Tek gelirli kadınlar: Boşanma sonrası derinleşen yoksulluk

Tek gelirli kadınlar: Boşanma sonrası derinleşen yoksulluk
Boşanma sonrası tek başına çocuk büyüten kadınlar; nafaka alamama, artan kira giderleri ve çocukların eğitim masrafları nedeniyle yoksulluğun kalıcı hale geldiği bir döngüye sıkışıyor.

Norşin ÖNCEL - Özel

TİGRİS HABER - Boşanma, birçok kadın için sadece bir evliliğin bitişi değil; güvencesizliğin, yoksulluğun ve görünmeyen bir mücadelenin başlangıcı oluyor. Nafakasını alamayan, kiraya yetişemeyen tek gelirli kadınlar, her geçen gün daha derin bir yoksullukla mücadele etmek zorunda bırakılıyor. DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya, boşanma sonrası kadınların giderek derinleşen bir yoksullukla karşı karşıya kaldığını belirterek, “Bugün kadınlar sermaye, devlet ve aile kıskacı arasında sıkışmış durumda. Ekonomik bağımsızlığı olmayan kadınlar için boşanma çoğu zaman yeni bir yoksulluk döngüsünün başlangıcına dönüşüyor” dedi.

Tigris Haber’e konuşan kadınlar, boşanma sonrası ekonomik olarak ayakta kalmanın her geçen gün daha da zorlaştığını söylüyor.

“Hem annelik hem babalık yapmak zorunda bırakıldım”

Arya D. 26 yaşında genç bir kadın. Boşanma sürecini, bu süreçte yaşadığı psikolojik ve ekonomik zorlukları şöyle anlatıyor: “Bir buçuk yıl içerisinde evlendim ve boşandım. Bir yaşında bir kızım var. Boşanmanın hele ki bu yaşta boşanmanın bin bir türlü zor yanı var. Alında ben kendimi hala çocuk yaşta hissediyorum. Kadı ki bir bebeğe hem annelik hem babalık yapmak zorunda bırakıldım. Çocuğuma güzel bir gelecek yaratmak için kendimden ve geleceğimden vazgeçtim. Bir yıl boyunca uyuşturucu bağımlısı biri ile yaşamak zorunda kaldım. Bunun psikolojik etkilerini anlatmaya gücüm yetmez. Bunun tabi bir de ekonomik yanları var.”

norsin-haber-3.jpg
ARYA D.

“İmkanlar eşit şekilde sunulsun”

“Boşandıktan sonra dedemin yanına yerleştik kızım ile. Ekonomik olarak hayatımı idame edemiyorum. Çok düşük bir kira gelirim var sadece. Nafaka ve çocuğum arasında bir tercih yapmak zorunda kaldım. Ve çocuğumu seçtim. Dolayısıyla herhangi bir gelirim yok. Devletin boşanan kadınlara sunduğu birkaç destek programı olduğunu biliyorum. Bunlardan faydalanmak için çok mücadele ettim. Her defasında farklı bir gerekçe ile reddedildi başvurularım. Bir yandan çocuğumun mama, bez gibi ihtiyaçları var, öbür yandan hiçbir gelir yokken ona bir gelecek nasıl sunacağım diye düşünmekten çok yoruldum. Tek istediğim devletin hiçbir ayrım yapmadan bütün boşanan kadınlara eşit şekilde imkan sunulmasıdır.”

“Boşanmak her açıdan yıpratıcı bir süreç”

Boşanmanın hayatın her alanında zor ve yıpratıcı bir süreç olduğunu söyleyen Deniz A., “Yaklaşık 4 yıl önce boşandım. 12 ve 8 yaşında iki çocuğum var. Boşanmak her açıdan yıpratıcı bir süreç. Bunun psikolojik tarafı ayrı yorucu, ekonomik boyutu ayrı yorucu. Çoğu zaman çaresizlikle sınanıyorsun. Hem anne hem baba oluyorsun. Birey olduğunu unutup ebeveyn oluyorsun sadece. Çocukların gelişim sürecine, okul hayatına, sosyal hayatına yalnız başına yetişmeye çalışmak başlı başına yorucu. Toplumun da boşanmış kadınlara malum bakışı belli. Her anlamda, her açıdan kendini ve çocuklarını korumaya çalışan bir dürtü ile hayatımı sürdürmeye çalışıyorum” diye konuştu.

