1. YAZARLAR

  2. Mehmet Veysi MALKOÇ

  3. SPK VE DEMOKRASİ FARKI
Mehmet Veysi MALKOÇ

Mehmet Veysi MALKOÇ

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

SPK VE DEMOKRASİ FARKI

A+A-

SPK derken isim benzerliği de olsa (Sermaye Piyasası Kurulunu) kast etmiyorum. SPK derken ülkemizdeki siyasi partiler kanunundan biraz bahsetmek istiyorum. Konuya geçmeden önce ABD’de de meydana gelen iki olguya parmak basmakta fayda var.

Amerika’da bir siyahînin katledilmesi olaylarında ABD başkanı Donald Trump olayları bastırmak için Savunma Bakanına orduyu sahaya sürmesi için talimat veriyor. Savunma Bakanı ise kendisini göreve getiren başkana karşı çıkarak onu dinlemeyeceğini söylüyor. İkinci durum ise Houston Emniyet Müdürü (Polis Departmanı Şefi) Başkana “Kapa çeneni” diyebiliyor.

Düşünebiliyor musunuz? Belki de Amerika devlet hiyerarşisinde 10. derecede atanmış biri olan Polis Müdürü ABD gibi bir ülkenin başkanına kapa çeneni diyebiliyor. Ve o polis şefine ne soruşturma açılıyor ve ne de görevden alınıyor. Bir an için böyle bir durumların ülkemizde olduğunu farz edelim. Ne olabileceğini herhalde anlatmaya pek gerek yok sanırım.

Demokrasinin bu denli özgürlüklere dayalı bir hoşgörü ortamının sağlaması böyle bir şey olsa gerek.

Neyse biz yine asıl meselemize gelirsek;

Bilindiği üzere şu anda büyük oranda 12 Eylül anayasasıyla yönetiliyoruz. 12 Eylül anayasasının getirmiş olduğu siyasi partiler kanunu siyasi liderlere çok büyük oranda yetkiler ve dokunulmazlıklar sağlıyor. İktidar veya muhalefet hiç fark etmiyor bir kere kişi “Genel başkanlık” koltuğuna oturduktan sonra bir daha o görevden ayrılması bir iki istisna dışında asla mümkün olmuyor.

Ülkemizde bir siyasi liderin görevden ayrılması için ya vefat etmesi ya görevini engelleyebilecek bir sağlık sorunu yaşaması ya kendi isteğiyle bırakması ya da partisinin halktan teveccüh görmeyerek tabela partisine dönüşmesi sonucu kapanmasıyla mümkün olabilmektedir.

Yoksa onun dışında bir siyasi liderin görevden ayrılması mümkün görülmemektedir.

Ülkemizdeki geçmiş birçok partiye baktığınızda başlarında bulunan genel başkanlarının 30-40 yıl hatta 50 yıl görev yaptıklarını görürsünüz.

Peki neden böyle oluyor? Örneğin herhangi bir A Partisinin başına bir genel başkan seçiliyor. İlk yaptığı şey başta bütün delegeler olmak üzere, il ve ilçe başkanlarının tamamını kendisine yakın olanlardan seçiyor, yetmiyor partinin üst karar organları olan parti meclisi, MKYK ve MYK gibi bütün organlara kendi adamlarını koyuyor.

Artık o siyasi partide ömür boyu Genel Başkan olmaya adım atmış oluyor. Seçim kaybetse de değişen bir şey olmuyor ve yine görevinin başında kalmaya devam ediyor. Bizim gibi eleştiri ve itiraz kültürünün olmadığı toplumlarda siyasi parti liderleri partisinin üstünde kayıtsız şartsız bir otoriteye sahip olur.

Hiçbir siyasi parti lideri kendisine itiraz eden, yanlışlarını eleştiren hiçbir ekiple çalışmak istemez. Daima her dediğini anında kabul edenlerle çalışır.

Bundan ötürü hiçbir zaman ülkemiz ve siyasi partilerimiz birinci sınıf demokrasiye sahip olamıyor ve maalesef yakın zamanda da yasalarda böyle bir değişim imkanının olması da çok zor görülüyor.

Selam ve Dua ile…

Mehmet Veysi MALKOÇ

Bu yazı toplam 5295 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.