VİDEO - Yeşilçam’ı terk etti, ciğerci oldu

Diyarbakır’da 50 yıldır ciğercilik yapan Halim Usta (Halim Eliş), Yeşilçam’ın ünlüleriyle tanıştı. Kazandığını eğlenceli hayatlarda harcayan, kendi deyimiyle su yerine rakı içen Halim Usta kendini anlattı.


Mümin Ağcakaya
TİGRİS HABER - 1956 yılında Mardin’in Mazıdağı ilçesi Çankaya köyünde doğan Ciğerci Halim ustanın (Halim Eliş) Yeşilçam’a kadar uzanan ve Diyarbakır’da devam eden ilginç yaşam hikâyesini Tigris Haber için dinledik.

Yiyenlerin ‘lokum gibi ciğer yedik’ dedikleri ciğer ustası Halim Usta, zamanında çok kazanmış. Genç yaşında evden koparak İstanbul’da kendisine yeni bir yaşam alanı yaratan, çalıştığı işlerde çok para kazanan Halim usta, İstanbul’un renkli ortamlarında kazandıklarını kısa sürede harcıyor.

Yanındaki kimseye para da harcatmayan Halim usta kendi deyimiyle su yerine rakı içiyor. Bu nedenle mide kanseri olan usta, sağlığın ne kadar önemli olduğunu anlıyor, insan sağlığının parayla bile satın alınamayacak kadar değerli olduğunu söylüyor, ‘şimdiki aklım olsa böyle yaşamaz, önüme çıkan fırsatları daha iyi şekilde değerlendirirdim’ diyor.

Halim Usta (Halim Eriş) macera dolu renkli hikâyesini Tigris Habere anlattı.

Babasıyla anlaşamadı, evi terk etti

Köyde babası bir kavgayı ayırırken yaşanan arbededen dolayı ölen ve yaralananlar olur. Babası da yaralanır ama olayda suçlu bulunarak ceza alır. Baba cezaevinde olduğu için Halim usta, evin ekonomik sorunlarından dolayı küçük yaşta çalışmak zorunda kalır. Bu yüzden çakmak taşından, simit ve soğuk su satmaya, kahvede çıraklıktan lokantada bulaşıkçılık yapmaya kadar birçok işte çalışarak evin ekonomisine katkı sunar. Bir ara da ciğerci ustasının yanında çırak olarak çalışmaya başlar.

Babası cezaevinden çıktıktan sonra babasıyla anlaşamadığı için evden kaçarak İstanbul’a gider. İstanbul’da pavyonda vestiyerlik yapar. Sigara satar. O döneme göre iyi de para kazanır. Fakat Halim Usta kazandığı paraları İstanbul’un renkli gece âlemi içinde harcar.

Fatma Girik’e haber vermeden İstanbul’a döndü

Sonra bir arkadaşı onu Fatma Girik’le tanıştırır. Halim Usta haftada bir iki kez Beyoğlu’nda bulanan yazıhanesine gider. Halim Ustanın gözlerinin yeşil olması ve yakışıklı olmasından dolayı ona bir filmde rol verebilirim düşüncesiyle;

“Benimle beraber çalışır mısın? Dedi. Nasıl çalışmam siz istedikten sonra Dedim. Sonra seni çağırırım dedi. Beni çağırdı. Beraber Isparta’ya gittik. Üstümde takım elbise, bir gömlek. Kışa göre yeterli hazırlığım yoktu. Isparta’ya gittik, 1,5 metre kar var. Soğuğu hiç sevmiyorum. Soğuğu görünce onlara hiç söylemeden İstanbul’a geri kaçtım. Hata yaptım. Çok soğuktu neredeyse donacaktım. Söyleseydim kalın giyinmem için bir şeyler verirdi.”

Fatma Girik film çekimlerini bitirdikten sonra İstanbul’a döndüklerinde Halim Ustanın kaldığı otele haber bıraktırıp, ‘Halim Usta geldiğinde yanıma gelsin.’ Diye haber bıraktırır.

Halim Usta Fatma Girik’in yanına gittiğinde; ‘Sen niye böyle yaptın, sana o filmde rol verecek, seni alıştıracaktım, niye söylemeden gittin?’ Diye sitem eder. Halim usta da durumu izah eder.’ Vallahi ben size karşı mahcup kaldım, özür dilerim.’ Der. Fatma Girik; ‘Önemli değil, seni mutlaka önemli yerlere getireceğim.’ Der.

Usta, Girik ile dostluklarının bu olaydan sonra da devam ettiğini anlatıyor.

Yeşilçam’ın birçok ünlüsüyle tanışıyor

Halim usta, Barış Mançoyla olan ilişkisini şöyle anlatıyor; “Benim antikacı bir arkadaşım vardı. O da takılara çok meraklıydı. Onunla beraber birkaç kez Şişli’ye dükkânına gittik. Öyle biraz samimiyetimiz vardı. ‘Ara sıra gel konuşalım’ dedi. Yolum düştüğü zaman da ben de onun dükkânına gidiyordum. Sonra Amerika’ya gitti

Tarık Akanla nasıl tanıştınız?

