Kimi yüzler vardır…
geldiği şehri saklayamaz.
Gözlerinde sokaklar…
suskunluğunda çocukluk…
yüzünde yılların bıraktığı bir şehir vardır.
Hakan Karsak da o yüzlerden biri.
1975 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi.
Bu kadim şehrin sokaklarında büyüdü.
İnsanı erken tanıdı…
hayatı erken öğrendi.
Belki de bu yüzden, oynadığı karakterlerde hep biraz gerçek hayat vardı.
Biraz sokak…
biraz mücadele…
biraz da susarak büyüyen bir çocuk…
1992 yılında tiyatroyla yolu kesişti.
Önce Yahya Kemal Beyatlı Lisesi Tiyatro Topluluğu…
Ardından Ankara Gençlik Tiyatrosu…
Ve sahneyle başlayan uzun bir yolculuk…
Üniversite yıllarında Afyon Kocatepe Üniversitesi İnşaat Bölümü’nde, ardından İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde eğitim aldı.
Ama onun hikâyesi yalnızca okullarla anlatılacak bir hikâye değildi.
Çünkü o, oyunculuğu sadece rol yapmak olarak görmedi.
İnsanı anlamaya çalıştı.
Hayatı…
acıları…
sessizlikleri…
Belki de bu yüzden kamera karşısında oynadığı karakterler yapay değil, yaşanmış durdu.
Yıllar içinde kendini adım adım geliştirdi.
Ve zamanla dizi ve sinema dünyasının tanınan isimlerinden biri oldu.
“Kayıp Şehir”…
“Benim Adım Gültepe”…
“Kış Güneşi”…
“Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz”…
Özellikle “Enişte” karakteriyle geniş kitlelerin hafızasında yer etti.
Ama onun hikâyesi ekranla sınırlı kalmadı.
Çünkü tiyatrodan gelen o damar hep içinde kaldı.
Sahne, insanın kendine en yakın olduğu yerlerden biridir.
2013 yılında Boğaziçi Uluslararası Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü aldı.
Ama bazı insanlar için asıl mesele ödül değildir.
İz bırakmaktır.
Hakan Karsak da oynadığı karakterlerde biraz bu coğrafyanın insanını taşıdı.
Diyarbakır’ı…
o sokakların sertliğini…
insanının içtenliğini…
ve suskunluğundaki hikâyeyi…
Çünkü bazı oyuncular rol yapar…
Bazılarıysa yaşadıklarını oynar.
Hakan Karsak’ın yüzüne baktığınızda sadece bir oyuncu görmezsiniz.
Diyarbakır’ın sokaklarını, hafızasını ve suskunluğunu da görürsünüz.