UNESCO NELERE KADİR OLACAK !!!

Av. Güler Koçyiğit

                               

Gülümse !!!

Hadi gülümse bulutlar gitsin
Yoksa ben nasıl yenilenirim
Hadi gülümse …
Belki şehre bir film gelir
Bir güzel orman olur yazılarda
İklim değişir, Akdeniz olur, gülümse…

Kemal BURKAY

Ah şu söz ustası şairler.  Her şeye rağmen hayatta güzel şeylerinde olabileceğini ne de güzel ifade ederler…

Koyu bir Diyarbekirli olarak çok mutluyum; ama çok. Gülümsemeyi geçtim, ağzım kulaklarımdaki benim.
Niye mi?
Herkesin malumudur geçen hafta Diyarbekir Surları ve Hevsel Bahçeleri resmen UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine alındı. 
İklim bir anda Akdeniz olmasa da bu hem şimdi hem de gelecekte çok daha iyi şeylerin olabileceğine işaret eden bir gelişme. Ana gündem hep siyaset olunca bu şehirde, hayata dair şeyleri unuttuk. Ne biz başka şeyleri düşünür olduk ne de hayata dair şeyler reva görüldü bize. Tabii siyasetin getirdiği yığınla stres, sıkıntı, üzüntü de cabası. Dolayısıyla yıllardır ne olması gerekenleri yaşadık, ne düşündük ne de farkına vardık. 
Şehir de nasibini aldı bu olumsuzluklardan. Ama hakkını yemeyelim sabretti, sebat gösterdi. Bütün hoyratlığa rağmen karşılıksız seven sevgili gibiydi. Tarihi dokusunu en iyi şekilde korudu.
Çünkü Diyarbekir’e egemen olanların, kente nasıl biçim verdiklerini gördük. Yıllarca Surlar’ın önemiyle ilgili -Çin Seddi’n den önce yapıldığı, uzunluğunun 5 km., yüksekliğinin 11 m. olduğu, kalkan balığı biçiminde yapıldığını ifade eden birkaç klişe söz , bir de kimine göre 33, kimine göre 40 medeniyetin izlerini taşıdığına dair mutabık olunmayan cümle- dışında hiç bir şey söylenmedi. 
Keza Diyarbekir içinde ‘‘Sırlarını Taşlara Fısıldayan Şehir” yahut “Tarihin Taşlara Yazıldığı Şehir” ifadelerinden öteye gidilmedi.
Ya surların durumu?.. 2000’ li yıllara kadar surların etrafında işlek noktalarda, hem içten hem dıştan kahve, çay bahçesi, düğün salonu, lokantalar vardı. Hatta bu iş yerlerinin wc, lavabo gibi bölümlerinin surlara bitişik yapıldığını, duvarların  seramikle kaplandığını bilmeyen mi var  ?...
Nihayet birileri siyasi bedellerini de göze alarak, çıkıp aklıselim davrandı. Surlar, etrafını işgal eden bu yapılardan arındırıldı. Birkaç burcun kullanıma devam edilmesi dışında genel olarak bu eziyet sona erdirildi…
 

Valilik, Belediye, Üniversite (Üniversiteler bulundukları yerde en önemli araştırma kurumlarıdır. Dicle ÜniversitesiTarih ve Arkeoloji Bölümleri, bu misyonu yerine getirmekten maalesef çok uzaklar) İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Kültür Varlıklarını Koruma Müdürlüğü ve bu yazıyı yazarken yaptığım araştırma sırasında varlığını öğrendiğim Diyarbakır Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü gibi kente egemen olan kurumlar, yıllarca o kadar ihmal etti ki bu mirası, bu konudaki günahları cidden çok büyük.

(DEVAMI YARIN)
 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.