Tuğrul: Zerrab için verilen karar emsal alınmalı

Tuğrul: Zerrab için verilen karar emsal alınmalı

“Bu kararın özellikle Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemelerince emsal alınması gerektiği kanaatindeyim”

 

 

Diyarbakır Barosu’na kayıtlı avukatlardan Seda Tuğrul, 17 Aralık operasyonunda tutuklanan iki bakan oğlu ile işadamı Reza Zerrab’ın 28 Şubat’ta tahliye edilmelerinin Türkiye’nin içinde bulunduğu hukuksal süreç de reform niteliği taşıdığını belirterek, “Bu kararın özellikle Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemelerince emsal alınması gerektiği kanaatindeyim” dedi.

Ali VURANEL

DİYARBAKIR Barosu’na kayıtlı avukatlardan Seda Tuğrul, 17 Aralık operasyonu ve sonrasında devam eden hukuksal sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’de 17 Aralık operasyonu ile başlayan hukuksal krizin, 28 Şubat’a kadar devam ettiğine dikkat çeken Tuğrul, operasyonda tutuklanan iki bakan oğlu ile iş adamı Reza Zerrab’ın 28 Şubat’taki tahliyelerinin Türkiye’nin içinde bulunduğu hukuksal süreçte reform niteliği taşıdığını belirtti.

Bir hukukçu olarak tutuklamaların bir tedbir olduğunu, infaz niteliği taşımasının gerek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ncı maddesi olan “adil ve makul sürede yargılanmaya” gerekse Anayasa’daki “adil yargılanma hakkına” aykırılık teşkil ettiği kanaatinde olduğuna işaret eden Tuğrul, şunları kaydetti:

“28 Şubat’taki tahliyeleri tepki ile karşılamadım. Aksine özellikle Diyarbakır’da yargılaması yapılan uzun tutukluluk nedeni ile mağdur olan diğer müvekkillerimiz ve sanıklarımız için emsal teşkil etmesi gerektiği kanaatindeyim. Zira özellikle ağır cezalık dosyalarımızda salt tape kayıtları nedeni ile müvekkiller tutuklanmakta, bu durum adeta somut delil olarak algılanmakta ve hatta hükme esas teşkil eden argüman olarak kullanılmaktaydı. Özellikle son dönemde yaşanan olaylar pek çok tape kaydının montajlanabileceğini, mahkumiyete esas teşkil edecek bir durum yaratmamamsı gerektiğini hep beraber görmüş olduk. 17 Aralık operasyonun da gözaltına alınan kişiler sıradan şahıslar değillerdi adeta bir temiz eller operasyonu kanaati oluşturulmaya çalışılarak tutuklanan kişiler çok kısa bir süre sonra delillerin toplanmış olduğu, kaçma şüpheleri bulunmadığı için tahliye edildiler. Sabit ikametgah sahibi olmaları ve suçun vasıf ve mahiyetinin değişme ihtimali bulunması nedenleri ile çok kısa tutukluluktan sonra tahliye edildiler. Ben hukukçu olarak bu durumu telin etmiyorum.”

“Diğer dosyalara da uygulanmalı”

“Bu kararın emsal alınması ve özellikle de uzun süren neredeyse cezanın infazı kadar yatmış olan diğer derdest dosyalara uygulanması gerektiğini düşünmekteyim” diyen Tuğrul, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Zira yargının görevi kişilerin kaçmasına engel olmak değil yargılama yaparak maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlamaktır. Eğer serbest kaldıktan sonra kişi kaçarsa yakalamak devletin kolluğun görevidir. Kişilerin kaçma şüphesi yargılama mercilerini ilgilendirmez. Ve tutuklanma sebebi olamaz. Bir şahsın tutuklanmasını ben ancak o suçu işlemeye devam edecekse ve ya deliller toplanmamışsa icazet verebilirim aksi halde adil yargılanma hakkına aykırılık teşkil eder. Zira hukuk ve yasalar kişilerin unvanlarına bakılmaksızın adil olarak uygulanır. Aksi halde hukuk devletinden söz edilemez. Bu kararın özellikle Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemelerince emsal alınması gerektiği kanaatindeyim.”

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum