak alın terinin karşılığı bu insanlara çok ağır bir zulümle ödetiliyor. İşlerinin başında fındık toplarken köylülerin ağır hakaretlerine maruz kalıyorlar. Bu da yetmezmiş gibi, bindikleri aracın kasasında taşlanıyorlar. Arabanın arkasında kendilerini korumaya çalışan küçük çocukların ağlayarak "Yapmayın!" çığlıklarına rağmen bu vicdansızlığa devam ediliyor.
İnsan sormadan edemiyor: Bu insanlara neden böyle davranıldı?
Oysa daha çok yakın bir zamanda, Yozgat’tan Diyarbakır’a çalışmaya gelen bir çiftçinin hikâyesini hatırlıyoruz. Diyarbakır’da hasat yaptığı sırada traktörü bir anda alev almış ve gözlerinin önünde küle dönmüştü. Diyarbakırlı çiftçiler, hem o üreticinin mağduriyetine hem de yaşadığı derin üzüntüye ortak oldular; kendi aralarında para toplayarak ona destek oldular, teselli ettiler. O Yozgatlı çiftçi bu halk tarafından dışlanmadı, taşlanmadı, aksine kucaklandı.
Peki, tek amacı ekmek parası kazanmak olan Şırnaklı bu aile neden dışlandı? Neden aşağılandı, neden taşlandı?
Hatırlayın; bir futbol maçında üzerinde farklı bir takımın forması var diye küçük bir çocuğa sadece tek bir kişi tepki gösterdiğinde bütün ülke ayağa kalkmıştı. "Küçük bir çocuğa bu muamele nasıl yapılır?" diyerek sosyal medyayı ayağa kaldıran kamuoyu, neden bugün Şırnaklı bu ailenin gözü yaşlı çocukları için ses çıkarmıyor?
Güneydoğu ve Doğu Anadolu insanı; dili, dini, ırkı ne olursa olsun kapısına gelene evini açar, ekmeğini paylaşır. Bırakın misafirine taş atmayı; "Bir kusurumuz, bir eksiğimiz olduysa affola" diyerek helallik ister. Bu coğrafyanın mayası misafirperverlikle, hürmetle yoğrulmuştur.
Ekmek kavgasındaki çocukların gözyaşı arasında ayrım yapmak, adaleti de insanlığı da sakatlar. Masum bir çocuğun ağlayışına sağır kalmak, bu toprağın kadim vicdanına yakışmaz.