Sezai Temelli’den “Özel Yasa” açıklaması: “Beklentimiz sürüyor”
TİGRİS HABER - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında güncel gelişmelere ilişkin konuştu. Barış Anneleri'nin geçen hafta Meclis’te siyasi parti temsilcilerine gerçekleştirdiği ziyaretlere değinen Sezai Temelli, Barış Anneleri’nin toplumun tüm kesimlerine ve siyasi partilere barış konusunda sorumluluk çağrısı yaptığını belirtti.
Barış Anneleri heyetinin geçtiğimiz hafta Meclis’te siyasi partilere gerçekleştirdiği ziyaretlere değinen Temelli, "Bu konuda siyasi partilerin inisiyastif almalarını, adım atmalarını, harekete geçmelerini talep ettiler. Onların burada olması çok çok önemliydi. Çünkü belki de bu meseleyi en derinden hisseden, bu acıya en çok katlanmış olan annelerdir. Tabii hem bu savaşta yitip gidenler hem faili meçhuller Cumartesi Anneleri gibi Türk ve Kürt annelerinin aslında bir ortak acısına işaret ettiler. Dolayısıyla çağrıları bütün annelerin ortak çağrısıydı" dedi.
CEZAEVLERİNİN DURUMU
Adalet Bakanlığı'nın 12'nci Yargı Paketi'nin Ekim ayına kaldığını belirten açıklamalarına da değinen Temelli, toplumun artık adaletsizliklere tahammülünün kalmadığını söyledi. Türkiye'de her kesimin TMK ve TCK'de değişikliklerin olmasını beklediğini kaydeden Temelli, Meclis’ten bu yönde beklentilerin olduğunu kaydetti. Temelli, “Siyasi tutsaklara yönelik zaten uygulanan bu kadar büyük adaletsizliğin yanı sıra adli mahkumların da beklentisinin yüksek olduğunu söyleyebilirim. Türkiye cezaevlerinde Adalet Bakanlığı'nın son istatistiklerine baktığımızda 421 bin hükümlü ve tutuklu var. Fakat cezaevinde olanlar 421 bin ama cezaevi dışında da 495 bin kişi denetimli serbestlikle yaşamını sürdürüyor. Tabii bunların içinde de 126 bin kişi adli kontrol koşullarında. Diğer taraftan cezaevlerinde yaklaşık 4 bin 700 çocuk bulunuyor. Cezaevlerindeki kapasite fazlasının 120 bin kişi olması nedeniyle beklenti de yüksek. Bir an önce çözüm bekleniyor” diye belirtti.
'KUMPASA RAĞMEN ARKADAŞLARIMIZ İÇERİDE'
Temelli, Kobanê Kumpas Davası’na ilişkin yaptığı değerlendirmede, davanın iddianamesi, yargılama süreci ve gizli tanık uygulamalarıyla bir kumpas davası olduğunun ortada olduğunu ifade etti. Temelli, “İstinaf Mahkemesi bu konuda çok hızlı bir inceleme yaparak bu adaletsizliğe son verebilirdi. Ancak maalesef İstinaf Mahkemesi iki yıldır bu konuda adım atmış değil. Kaldı ki bildiğiniz gibi bu davanın yargılama aşamasında da sıklıkla dile getirildi, sonrasında da dile getirildi. En son 8 Temmuz’da zaten üçüncü kez Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Selahattin Demirtaş hakkında bir karar verdi. Anayasa’nın 90’ıncı maddesi ortada, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ortada, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ortada. Bu konuda karar verilmiş ve sevgili Selahattin Demirtaş hala tutsak. Buna bağlı olarak bu davada içeride olan arkadaşlarımız, tüm bu kumpasa rağmen cezaevinde tutsak olmaya devam ediyorlar” diye konuştu.
'KUMPAS DAVALARININ SERİSİ BAŞLADI'
Kobanê Kumpas Davası'nın ardından kumpas davaları serisinin başladığını belirten Temelli, "Biliyorsunuz Gezi kumpas davası, İstanbul Büyükşehir Belediye davası, Osman Kavala davası… Bu saatlerde bir başka kumpas davası, belki en ironik olanı, bir casusluk davası görülüyor. Bu casusluk davasında da yine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ile beraber Merdan Yanardağ da yargılanıyor. Kendisi bir gazeteci, yazar, hayatı boyunca kamuoyu önünde olmuş bir insan. Bir casusluk davasıyla yargılanabiliyor. Dolayısıyla kumpas davalarının nasıl davalar olduğu da bir kez daha ortaya çıkıyor” ifadelerini kullandı.
