TİGRİS HABER - Veriler, özellikle çocuk mahpuslar arasında yabancıların oranının dikkat çekici seviyelere ulaştığını ortaya koyarken, geri gönderme merkezlerine ilişkin hak ihlalleri de gündemde.
Dünyada en yoğun göçmen nüfusuna ev sahipliği yapan ülkelerden biri olan Türkiye’de binlerce göçmen, Dünya Mülteciler Günü’nü cezaevlerinde ya da geri gönderme merkezlerinde geçirdi.
Avrupa’da zirvede, oranlarda düşük profil
Avrupa Konseyi’nin 2025 verilerine göre, Avrupa genelinde cezaevlerindeki mahpusların ortalama yüzde 26’sını yabancı uyruklular oluşturuyor. Bu oran İsviçre’de yüzde 73, Avusturya’da yüzde 53 ve Yunanistan’da yüzde 52’ye kadar çıkarken, Romanya ve Moldova’da yüzde 2’nin altında kalıyor.
Türkiye ise 100 bin kişi başına 458 mahpus ile Avrupa’da ilk sırada yer almasına rağmen, toplam mahpus nüfusu içindeki yabancı oranının düşüklüğüyle Doğu Avrupa ülkelerine benzer bir görünüm sergiliyor.
10 yılda 4 kat artış
Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2016 yılında 4 bin 442 olan yabancı mahpus sayısı, 2025 yılı sonunda 15 bin 759’a yükseldi. Son yıllarda göç hareketliliğinin artmasıyla birlikte bu sayı yüksek seviyelerde seyretmeye devam etti.
İnfaz düzenlemelerinin uygulandığı dönemlerde tahliye edilen yabancı hükümlü sayısında da artış dikkat çekti. 2023 yılında 8 bin 240, 2025 yılında ise 5 bin 451 yabancı hükümlü tahliye edildi.
Kadın ve çocuk mahpuslarda dikkat çeken oran
Verilere göre Türkiye’deki her 100 kadın mahpustan yaklaşık 7’si yabancı uyruklu. Bu oran 2022’de yüzde 7,06 ile zirveye çıkarken, 2025’te yüzde 6,67 olarak kaydedildi.
Çocuk mahpuslar arasında ise tablo daha çarpıcı. Son beş yıllık verilere göre cezaevlerindeki çocukların yüzde 9 ila 10,5’i yabancı uyruklu. Başka bir ifadeyle her 10 çocuk mahpustan biri göçmen çocuklardan oluşuyor.
Raporlarda şeffaflık eksikliği
Uzmanlar, ceza infaz kurumlarına ilişkin yayımlanan resmi istatistiklerde mahpusların uyruk bilgilerine düzenli olarak yer verilmemesinin veri şeffaflığı açısından önemli bir eksiklik olduğuna dikkat çekiyor.
Geri gönderme merkezlerinde hak ihlali iddiaları
İstanbul Barosu’nun hazırladığı rapor, geri gönderme merkezlerindeki uygulamaları da gündeme taşıdı. Binkılıç, Çatalca, Tuzla ve Arnavutköy’deki merkezleri kapsayan raporda, idari gözetim süreçlerinden avukat görüşlerine kadar birçok alanda sistematik hak ihlalleri tespit edildi.
Raporda, göçmenlerin keyfi uygulamalar, kötü barınma koşulları ve savunma hakkına erişimde ciddi engellerle karşılaştığı vurgulandı. İdari gözetim ve sınır dışı süreçlerinin şeffaflıktan uzak ve öngörülemez olduğu belirtilirken, avukatların müvekkilleriyle sağlıklı iletişim kurmakta zorlandığı ifade edildi.
“Toplama alanları” iddiası
raporda en dikkat çekici başlıklardan biri ise resmi statüsü bulunmayan “toplama ve sevk alanları” oldu. İstanbul’da bazı göçmenlerin polis merkezi bahçeleri veya açık alanlarda herhangi bir kayıt sistemi olmadan tutulduğu iddia edildi.
Bu alanlar arasında Zeytinburnu’nda çevrili bir açık alan, Esenyurt’ta bir sağlık ocağı bahçesi ile Dudullu ve Aksaray’daki bazı polis merkezleri yer aldı.
Cezasızlık endişesi
Raporda ayrıca kötü muamele iddialarının etkili şekilde soruşturulmadığına dikkat çekildi. Kamera kayıtlarının eksikliği ve soruşturma izinlerinin çoğu zaman verilmemesi nedeniyle cezasızlık algısının güçlendiği ifade edildi. Sulh ceza hâkimliklerine yapılan itirazların ise büyük ölçüde sonuçsuz kaldığı belirtildi.
Türkiye’de artan göç hareketliliğiyle birlikte cezaevleri ve geri gönderme merkezlerindeki koşullar, insan hakları ve hukuk devleti ilkeleri açısından tartışılmaya devam ediyor.