Vatandaşın gözüyle

Selim Kaplan

Bir insan; üç öğün karnını doyuramıyor, kışın üşüyor, üstüne başına bir şeyler alamıyorsa o insan sefalet içinde ve sefildir. Bir insan, bunları ölmeyecek kadar asgari seviyede yapabiliyorsa o insan fakirdir.

Bir baba, akşam başını yastığa koyduğunda, çocukları için yarının ekmeğini düşünüyor ve bu ekmeği temin edebileceğinin garantisi olmadığından ağlıyorsa, o baba acizdir.

Sefil, fakir ve aciz; Türkiye’de bu sıfatlarla tanımlanan kişilere nerede ise her dönem yeni insanların katıldığını ve sayılarının gittikçe arttığı herkesin bildiği bir gerçektir. Devleti yönetenlerin bu gerçeği görmemesi ve sanki yokmuş gibi davranması hukuki, insani ve hatta İslami bir felakettir.

Hukuki bir felakettir çünkü Anayasamızın 5’nci maddesinde devlete vatandaşının refahı, huzuru ve mutluluğunu sağlama görevi verilmiştir.

İnsani bir felakettir çünkü kişinin yaşama hakkı olan fiziksel varlığını sürdürebilmesi kısıtlanmış oluyor. Tüik’in 2007 (Sonraki yılların verilerine ulaşılamamıştır) yılı verilerinde, Ülkemizde her yıl 200 kişinin, Afrika’nın geri kalmış yörelerinde olduğu gibi beslenme ve vitamin yetersizliğinden yani açlıktan öldüğü ifade edilmiştir.

İslami bir felakettir çünkü “komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” ifadesi bir hadistir. Bu hadise göre, vatandaşı aç iken tok yaşayan ve bunu görmezden gelen yöneticilerimiz ile ilgili değerlendirmeyi size bırakıyorum.

Bu felaketlere konu olan insanlar; İşsizler, 7500 TL ile geçinmek zorunda olan emekliler, asgari ücretliler, tarladaki ürününün karşılığını alamayan çiftçiler, ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılama aczine düşen insanlar, ailesinden destek alamayan öğrenciler, v.b daha birçok vatandaşın oluşturduğu milyonlardır.

Bu milyonların nasıl yok sayıldığına, devletin kimleri işsiz gördüğüne ilişkin örnek ile bakalım:

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)’nun tanımındaki bakışa göre işsiz; son dört hafta içinde iş arama kanallarından birini kullanan ve 15 gün içinde işbaşı yapabilecek durumunda olan kişidir.

Bu bakışa göre, aylar ve hatta yıllardır iş arayan okumuş ya da okuyamamış vatandaşlarımız işsiz değildir. İş bulma kurumuna başvurmuş ve fakat herhangi bir sebepten dolayı 15 gün içinde işe başlayamayacak olanlar işsiz değildir. İş bulma ümidini kaybetmiş ve iş bulma kurumuna başvurmamış vatandaşların işsizliğinden söz etmek, zaten mümkün değildir.

Bu bakışa göre; günümüz şartlarında, 7500 TL emekli maaşı ve asgari ücret ile de geçinmek mümkün ve alınan tedbirler ile vatandaş enflasyona ezdirilmemiştir.

Allah aşkına bu nasıl gözdür, nasıl bakıştır?

Vatandaşımıza; 1950’li yıllarda, biz sulh içinde yaşarken savaştan yıkılarak çıkmış ve bu gün ekonomik refah seviyesi bizi kat be kat geçmiş; Almanya, Japonya veya Güney Kore yöneticilerinin gözü ile bakmak çok mu zordur?

Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren, ilki 1923, sonuncusu 2023 yılında yapılan iktisat kongrelerinden amaç, Türkiye’nin ekonomik durumunu gerçek haliyle gözden geçirip lazım olan iktisadi tedbirleri almak, vatandaşın refah seviyesini yükseltmek ve hatta ülkede aç vatandaş bırakmamak değil midir?

Ama eğer;

  • Kongreler vatandaş alışverişte görülsün diye yapılıyor,
  • Her gelen iktidar kendine göre ekonomik modeller uyguluyor,
  • Her yeni iktidar kendi zenginlerini yaratıyor,
  • Siyasi popülizm, savurganlık, istikrarsızlık yönetim politikası oluyor,
  • Doyurduğum fakirler beni destekler,

tarzı mantıklar ile devlet yönetilmeye devam edilirse, biz sefilleri, acizleri ve fakirleri daha çok konuşuruz.

Ama eğer;

  • Savurganlığı bırakıp gelir ve giderlerde dengeli bir ekonomi idaresi olur ise,
  • Ülkemizi sığınmacı istilasından korur isek,
  • Vergilerimizi vatandaşın emaneti bilip yerinde kullanırsak,
  • Eğitim ve öğretim sistemini ülkemizin gerçeklerine uygun yapılandırır isek,
  • Yasalarımızı keyfiyete göre değil hakkaniyete göre uygular isek,
  • Toplumsal barışı sağlayıp insanlarımızın bir kısmını öteki olarak görmez isek,
  • Yargıda adaleti, yürütmede liyakati ve temsiliyette hakkaniyeti sağlar isek,

Özetle; iktidar olanların, onlarca yıldır yaptıkları hatadan vazgeçip, devlete kendi gözleri ile değil, vatandaşın gözü ile bakar isek, mutlu bir toplum yaratılacak, sefil, aciz ve fakir insanlarımızın varlığından da söz edilmeyecektir.

Saygılar

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.