YAŞAMI MATEMATİK DİLİYLE OKUMAK

Mümin Ağcakaya

       

  Matematiği; doğa ve canlı yaşamdaki bütün hareketlerde ve her bilimsel gelişmenin temelinde; kısacası her şeyde matematiğin izini görmek mümkündür. Aklımıza gelebilecek ilk bilim dalları olmak üzere tümünde matematik hep olmuştur. Matematiğin bu çok yönlü işlevi karşısında Pisagor ‘’sayıların evreni yönettiğini’’ söylemiştir.

 MÖ. 30.000 yıllarına dayanan matematik; ilk çağ insanının kemiklerin üzerine attıkları çiziklerle ilk hesaplarını yaptılar. İlk geometrik şekillerini ise; MÖ.25.000 yıllarında kullanmaya başladılar. MÖ. 5.000 yıllarında Mısır’da ondalık sayı sistemini; MÖ.4.000 yıllarında Mısırlılar ve Babilliler takvimi, MÖ.3.000 yıllarında hesap tahtası (abaküsü) kullanılmaya başladılar. Altmışlı sayı sistemiyle saatin altmışta biri olan dakikayı ve dakikanın altmışta biri olan saniyeyi; ağırlık ve ölçüde ondalık sistemini buldular ve kullandılar. MÖ.1.800’de çarpım tablosunu, MÖ. 1.750’de karekök ve küp kök tablolarının kullanıldığı da bilinmektedir.

Antik dönemin ünlü filozoflarından Miletos Okulunun kurucusu Thales, Mısır ve Babil'e yaptığı gezileri sırasında, buralardan öğrendiği bilim ve teknikleri Yunanistan’a taşımıştır. Bu durum Yunan felsefesinin, geometri ve astronomisinin gelişmesinde önemli bir başlangıç noktası olmuş ve Babil matematiğini Yunanistan’a taşımıştır.

Thales,  bir dairenin içine üçgen çizme probleminin çözümü, cisimlerin gölgesi yardımıyla yüksekliğinin hesabı, üçgenlerin kenarları ile ilgili bağıntılar, ters açıların eşitliği konusu; bazı cisimlerin demir üzerindeki çekim etkisi, Nil Nehri'nin taşmasının nedenlerinin açıklanması. Ayrıca; Thales’in eski Mısır ve Mezopotamya’dan öğrendiği güneş tutulmasını önceden tahmin etmesi de onun meşhur olmasına yol açan en önemli açıklaması olmuştur.

Diğer ünlü matematikçi olan Pisagor ve öğrencileri Ülkesinde hüküm süren politik baskılardan kaçarak, milattan önce 530 da İtalya’da Croton’a taşınır ve orada kendi açtığı ünlü okulunda matematik, geometri, müzik ve ruhun bir bedenden diğerine geçmesi üzerine dersler verir.

Pisagor, M.Ö. altıncı yüzyılda, dünyanın güneş etrafında hareket ettiğini ileri sürdüğü zaman oldukça sert olan bir tepkiyle karşılaşır. Pisagor'un matematik, fizik, astronomi, felsefe ve müzikte getirmek istediği yenilik, buluşlar ve gelişmeleri hazmedemeyen bir takım siyaset ve yobazlar halkı Pisagor'a karşı ayaklandırarak okulunu ateşe verirler. Pisagor ve öğrencileri bu okulun içinde alevler arasında kalarak, MÖ.500 yıllarında ölürler. Bundan dolayı Pisagor'un ve öğrencilerinin yaptıklarının birçoğu bu alevler arasında yok olup gider ve çok az bilgi günümüze ulaşır. Matematiğin ve geometrinin gelişmesine önemli katkılar sunan Pisagor’un en önemli buluşlarından birinin de, doğadaki her şeyin matematiksel olarak açıklanması ve yorumlanması düşüncesidir. 
       Kendi adını alan; Pisagor teoremi matematikte en meşhur teoremlerden biridir. Pisagor teoremi, rasyonel sayılarla ölçülemeyen uzunlukların da var olduğunu göstermiştir. Pisagor’dan önce geometride şekillerin aralarındaki bağlılıklar görenek ve tecrübeye dayalı olarak açıklanıyordu. Yetkilinin açıklaması esastı. Pisagor’un matematiğe ispat fikrini sokması çok önemli bir aşamadır. Avrupa’da uzun yıllar süren ve egemen olan skolâstik düşüncenin temeli Yunanistan’da atılmış ve İtalya’da geliştirilmiştir. Avrupa’da egemen olan skolâstik düşünce sürecinde ise çok sayıda bilim adamı yok edilmiştir.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.