“Kadınlar hayatın her tülü zorlu sınavıyla sınanıyor”

Nafaka alamadığını belirten Deniz A., tek gelirle hayata tutunduğunu söylüyor ve şöyle devam ediyor: “Herhangi bir işte çalışmıyorum. Zamanımın çoğu çocuklara bakmakla geçiyor. Geçimimi aylık ödenen SED ödemesi ile sağlamaya çalışıyorum ve bu asla mümkün değil. Her geçen gün hayat pahalılığı artıyor. Aldığım bu ödeme neredeyse hiçbir giderimi karşılamıyor. Kira, eğitim masrafları, kişisel ihtiyaçlar derken ödemeyi almadan bitiyor. Nafaka da almıyorum daha doğrusu alamıyorum. Boşanma dönemi uzun ve sancılı geçtiği için bir de nafaka sorunu ile uğraşıp bu dönemin daha da uzun sürmesini istemedim. Karşı tarafında nafaka ödeme gibi bir derdi olmadı. Sigortalı bir işte çalışmadığından da kaynaklı. Sonuç olarak evliliği bitmiş kadınlar hayatın her tülü zorlu sınavıyla sınanıyor; psikolojik, ekonomik vs.”

“Her koşulda ayakta kalmaya çalışmak…”

Feride B. ise boşanmanın, ekonomik anlamda hayatını baştan sona yeniden hesaplamak zorunda bıraktığını belirtiyor. Feride B. , “42 yaşındayım. Yaklaşık 8 yıl önce boşandım. Boşanmanın ardından yaşadığım en büyük zorluk, yalnızlık duygusunun yanı sıra tüm ekonomik ve yaşam sorumluluklarının bir anda omuzlarına yüklenmesi oldu. Hem duygusal olarak ayakta kalmaya çalışmak hem de geçim derdiyle baş etmek, onun için son derece yıpratıcı bir sürece dönüştü. Boşanma, ekonomik anlamda hayatını baştan sona yeniden hesaplamak zorunda bıraktı. En küçük harcamanın bile defalarca düşünülmesi gereken bir sürece dönüşmesi, ekonomik güvencesizliği daha görünür hale getirdi. Artan yaşam maliyetleriyle birlikte güven duygusu azalırken, kaygı günlük hayatın belirleyici unsuru oldu.”

“Uygulamalar kadınları korumakta yetersiz”

Yasal haklar konusunda yaşadığı sorunlar da ekonomik kırılganlığı derinleştirdi. Nafaka alamadığını belirten Feride B., yasal düzenlemelerin çoğu zaman kâğıt üzerinde kaldığını, uygulamada ise kadınları korumakta yetersiz olduğunu söylüyor. Bu durum, boşanma sonrası ekonomik yükün tamamen kadının omuzlarına binmesine neden oluyor.

“Ekonomik sıkışmışlığın psikolojik etkisi…”

Feride B., ekonomik sıkışmışlığı şöyle özetliyor: “Barınma sorunu ise ekonomik baskının en ağır hissedildiği alanlardan biri oldu benim için. İlk dönemde ailemle yaşamak zorunda kaldım. Daha sonra ayrı bir eve çıkabilmek için ciddi bir mücadele verdim. Artan kira bedelleri, onu güvende olmak ile ekonomik olarak ayakta kalmak arasında bir tercihe zorlandım. Ekonomik sıkışmışlığın psikolojik etkisi ise sürekli bir endişe hali ve derin bir tükenmişlik olarak kendini gösteriyor bu dönemde. Gelecek kaygısı, belirsizlik ve artan sorumluluklar, ruhsal yükü her geçen gün daha da ağırlaştırıyor.”

Çocuğunun eğitim masraflarını karşılamakta zorlandığını ifade eden Feride B., kendi ihtiyaçlarını kısarak çocuğunun temel gereksinimlerini karşılamaya çalıştığını belirtiyor.

“Yalnız değilsiniz”

Feride B., benzer koşullarda yaşam mücadelesi veren kadınlara ise şu mesajı veriyor:

“Yalnız değilsiniz. Yaşadıklarınız sizin suçunuz değil. Ekonomik olarak zor bir süreçten geçiyoruz ama bu dönem geçecek.”

