1. YAZARLAR

  2. Ahmet Özmen

  3. Velilerin yanlış tutumları…
Ahmet Özmen

Ahmet Özmen

Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Velilerin yanlış tutumları…

A+A-

Eti senin kemiği benim derdi anne babalar. Öğretmenlerin çocukları terbiye etme gibi (bana göre anlamsız olan) sorumlulukları vardı. Çocuğun istenilen akademik başarıya ulaşması birincil önceliğiydi ebeveynlerin. Bu uğurda çocuğun şiddet görmesi bile normal karşılanırdı. Çocuk bir üst sınıfa geçinceye kadar yetişkinler ve eğitmenleri tarafından fiziksel ve duygusal istismarın birçok şekline maruz bırakılırdı. Öğreniyor olmanın bedelini örselenerek öderdi o dönemin çocukları.

Ödevini yapmadığı ya da okul kurallarına uymadığı için şiddete maruz kalması son derece normal karşılanırdı. Ne de olsa dayak cennetten çıkmaydı.

Hal böyle olunca, dönemin öğretmenleri için de öğrencilerin davranışlarını ve sınıflarını yönetmek çok kolaydı. Çocukların öğrenme stilleri, bireysel farklılıkları, öğrenme ortamının elverişliliği, öğretilmeye çalışılan şeylerin çocukların ilgisini çekip çekmediği çokta önemli değildi onlar için. Öncelik, çocukların genel normlara uygun davranış sergilemesi ve sınavlarda istenilen başarıyı elde etmesiydi. O anlayışa göre çocuk çarpım tablosunu ezberlememişse, dayak yemeyi hak ediyordu elbette.

Çocuklar aileleri yoksul olmasa bile birçok şeyden yoksun olarak büyürdü. Hayatı öğrensin diye yaşlarından ve boylarından büyük sorumluluklar verilirdi bazen. Kimi aileler imkanları olmasına rağmen onları şımartmamak adına ihmal ederdi çocuklarını. En zor olanı da, en çok ihtiyaç duydukları şey olan, sevgiye doymadan büyümek durumunda bırakılmalarıydı. En iyi baba sevgisini göstermeyen, kendi içinde yaşayan, çocuğuna sarılmaktan korkan babalardı.

Tasvirini yapmaya çalıştığım şey çeyrek asır önceki eğitim anlayışımız. Bir eğitimci olarak tamamıyla yanlış bulduğum ve onaylamadığım bir anlayışla çocuk yetiştiriyordu toplumumuz.

Son 25-30 yılda çok şey değişti hayatımızda. Bilim ve teknolojideki gelişmeler, refah düzeyinin yükselmesi, ortalama insan ömrünün uzaması, bebek ölümlerinin azalması, modern üretim araçlarının gelişmesi, gıda üretimi ve teknolojisindeki gelişmeler, kentli nüfusun artması gibi burada sayamayacağım değişim ve hızlı dönüşümler, çocuk yetiştirme anlayışımızı da baştan sona değiştirdi.

Eğitim sistemimiz ve eğitimcilerimiz bu hızlı dönüşüme hazırlıksız yakalandı. Digital ortamda doğup büyüyen çocuklara 20. Yüzyılın eğitim anlayışı ve yöntemleriyle eğitim yapmaya çalışıyoruz. Çocuklara yetişkin olduklarında ihtiyaç duyabilecekleri bilgi ve becerileri kazandırmak yerine çarpım tablosunun peşini bırakmamayı tercih ediyoruz maalesef.

Birçok öğretmenimiz araştıran, tartışan, üreten sınıfların yerine, “çiçek” olmuş sınıflarda eğitim yapmanın daha faydalı olacağında ısrarcı. Nedense kurallara uyan çocukların daha başarılı olacağını düşünüyorlar.

Kanımca en sorunlu alanımız ise yanlış ebeveyn tutumları. Çocuk yetiştirmenin dünyanın en zor işi olduğuna inanmışımdır hep. Öğretmenlerimiz, çocuğunu kendi ebeveynlerinden gördüğü gibi yetiştirmekte ısrarcı olanlarla, iyi anne-baba olmayı kitaplardan öğrenmeye çalışan ebeveynlerin talep ve beklentileri altında eziliyor.

Birinci gruptaki veliler sınav başarısını çok önemsiyorken, ikinci gruptakilerin işi çok daha zor. Onlar sınav başarısının yanında, her şeyin en iyisini yapmasını bekliyorlar çocuklarının.

Destekleyici olmaları gerekirken aşırı koruyucu yaklaşıyorlar çocuklarına. Sınav sisteminin de etkisiyle amansız bir yarışın içine sürüklüyorlar onları. İyi bir insan yetiştirmekten çok diğerlerinden daha başarılı bir çocuk yetiştirme peşindeler. Kendi çocuklarının başarısına odaklandıkları için öğretmenler ile etkili bir iletişim kuramıyorlar. Çocuğun her başarısızlığında başkalarını sorumlu görmeye meyillidirler. Anlamsız ve bana göre bir çeşit istismar olan zeka testlerinin sonuçlarını gururla paylaşıyorlar.

Daha sayamayacağım onlarca hatalı tutumun mağduru oluyor çocuklarımız.

Bu nedenle sistemin sadece çocukların eğitimiyle kalmayıp öğretmen ve velilerin de eğitimlerine çözümler üretmesi gerektiğine inanıyorum.

Yakın zamanda çok daha iyi bir yere geleceğimize olan inancımla…

Ahmet Özmen

 

 

 

Bu yazı toplam 3226 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.