Tekrarda ısrar hastalığı!

NACİ SAPAN

Maalesef tekrara düştük, düşürüldük.

Tekrara takınıldığında aracın vitesi ileriye değil geriye doğru işler.

Geleceğe yönelik iyi şeyler yapılamadığında, yeni üretimler gerçekleştirilemediğinde geçmişteki iyi ya da kötü tecrübelerin aktarımı kurtuluş yolu olarak gündemleştirilir.

İnsanların normal yaşamında tekrara düşmesi kendisi ile ilgilidir, özeldir, kendini bağlar.

Faydalı bir durum mu, değil mi, o da bireyi bağlar.

Toplumsal tekrarlar, üstelik bütün denenmişlere rağmen ısrarla deneniyorsa toplumsal zararın boyutu büyük demektir.

 

Kötü tecrübelerin tekrarındayız.

Medya savaşın şakşakçılığını yapıyor.

Servis edilen özel bilgileri kamuoyuna sunuyorlar.

Savaşı meşru, haklı göstermeye çalışıyorlar.

Şehit haberlerinin yürek yakan bölümlerini öne çıkararak kin ve nefret tohumlarının yeşermesine yardımcı oluyorlar.

Hangi medya diyeceksiniz?

Doğrudur, hangi medya?

 

Savaşı iktidar uğruna/adına meşru göstermek üzere eğitime tabi tutulmuş bir güruhun sunduğu ya da yazdığı haberler hiç de yabancı değil.

 

Onlar yüzünden bende tekrara düşüp hatırlatmak istiyorum;

‘Büyük operasyon, yüzlerce sorti, belini kırdık, dokuz yüz, bin, bilmem şu kadar terörist etkisiz hale getirildi. Telsize takıldılar, bittiklerini itiraf ettiler’manşetlerini denenmişin tekrarı olarak görüyorum. Bu ve buna benzer cümleler 90’lı yılların gazete manşetlerini süslerdi.

Şimdi, bu medya 90’lı yılların medyasına neredeyse rahmet okutacak!

 

Ortada haksız, sonuçsuz, siyasi rant uğruna gerçekleştirilmiş bir savaş var ve gencecik çocuklar yaşamını yitiriyor. Medya savaşı sorgulayacağına, körüklüyorlar.

 

Güya 90’lı yılların pabucunu dama atıp, ülkeye yeni, çağdaş, demokratik, esnek pabuç giydiriliyordu. Toplumda buna hazırlanıyordu.

Şimdi giyecek pabuç da yok ortada.

Dikenli bir yol güzergâhı çizdiler ‘çıplak ayakla yürü’ diyorlar.

 

Bu medyada duruma çanak tutuyor

Hem de ne çanak

Onlarda biliyor ki ancak böyle ortamlarda bulundukları yerlerde uzun süre oturabilirler. Normal zamanlarda bulundukları mekânların kapılarının önünden dahi geçemeyeceklerini çok iyi bildikleri içindir ki mevcut durum arazisine uyuyorlar!

 

Bunlara yarın ‘savaş bitti, barış dönemi, manşetler böyle olsun ’ ayarı çekildiğinde, olanları sorgulamaz, iki günde hiçbir şey olmamış gibi söylem değişikliğine giderler. Bugün savaşa karşı çıkan, barışı savunanlardan daha ‘barışçı’ bir pozisyon alırlar. Hatta onları ‘Şimdiye kadar neredeydiniz, barışı neden savunmadınız’diye suçlayabilirlerde.

Kötü tecrübelerin ısrarlı tekrarının savaşın yanlısı olanların yararına olmadığının farkına vardıklarında onlar içinde çok geç olacak.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.