Kaya: Kadınlar derinleşen bir yoksullukla karşı karşıya
Boşanma sonrası kadınların yaşadığı ekonomik sorunlara ilişkin Tigris Haber’e konuşan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Adalet Kaya, kadınların boşanma sonrası yaşadığı ekonomik sorunların yapısal bir mesele olduğunu belirterek kadınların giderek derinleşen bir yoksullukla karşı karşıya kaldığını söyledi. Kaya, “Bugün kadınlar sermaye, devlet ve aile kıskacı arasında sıkışmış durumda. Ekonomik bağımsızlığı olduğunu düşünen kadınlar bile farklı biçimlerde şiddete maruz kalıyor. Emek sömürüsü de bunun bir parçası. Her gün yeni gündemlerle karşılaşıyoruz ve ne yazık ki giderek kadınlaşan bir yoksulluk sürecinden geçiyoruz. Ülkede yaşanan ekonomik kriz bu durumu daha da derinleştiriyor” dedi.

norsin-haber-1.jpg
DEM Parti Diyarbakır
​​​​Milletvekili Adalet Kaya

“Yoksulluk nafakası oldukça düşük”

Birçok kadının şiddet görmesine rağmen ekonomik nedenlerle boşanamadığını vurgulayan Kaya, “Kadınlar şiddet gördükleri halde boşanamıyor çünkü çoğunun kendi geliri yok. Devlet tarafından verilen yoksulluk nafakası ise oldukça düşük ve çoğu zaman da ödenmiyor. Bu nedenle kadınlar şiddet sarmalından çıkamıyor ve bu kıskacın içinde yaşam mücadelesi veriyor” ifadelerini kullandı.

“Yeni modele ihtiyaç var”

Kadınların ekonomik olarak güçlenebilmesi için yeni bir modele ihtiyaç olduğunu dile getiren Kaya, çözümün dayanışma temelli ekonomik modellerde olduğunu söyledi. Kaya, “Bizim önerdiğimiz model geçim ekonomisi dediğimiz, daha ihtiyaca dayalı ve sömürü ilişkilerinin dışında kalan bir ekonomi modelidir. Kooperatifler kurulmalı. Kadınların emeklerinin sömürülmediği ve kendi geçimlerini sağlayabilecekleri alanların yaratılması gerekiyor. Kadınlar ekonomik olarak güçlenmeden özgürleşmeleri de mümkün olmuyor” diye konuştu. Devlet destekleri ve yoksulluk nafakası gibi ödemelerin tek başına yeterli olmadığını ifade eden Kaya, şunları belirtti: “Bu yardımlar çoğu zaman çok düşük ve sürdürülebilir değil. Kadınların gerçekten ayakta kalabilmesi için yerellerde kooperatif temelli, dayanışmacı ekonomik modellerin kurulması gerekiyor. Kadınların üretim yapabileceği ve kendi geçimini sağlayabileceği alanlar yaratılmalı.”

“Kalıcı çözüm: Ekonomik bağımsızlık”

Kadınlar açısından kalıcı çözümün ekonomik bağımsızlık olduğunu vurgulayan Kaya, bunun geçim ekonomisi modelinin yerel düzeyde geliştirilmesiyle mümkün olabileceğini söyledi. Kaya, “Bugüne kadar belediyeler ve yerel yönetimler aracılığıyla kurulan bazı sistemler devlet tarafından kriminalize edildiği için sürdürülebilir olamadı. Ancak bundan sonrası için daha umutlu olmak istiyoruz. Yerel yönetimlerin güçlendiği bir ortamda kadınların emeklerinin sömürülmediği ve kendi ayakları üzerinde durabildikleri bir modeli inşa edebiliriz. Elbette bunun merkezi hükümetle de eş güdüm içinde yürütülmesi gerekiyor” diye konuştu.

*

TÜİK'in 2025 verilerine göre Türkiye'de boşanan çift sayısı 193 bin 793'e yükselirken, çocukların velayeti %74,6 oranında anneye verildi. Boşanmaların %34'ü ilk 5 yıl içinde gerçekleşti.

*

Haberde yer alan Arya D., Deniz A. ve Feride B.’nin gerçek isimleri, kendi istekleri üzerine gizli tutuldu.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.