1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR

  3. TİS öncesi emekçilerin talepleri
TİS öncesi emekçilerin talepleri

TİS öncesi emekçilerin talepleri

Toplu İş Sözleşme (TİS) görüşmeleri öncesi toplanan KESK Diyarbakır Şubeler Platformu üyeleri taleplerini sıraladı

A+A-

KESK Diyarbakır Şubeler Platformu adına yapılan açıklamayı okuyan KESK Şubeler Dönem Sözcüsü Tarım-Orkam Sen Diyarbakır Şube Sekreteri Ramazan Polat, 5 milyon kamu emekçisinin sorunlarının yıllardır çözülmediğini ve oyalandığını belirtti.

Güvencesiz çalışmanın emekçilere dayatıldığına vurgu yapan Polat, OHAL KHK’leri ile KESK’e bağlı 4 bin 570 emekçinin işine son verildiğinin belirtti.

kk-(1).jpg

KESK Diyarbakır Şubeler Platformu Toplu İş Sözleşmesi (TİS) görüşmelerine ilişkin bir açıklama yaptı.

Açıklamayı, KESK Şubeler Dönem Sözcüsü Tarım-Orkam Sen Diyarbakır Şube Sekreteri Ramazan Polat okudu.

2020 - 2021 yıllarını kapsayan ‘Toplu Sözleşme’ görüşmelerinin 1 Ağustos 2019 Perşembe günü başlayacağının belirtilen açıklamada milyonlarca emekçinin TİS sürecine odaklandığı ifade edildi.

Emekçilerin sorunları yıllardır çözüm bekliyor

Açıklamada TİS görüşmelerinde hükümet ile masaya oturan sendikanın emekçilerin, “insanca yaşamaya yetecek bir ücretten,  güvencesiz, sözleşmeli istihdama son verilmesine, gelir vergisi adaletsizliğinin ve ek gösterge adaletsizliğinin ortadan kaldırılmasından ek ödemelerimizin emekli aylıklarımıza yansıtılmasına” kadar hiçbir temel sorununa çözüm getirmediği belirtilirken,  OHAL döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK)  emekçilerin çalışma yaşamının daha da güvencesiz bir hale getirildiğine değinildi.

“İş güvencesi fiilen kullanılmaz hale getiriliyor”

Güvencesiz çalışmanın kalıcılaştırıldığına değinilen açıklamada şu ifadelere yer veridi: “İş güvencemiz fiilen kullanılamaz hale getirilerek kamuya kadrolu personel alımı durma noktasına gelmiştir. Kamu emekçilerinin sözleşmeli, kadro karşılığı sözleşmeli, geçici sözleşmeli, vekil ve ücretli gibi farklı biçimlerde güvencesiz istihdamı artarak sürmektedir. Hükümet yılardır kadro talep eden sözleşmelilerin sesine kulak tıkamaya, oyalama taktikleri geliştirmeye devam etmektedir.  Nitekim bugünlerde TBMM’de görüşülmesine devam edilen torba yasa sadece 4+2 olarak bilinen sistemle sözleşmeli istihdam edilenleri kapsamaktadır. Buna göre altı yıl boyunca ailesinden koparılanların 3+1 sistemi ile yani ceza indirimi ile yetinmesi beklenmektedir.”

“81 milyonun tamamı vejetaryen ya da vegan mı?”

OHAL KHK’leri ile KESK’e bağlı 4 bin 570 emekçinin işine son verildiğinin belirtildiği açıklamada, emekçilerin geçim sıkıntısı şöyle ifade edildi: “Maaşlarımızdaki erime sürmektedir.  Hedeflenen enflasyon oranlarına,  hatta bazen bunun bile altındaki rakamlara imza atanların ‘tarihi başarıları’ sayesinde maaşlarımız her yıl açlık sınırına daha fazla yaklaşmıştır. TÜİK, krizin faturasını emekçi kesimlere yıkmanın bir aracı haline getirilmiştir. Nitekim yaklaşık bir yıldır iğneden ipliğe her şeyi kapsayan zam yağmuru TÜİK'in resmi enflasyon rakamlarına adeta damla olarak yansımaktadır.   Ramazan ayından bugüne et ve et ürünlerinde, süt ve süt ürünlerinde yaşanan en az yüzde 20 artış görmezden gelinmiş,  “meyve ve sebze fiyatlarında yaşanan düşüşün etkisi ile enflasyon düştü" denilmiştir. Adeta 81 milyonun tamamının vejetaryen ya da vegan olduğu varsayılmıştır. Yine şekerden çaya, akaryakıt ürünlerinden elektriğe uzanan zamlar, alkol ve sigaradaki ÖTV artışları göremezden gelinmektedir.”

“Pazarda yaşanan gerçek enflasyon yüzde 40”

 Medyada memur maaşlarına ilişkin asılsız haberler yapıldığına vurgu yapılan açıklamada, “Büyük puntolarla 'memura 3 zam birden” manşetleri atılmıştır.  "En düşük memur maaşı 3.723 TL oldur" denilmiştir. Dün elimize geçen maaşlar tüm bu haberlerin koca bir palavradan ibaret olduğunu ispatlamaktadır. Bu ülkede yaşayan 81 milyon, TÜİK'in resmi enflasyonu ile düşük gösterilmeye çalışılsa da sokakta, pazarda yaşanan gerçek enflasyonun en az %40 olduğunu biliyor. Buna karşın maaşlarımızda %5'lik 'toplu sözleşme' zammını, %1,01'lik enflasyon farkını, iki günlük bebek bezi almaya yetmeyen çocuk yardımının üç beş kuruş artırılmasını 'memura üç zam birden' diye sunanları, en düşük maaşı hesap oyunları ile 650 – 700 TL fazla gösterenleri, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliğine atananların maaşlarında  %40 zam yapılmasını görmeyip bizim maaşlarımızdaki sefalet artışını ‘müjde’ diye yutturmaya çalışanları buradan kınıyoruz.

