Yerin 640 kilometre altında devasa "Okyanus" keşfedildi

Bugüne kadar okyanusların gökyüzünden gelen yağmurlarla oluştuğunu sanıyorduk; ancak yeni bir araştırma, suyun kaynağının bizzat dünyanın kalbi olabileceğini kanıtladı.

TİGRİS HABER - Mantonun derinliklerinde, yüzeydeki tüm okyanusların toplamından üç kat daha büyük bir su rezervi tespit edildi.

Jeoloji dünyası, ders kitaplarını baştan yazdıracak sarsıcı bir keşifle çalkalanıyor. Northwestern ve New Mexico üniversitelerinden bilim insanlarının yürüttüğü ortak çalışma, yerkabuğunun yaklaşık 640 kilometre altında, mantonun "geçiş bölgesi" olarak adlandırılan katmanında devasa bir su rezervi olduğunu ortaya çıkardı. Bu buluş, "Okyanuslar nasıl oluştu?" sorusuna verilen geleneksel yanıtları kökten değiştirebilir.

Geleneksel "Gökten gelen su" teorisi çöküyor mu?

Uzun yıllardır bilim dünyasındaki hakim görüş; dünyadaki suyun milyarlarca yıl önce buzlu kuyruklu yıldızların çarpmasıyla dışarıdan geldiği veya atmosferdeki gazların etkileşimiyle oluşan yağmurlarla biriktiği yönündeydi. Ancak son veriler, suyun dünyanın oluşumundan bu yana zaten içeride var olduğunu ve zamanla yüzeye sızmış olabileceğini gösteriyor.

Sıvı değil, "Terleyen kayalar" formunda

Yerin derinliklerindeki bu su, bildiğimiz deniz veya göl formunda akışkan bir halde bulunmuyor. Keşfedilen rezerv, ringwoodite adı verilen parlak mavi renkli bir mineralin içine hapsolmuş durumda.

  • Moleküler Yapı: Aşırı basınç ve sıcaklık altında su, hidroksil radikallerine dönüşerek mineralin kristal kafes yapısına yerleşiyor.
  • Devasa Hacim: Bilim insanları, mantodaki kayaların kütlece sadece %1 oranında su içermesi durumunda bile, bu derinlikteki toplam su miktarının yeryüzündeki tüm okyanusların üç katına denk geldiğini hesaplıyor.

Sismik veriler gizli rezervi ele verdi

Araştırma ekibi, bu devasa su kütlesini tespit etmek için ABD genelindeki 2.000'den fazla sismometreden gelen verileri analiz etti. 500'den fazla depremin oluşturduğu sismik dalgaların hızındaki değişimleri inceleyen uzmanlar, "ıslak kayaların" dalga hızını belirgin şekilde yavaşlattığını fark etti.

Araştırmanın başyazarı Steve Jacobsen, bu durumu kayaların adeta "terlemesi" olarak nitelendiriyor. Laboratuvar ortamında sentezlenen ringwoodite mineralleri üzerinde yapılan deneyler de sismik verilerdeki bu yavaşlamanın doğrudan su varlığıyla ilişkili olduğunu doğruladı.

"Yaşanabilir dünya" için yeni bir bakış açısı

Bu keşif, gezegenimizin su döngüsünün sadece atmosfer ve yüzey arasında değil, dünyanın merkezine kadar uzanan devasa bir sistem olduğunu kanıtlıyor. Eğer bu su rezervi yüzeye yakın olsaydı, yeryüzünde sadece dağ zirvelerinin kara parçası olarak kalacağı belirtiliyor. Jeologlar, bu iç su deposunun yeryüzündeki yaşamın devamlılığını sağlayan bir "dengeleyici" görevi gördüğüne inanıyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Bilim Ve Teknoloji Haberleri