Temelli, devamla şunları kaydetti:
MECLİS VARLIK BARIŞI İLE UĞRAŞIYOR
“Meclis’in önünde hukuk, adalet meseleleri yığınla beklerken, Meclis ne ile uğraşıyor? Bu hafta Varlık Barışı denen bir kanun teklifi ile uğraşacak. Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçen hafta geçti. 15 maddelik bir Varlık Barışı teklifi Meclis’e geliyor. Oysa bu hafta Dünya Çiftçiler Günü. Türkiye’nin en ciddi sorunlarından biri tarım alanında yaşanıyor. Çiftçilerin sorunlarını çözecek, tarım meselesine çözüm getirecek bir yasa teklifinin Meclis’te olmasını bekliyorduk. Fakat böyle bir yasa teklifi yok. Onun yerine ne var? Ukrayna’dan buğday ithalatı var. İtalya’dan elma, İran’dan portakal, Sri Lanka’dan çay ithalatı var. Dolayısıyla tarımın hali böyle ve ondan sonra Türkiye’de gıda enflasyonu yüzde 35. Bu ülkede açlık var, yoksulluk var. Bakın, Ukrayna ile İran savaşta. Savaşta olan iki ülkeden biz ithalat yapmak zorunda kalıyoruz. Dolayısıyla ülkenin tarım politikası çökmüştür. Neden? Çünkü siz tarım arazilerini madenlere, enerji şirketlerine açarsanız, bu sonuçları da yaşarsınız.
ÜCRETLERDE DÜZELTMEYE İHTİYAÇ VARDIR
Yeni petrol fiyatı bu sabah itibarıyla 105 dolara yükseldi. Diğer taraftan, enflasyonla ilgili hiçbir hesabın tutmadığı bir tabloyla bir kez daha karşı karşıyayız. Yıl sonu beklentileri her geçen gün yeniden revize ediliyor. Bu fiyat artışlarıyla ve mevcut yöntemlerle enflasyonla mücadele etmek mümkün görünmüyor. Ancak yoksulu ve işçiyi en çok etkileyen kalemler gıda ve kira enflasyonudur. Bu iki kalem, enflasyonda belirleyici hale gelmiş durumda. Bu gelişmelere rağmen ücretlerin hızla eridiğini ve satın alma gücünün düştüğünü görüyoruz. Ücretlerde, emekli maaşlarında, asgari ücrette ve kamu emekçilerinin ücretlerinde acilen bir düzenleme yapılması ihtiyacı bulunmaktadır
YETER Kİ GETİR...
Ülke barışa bu kadar hasretken, sermayenin en kirli kesimine varlık barışı getiriliyor. Çünkü sermayenin kayıt dışı olan kesimine 9’uncu kez varlık barışı geliyor. Daha önce getirilen 8 varlık barışının sonuçları ortadayken şimdi yeni bir varlık barışı daha gündeme alınıyor. Varlık barışının 31 Temmuz 2027’ye kadar uzatılması ise akıllara şu soruyu getiriyor; 'Seçime giderken, seçim finansmanı için bu kayıt dışı kesime mi ihtiyaç var?' Diğer taraftan bu paranın hesabı sorulmayacak. Adı üzerinde kayıt dışında kalmış, yani vergilendirmemiş, vergiden kaçmış bir kaynağa siz diyorsunuz ki: 'Yeter ki getir ben hesap sormayacağım' hatta 'incelemeyeceğim ve denetlemeyeceğim. Olur da es kaza denetlersem ortada vergilendirilecek bir kaynak bulursam, sen de ona dersin ki varlık barışından getirdim.
COP 31'İN TÜRKİYE'DE YAPILMASI KARA MİZAH
Birleşmiş Milletler (BM) İklim Zirvesi COP31, iklim krizine karşı Türkiye’de toplanacak. İklim krizine karşı Türkiye’de bu toplantının yapılması zaten başlı başına bir kara mizah. Çünkü doğa talanı, ekokırım, bütün bu meseleler ortadayken bu toplantı Türkiye’de, Antalya’da yapılacak. Peki geçen bu madde neye dairdi? Bu toplantı yapılırken, bu toplantıya katılacak olan şirketlere muafiyet geliyordu. Yani onların gümrük vergisinden muaf olması, şirketlerin getireceği ürünlerin KDV’den muaf olması sağlanıyordu. Peki bu şirketler buraya iklim krizi ile mücadele için gelen insanlara hizmete mi geliyorlar, yoksa burası bir fuar ve buraya ürün satmaya mı geliyorlar? Bununla da sınırlı kalmadı. Yine orada tam da COP31 için bir inşaat alanı söz konusu. Bu inşaatın verildiği şirket ki bir orman katliamıyla anılan bir şirket, orada yine çok sayıda ağacı kesecek.
'ÖZEL YASA BEKLENTİMİZ SÜRÜYOR'
Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Temelli, 12’nci Yargı Paketi ile “özel yasa” arasında bir ilişkinin olup olmadığına dair soruya şu yanıtı verdi:
“12’nci Yargı Paketi ile özel yasanın bir ilişkisi yok. 12’nci Yargı Paketi, bildiğiniz gibi diğer 11 standart yargı paketi gibi bir düzenlemeyi barındırıyordu. Dolayısıyla özel yasa ve ona bağlı infaz kanunuyla bir ilişkisi yok. Ancak yine de 12’nci Yargı Paketi’ndeki düzenlemelere dair kamuoyunda bir beklenti vardı. Bu konuda Adalet Bakanlığı’ndan yapılan açıklama, Ekim ayında geleceği yönünde. Fakat özel yasaya dair beklentimiz sürüyor. Bayramdan sonra denmişti. Diğer bayrama neredeyse 2 haftadan az zaman kaldı. Dolayısıyla bu konuda beklentimiz sürüyor.” (MA)
Kaynak:Mezopotamya Ajansı




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.