Yıllardır en temel sorunlarımız arasında yer alan gelir vergisi adaletsizliği bugün daha da yakıcı hale gelmiştir. Nitekim dün zamlı maaşlarını alan kamu emekçilerinden önemli bir bölümü daha ikinci vergi dilimine girmiştir. Yani maaş artışlarımız daha cebimize girmeden gelir vergi olarak kesilmiştir.” denildi.

“Torpilin, kayırmanın, ayrımcılığın siyasi kadrolaşmanın kapsı sonuna kadar açılmıştır”

3600 ek gösterge sözünün yerine getirilmediğinin ifade edildiği açıklamada,  “kamuda siyasi kadrolaşma ve sendikal ayrımcılık” üzerine ise şunlar belirtildi: “Kamu görevine almada ve görevde yükselmede KPPS ve yazılı sınavların etkisinin azaltılması ile kariyer ve liyakat ilkeleri tamamen ortadan kaldırılmıştır. Yani torpilin, kayırmanın, ayrımcılığın siyasi kadrolaşmanın kapsı sonuna kadar açılmıştır. KPSS’yi, sözlü sınavları ya da mülakatları aşan adaylar Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması ile üçüncü bir elemeye tabi tutulmaktadır. Böylece kamuya alınacak olanların siyasal iktidarla aynı çizgide olması, dolayısıyla sendikal tercihini yaparken de siyasal iktidarla sembiyotik bir ilişki içinde olan konfederasyona bağlı sendikalara üye olmasının yolu açılmıştır.”

 Fason toplu sözleşme iflas etmiş

3 milyon kamu çalışanı, 2 milyonu ise kamu emeklisi 5 milyon emekçinin 7 yıldır oyalandığının belirtildiği açıklamada, “Kapsamından, tarafların belirlenmesine, grev hakkımızın yasal güvence altına alınmamasından, uyuşmazlık durumunda devreye girecek olan Hakem Kurulunun yapısına kadar onlarca temel sorunu bulunan, yasak ve sınırlamalarla yüklü, hak arama yollarını kapatan bu fason toplu sözleşme sistemi bir kez değil, iki kez değil, üç kez değil, tam dört kez iflas etmiştir.” denildi.

Açıklamada KESK Şubeler Platformunun mücadele programına ilişkin olarak ise şu talepler sıralandı:

  • Grevli Toplu Sözleşme ve Örgütlenme Özgürlüğü İstiyoruz!
  • İnsanca Yaşanabilir Bir Ücret İstiyoruz! Bugün dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 6.750’TL’yi aşmıştır. En düşük ücrette bu yoksulluk sınırının temel alınmasını, eşi çalışmayan iki çocuklu en düşük maaşı alan kamu emekçisinin maaşının buna göre artırılmasını,  eş ve çocuk, kira, yakacak, yemek ve ulaşım yardımları ile cebine giren paranın yoksulluk sınırının üzerine çıkarılmasını, tüm kamu emekçilerinin maaşlarının bu durum gözetilerek artırılmasını istiyoruz. 
  • Sözleşmeli, taşeron, ücretli, vekil gibi hür türlü güvencesiz istihdama son verilmesini, tüm kamu emekçilerinin güvencelikadrolu istihdam edilmesini,
  • Asgari ücretin vergi dışı bırakılmasını, maaşlarımızın asgari ücret tutarını aşan kısmı için gelir vergisinin ilk dilim olan %15 oranın uygulanmasını,
  • Tüm lisans ve ön lisans mezunu kamu emekçilerinin ek göstergesinin 3600’e çıkarılmasını, bunun dışında kalan kamu emekçilerinin mevcut ek göstergelerinin 800’er puan artırılmasını,
  • Yardımcı Hizmetler Sınıfında çalışanların öğrenim durumlarına göre diğer hizmet sınıflarına sınavsız atanmalarını, ek gösterge konusunda en mağdur kesim olan Yardımcı hizmetlilere ek gösterge cetveli çıkarılmasını,
  • Hangi ad altında olursa olsun tüm ek ödemelerin emekliliğe yansıtılmasını,  mevcut emekli maaşlarının artırılmasını, Emeklilikte Yaşa Takılma (EYT) haksızlığına son verilmesini,
  • İşe almada ve görevde yükselmede, unvan değişikliğinde mülakatın güvenlik soruşturması arşiv kaydı araştırmasının kaldırılmasını,
  • Mahkeme kararı olmadan, hukuksuz bir şekilde KHK ile ihraç edilen tüm kamu emekçilerinin görevlerine iade edilmesini,
  • 06 yaş grubundaki çocuklarımız için tüm kamu kurumlarında tam gün hizmet veren ücretsiz kreşler açılmasını,
  • Maaşlarımızdan isteğimiz dışında %3 kesinti yapmaya dayalı zorunlu BES sistemine son verilmesini,
  • Kadın emekçilere pozitif ayrıcalık tanınmalı, doğum izinleri arttırılmalı, doğum sonrası en az bir yıl ücretsiz izinli sayılmalı, kadınlar regl dönemlerinde idari izinli sayılmalıdır.
  • Kadınların sürekli ve güvenceli işlerde istihdamının sağlanmasını,  ayrımcılığın son bulmasını istiyoruz. (Haber Merkezi)

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.