1. YAZARLAR

  2. Mehmet Veysi MALKOÇ

  3. TAKVA VE ŞATAFATLI HAYAT
Mehmet Veysi MALKOÇ

Mehmet Veysi MALKOÇ

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

TAKVA VE ŞATAFATLI HAYAT

A+A-

Geçen günlerde bir dostumuz vatsapp’tan bana kısa bir video gönderdi. Videoda ilahiyatçı Muhammed Emin Yıldırım hocamızın takva ve fakirlik ile ilgili sözleri vardı.

Hocamız özetle şunu diyor:

“Fakirlik Müslümanın kaderi değildir, yıllarca bize fakirlik yolu ile takvayı empoze ettiler. Bizi fakirliğe mahkûm edip, şükretmemizi isteyenlere bakın; hepsi lüks ve şatafat içerisinde yaşıyor. En güzel arabaya onlar biniyor, en güzel evlerde onlar oturuyor ama sıra Müslümanlara gelince fakirlik Peygamber ahlakıdır diye onları tembelliğe yönlendiriyor.

Aynen öyle maalesef!!

Bakıyorsunuz bazı adamlara; Kimi tarikat şeyhi, kimi ilahiyatçı, kimi medrese âlimi kimi siyasetçi.

Ki, her neyse:

Vaazlarında, nasihatlerinde, konuşmalarında Peygamberimizin (A.S) hayatını anlatırlarken hep fakirlik yönünü ön plana çıkarırlar,

Neymiş Efendim?

Fakirlik Peygamber hayatıymış. Oysa bunu söyleyenler eksik söylüyor ve işine gelen yönleri aktarıyor. Evet, Peygamberimiz Mekke muhasarasında ekonomik ambargo uygulandığı için üç yıl boyunca çok sıkıntı ve yoksulluk çekmiş ama yaşamının diğer safhalarında diğer varlıklı sahabeler gibi birçok nimetten faydalanmıştır.

Olayı çok kişiselleştirmek ve magazinleştirmek istemiyorum ama son 20-25 yılda güç ve iktidarlarla palazlanan ve kendisine sözüm ona “Muhafazakâr” kesim diyen birilerine baktığınızda:

Konuşmaları Peygamber ahlakından, yoksula infaktan, Hazreti Ömer’in hayatından geçilmiyor. Lakin yaşantılarına bakıyorsunuz neredeyse Karun’un yaşantısı gibi…

Bu kesimden bazıları;

“iki milyonluk (Trilyonluk) Lüks ciplere biniyor, milyon dolarlık lüks villalarda yaşıyor, on binlerce liralık marka elbiseler giyiyor ve saatler takıyor, gecede 3-5 bin lira yemeklere para veriyor. Şatafatın ve lüks hayatın dibine veriyor. Sonra utanmadan kalkıp, takvadan ve yoksulluğun Peygamber ahlakı olduğundan dem vuruyor.

Kusura bakmayın böyle demekle insanları kandıramazsınız ve gençleri İslamiyet’e ısındıramazsınız. Isındırmayı bir yana bırakın sizin gibilerin yüzünden gençliğin büyük kesimi gittikçe dini değerlerden ve İslam’dan soğumaya başladı. Cebinde parası olmayan, işsiz güçsüz, parasızlıktan evlenememiş gençlere istediğin kadar “takvayı” ve “Zühdü” anlat. Onlara zerre kadar tesir etmemektedir.

Yapabiliyorsanız gençlere iş imkânını yaratacak vaaz ve telkinlerde bulunun. Adaleti ve hakkaniyeti öğütleyin. O zaman daha hayırlı bir iş yapmış olursunuz.

Ha yanlış anlaşılmasın kimse vaaz ve telkinlerde bulunmasın demiyorum.

Eğer “Şeyhlik” iddiasında bulunan kişi Mercedeslerle dolaşıyorsa, saray gibi evlerde oturuyorsa ve buna rağmen etrafına topladığı müritlere çorbaya kaşık sallamayı öğütlüyorsa ve bunu da din adına yapıyorsa kimse kusura bakmasın ama bana göre dine en büyük kötülüğü yapan o dur.

 

Ne yazık ki, böyle kimselerdir.

Hal böyle iken: Muhammed Emin Hocanın deyimiyle..

“Fakirlik Peygamber ahlakıysa ve takvaysa  (Ki bu söze zinhar bir itirazım yok). Sizde biraz o ahlakı ve takvayı yaşayın. O zaman daha çok inandırıcı olursunuz ve sözleriniz halkta karşılık bulur.

Peki, sormazlar mı?

Size takva ve züht gelmedi mi?..”

Yoksa size gelmedi herhalde. Yapmayın Allah aşkına. Yeter artık insanları dinle imanla aldattığınız.

Ne denilebilir ki?

Allah sizi ıslah etsin.

 

Mehmet Veysi MALKOÇ
İnşaat Mühendisi-Yazar

 

 

 

 

Bu yazı toplam 3752 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.