Yaşlı amca ve Kur'an öğrenmek

Fatih Yokuş

Emekli olmam hasebiyle bulunduğun mahallede değişik yaş gurubu insanlara Kur'an dersini veriyordum, içlerinde Bayan, erkek, çocuk, genç ve ihtiyarlar vardı.

Belli bir düzen yoktu fırsatını bulan gelir dersini alır giderlerdi.

Torunları yanımda okuyan bir amca;

-Hocam bende okumak isitiyorum, deyince ben;

-Olur beraber okur ve öğreniriz.

Daha önceki bilgileri sorduğumda amca; Yasin, Tebarek, Amme ve küçük bir çok sureleri kendi kendine ezberlediğini söyleyince,

-Güzel, en iyi bildiğin yeri oku da dinleyelim.

Amcanın güzel bir sesi vardı ama okuduğu ezberin çoğunluğu yanlıştı düzeltemeye calışıyordum. Bir ara;

- Hocam daha önce yanlış okuduğumu kimse söylemedi.

Harfleri gösterince azını tanıyordu, başa alsam olmayacak okuduklarını kabul etsem niç olmayacak.

-Amca sen benim dediklerimi okuyacak, bende senin yanlışlarını düzeltmeye çalışacağım ve anlaştık.

İki üç ay böyle devem etti, yavaş yavaş harfleri tanımaya, yanlışlarının farkına varmaya başlamıştı. Çok zorlanıyordu bir gün;

- Olmuyor hocam galiba başaramayacağım, bırakacağım deyince;

-Sen bıraksan ben seni bırakmam. Gelmezsen evine gelir yine sana ders veririm.

Baktı ki çaresi yok, iki üç ay böyle devam ettik, fazla ilerleme sağlayamıyorduk eski yanlışları hep sıkıntı veriyordu.

Yeni bir kararla, öğrettiklerimin dışında hiç bir şey okumayacaktı.

Bayağı faydalı oluyordu harflari, kelimeleri yavaşta olsa artık öğreniyordu.

Amca gün görmüş, tecrübeler yaşamış, akıllı biri idi, ders bitiminde sohbet ederdik, bir gün;

-Hocam; Zamanın birinde genç ve de kuvvetli bir adam varmış, çift sürme zamanı hayvanlarından biri ölür, parası olmadığından yenisini alamaz, bir tarafa kendisi ve diğer tarafa da öküzü bağlar annesinin yardımı ile tarlasını sürmek zorunda kalmış.

Ağa onu bu halde görünce; tembel mi tembel, kesse kıyamaz, çift sürmede işe yaramaz, yemeğe gelse başkasına bırakmaz öküzü aklına gelir ve

"Delikanlı köye git sarı bir öküzüm var getir işinde kulan sonra hesaplaşırız." der.

Delikanlı hiç durur mu? Gitmiş Öküzü alıp getirmiş, getirmişti de güçlü kuvvetli olan öküz işe yaramazmış.

Öküzü sağlam bir kazığa bağlayıp aç bırakmış. Öküzüne de fazladan yem vermeye başlamış.

Aç ve bitkin olan öküz ile kendi öküzünü alete bağlayıp annesinin eline bir tutam ot vererek aç olan öküze göstermesini ve önünde yürümesini istemiş.

Aç olan öküz yemi yemek için hep öne gittiğinden tarlayı sürmeye ve böylece işe alıştırmış.

Olayı merak eden ağa delikanlının yanına vardığında hayret etmiş. İşe yaramaz öküz işin ehli olmuş.

Ağa, evdeki tembel kızı aklına gelmiş ve "Eğer uygun bulursan kızımı da sana vereyim." dediginde delikani kabul etmiş kızı ile evlenmiş.

Bakmiş ki ağa kızı tembel mi tembel hiç bir iş yapmıyormuş.

Delikanlı "Anne gelinine hiç bir şey verme, yiyecekleri de sakla, ısrar ederse bir iş yaptır ondan sonra ver." Demiş ve işe gitmiş.

Gelin öğleye doğru kalktığında "Karnım aç, yemek" Dediğinde kaynanası "Kalk buraları süpür belki" cevabını alınca tekrar yatağa uzanmış, ikindiye doğru tekrar "ekmek, su " Dediğinde "Kalk çeşmeye git bir kova su al gel" cevabı alınca tekrar yatağa uzanmış.

Acıkmaya dayanamamiş, bakmış ki iş yapmadan ekmek de su da yok, başlamış yavaş yavaş iş yapmaya derken günler günleri kovalamış.

Ağa kızını merak edip evine ziyaretine gittiğinde gözüne inanamamış. Tembel kızı çalışkan ve hamarat bir olmuş.

Atında inip kızını çağırınca kızı "Baba atını bir yere bağla ve gel yardım et, bu evde iş yapmayana ekmek hatta su bile yok."

Gülüştük ve sözü şöyle bağladı:

Anladım senin dediğini yapmadan bana da derste yok rahat da yok.

Tam iki yıla yakın okuyup Kur'anı öğrendi.

DUA VE SELAMLARLA.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.