Fatma Girik’in yanına geliyordu. Aralarında konuşurken benim durumumu ona anlattı. Tarık Akan’da gülümsedi. Öyle bir tanışıklığım oldu.

Vagon Ahmet vardı. Yanına gittim. Giresunluydu. Onu tanımayan yoktu. Ünlüydü. Gazinocular kralı gibiydi. Bana nerede çalıştığımı sordu. Bana sen ne yakışılışın dedi. Teşekkür ederim sağ olasın dedim.

Arkadaşımla Kemal Sunal’ı merak ettiğim için yanına gittik. Kemal Sunal; ‘Nasılsın, nerelisin’ dedi. ‘Diyarbakırlıyım’ deyince,’Ne kadar güzel’ dedi. Çok ciddi ve kalender bir insandı.”

Birçok ünlüyle tanışma imkânı bulan Halim Usta önüne çıkan bu fırsatları değerlendiremez. Yeşilçam’ın Diyarbakırlı yeşil gözlü bir jönü olma fırsatını kaçırır.

Halim usta çalıştığı işlerde çok para da kazanır. Ama kazandığı paraları İstanbul’un renkli hayatı içinde harcar.

Ciğer tezgâhında hayata devam

Diyarbakır’a dönüşünüz nasıl oldu?

Anam İstanbul’a geldi. Okuryazarlığı yok. Telefon açtırdı. Gittim onu Topkapı’dan aldım. Bir hafta yanımda kaldı. İstanbul’da gezdirdim. Anam,’Oğlum buralar bize yaramaz, yalnızım, bize gel.’ dedi. Anamı çok sevdiğim için Diyarbakır’a geri geldik.”

Usta, daha sonra İstanbul’a defalarca gidip gelir. Bir gün annesine sinema filmi için aktör olmak istediğini söyler. Annesi,’Ne artistliği bize kim bakacak, artistlik karnımızı doyurmaz’ diyerek, filmlerde oynamasını istemez.

Diyarbakır’a dönen Halim Usta çocukluktan beri öğrendiği ciğercilik işine devam eder. Önce tezgâh arabasında başladığı ciğerciliği daha sonra Dört Ayaklı Minarenin yanı başında kiraladığı dükkânında devam ettirir.

Bulduğu altınlar

Bir ara bulduğun altınların hikâyesi nasıl?

Ben yedi sene her gece iki buçukta gelip yemek yapıyordum. Fırının anahtarı bendeydi. Çok yağmur yağdığı için sokaktan gelmedim caddeden geldim. Kaburgayı aldım fırına götüreceğim. Fırının kapısını açtım baktım duvarın dibinde bir kadın çantası var. Çantanın içinde tomurcuk çay kutusu var. Kutuyu açtım. İçinden altı tane Halep kordonu, on iki adet bilezik, İsviçre malı 180 gram gelen altın saat. İki küpe ve iki kimlik vardı.

Bir iki kişiye çanta bulmuşum dedim. Ama içinde altın var demedim. 28 gün yanımda kaldı, sahibi çıkınca geri verdim. Bana niye verdin diyenler oldu. Ben de benim malım değil, bana büyüklerim halkın malını yemeyin diye öğrettiler dedim.

Ne kadar para kazandın?

Çok. Hesabı yok. Pavyondayken bazı geceler 20 bin Mark elime geçiyordu. Akşam eve gittiğimde beş lira da kalmıyordu. Bir iki arkadaşımla kızlarla beraber gidiyorduk, kimse hesap ödesin diye bırakmıyordum. Şimdi de öyleyim. Dışarı çıksam yine garibanlara bakıyorum. Bende para olsa kimsenin elini cebine atmasını bırakmam.

Akşamları arkadaşlarla beraber toplanıp ya Gazi Köşküne gidiyor ya da Eyonun Deliğine gidip (Eyonun Deliği beden arkasındadır ve meşhurdur) bahçelerde içki içip, sabah tekrar işime gidiyordum. Onun için de bir yatırım yapmadık. Çok şükür sağlığım yerinde olsun bana birikim lazım değil.

Yolunu gözleyen kedileri

Halim ustanın çok sevdiği ve adeta kendisine bağlanan bir de kedileri var. Kediler onun hayatında ayrı bir yer tutuyor. Birçok kediyi sahiplenmiş durumda. Halim usta sabahleyin sokağın başında kendisinin gelmesini beklediklerini, ilk iş olarak da ciğerlerden fazla parçaları hazırlayarak onların karınlarını doyuruyor. Halim usta elinde ciğerlerle dükkânın önüne çıkıp daha seslenmeden sokağın dört bir tarafında kedileri etrafında birikiyor. Kediler Dört Ayaklı Minareye giden yolun üzerinde Halim ustanın etrafında toplanıyorlar. Halim usta dükkânın da daha müşterilerini karşılamadan önce ilk işi kedilerini doyurmak oluyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Kültür-sanat Haberleri