VİDEO - Görme engelli genç koronayı tek başına atlattı

VİDEO - Görme engelli genç koronayı tek başına atlattı

Korona testi pozitif çıkan engelli genç Süleyman Acar, karantina sürecini evde tek başına geçirdi. 16 günlük karantina sürecinde yaşadıklarını Tigris Haber’e anlatan Acar, sağlık sistemindeki kimi aksaklıklara dikkat çekti.

Ali Abbas Yılmaz - Özel

TİGRİS HABER - Diyarbakır’da Sanat Sokağı’na açtığı kitap tezgahı ile yaşamını idame ettirmeye çalışan görme engelli genç Süleyman Acar, koronavirüse yakalandı. Yenişehir ilçesi Ofis semtinde bulunan Sanat Sokağı’nda kitap satarak geçimini sağlayan görme engelli genç Süleyman Acar, koronavirüsü 16 günlük karantinanın ardından atlattı. Acar, karantina günlerinde yaşadığı sıkıntıları anlattı.

İlaçlar geç de olsa geldi

Ağustos başında koronaya yakalanan virüsün belirtilerini göstermesi üzerine 8 Ağustos’ta Covid-19 testi yaptıran ve testinin pozitif çıkması üzerine evinde tek başına karantinaya alınan görme engelli genç Süleyman Acar, karantina günlerinde yaşadıklarını şöyle dile getirdi: “İlk günlerde 48 saate yakın uyudum. Ayın 8’inde ağzımın tadı gidince ve koku alma duyumu yitirince gittim test yaptılar. Tabii doktor da 2-3 tane ilaç yazdı. Eğer testin pozitif çıkarsa bu ilaçları kullanma sana başka ilaç verilecek dedi. Cumartesi öğleden sonra aradılar ve testimin pozitif çıktığını söylediler. 17 gün evden çıkmamam gerektiğini söylediler ve temaslı olduğum kişileri sordular. Yalnız yaşadığımı söyledim. Bana korona ilacı getirileceğini söylediler. İlaç bugün yetişmezse yarın kesin gelir dediler. O gün ilacım gelmedi, Sağlık Müdürlüğü’nden beni arayan numarayı aradım ama numaraya ulaşamadım. Sonra aynı gün akşam beni başka numaradan bir daha aradılar, ilacımın geleceğini söylediler ama ilaç gelmedi. Ertesi gün akşam oldu ama ilaç yine gelmedi. Bunun üzerine beni son arayan numarayı aradım ve ilacımın gelmediğini söyledim. Ardından 112’den beni aradılar ve ambulans talebimin olduğunu söylediler. Ben de böyle bir talebimin olmadığını korona ilacı beklediğimi ifade ettim. İzmir’de yaşayan Zeynep Kılıç adında bir manevi ablam var. Zeynep ablam benim için seferber oldu. En son nefes darlığı yaşadığımı söyledim ve ambulans geldi hastaneye gittim. Testim pozitif çıktıktan sonra 3 gün geçmiş ve ilacım gelmemiş. Neyse, hastaneye gittiğimde ilaçlarımı doktordan elden aldım. 3 tane ilaç verdiler, ikisi hap biri iğne olmak üzere.”

suleyman.jpg

Sağlık hizmetinde yaşanan kimi aksaklıklar

Korona tedavisine evinde başlanılan engelli genç Acar, sağlık hizmetiyle ilgili aksaklıklara ilişkin şunları söyledi: “Görme engelliyim ve iğne yaptırmak benim için sorun oldu. 112’yi ararsın gelir iğnenin yapar dediler. Ertesi gün 112’yi aradım ama böyle bir hizmetlerinin olmadığını söylediler. Neyse 2 gün boyunca yoğun bir telefon trafiğinin ardından ancak iğne yapacak birileri geldi. Hizmetlerde büyük bir aksama var ve insanı kaderine terk ediyorlar. Aile Hekimini arıyorum iğne için gelemeyeceklerini söylüyorlar. İl Sağlık Müdürlüğü’nü arıyorum, sırada bekleyenler olduğunu ve kaç günde sıra geleceğini bilmediklerini söylüyorlar. Bu arada psikolojim allak bullak oldu, günlerdir psikolog arıyorum bulamıyorum. Neyse sonunda evde sağlık hizmeti veren bir birimden geldiler ve iğnemi yaptılar. Testim çıktıktan 3 gün sonra iğne başladı. Mesut adında genç bir arkadaş geldi ve çok da merhametli biriydi. Hak ondan razı olsun 10 gün hiç aksatmadan, Ethem isimli bir sağlıkçı ile dönüşümlü olarak gelip ve iğnelerimi vurdular. Yalnız iğne vurulduğu sırada doktor bir hanım da var ve benden imza istiyor. Benim gözlerim görmüyor, nereyi, neyi imzaladığımı bilmiyorum ve imza için kalemim de yok. Kalem istiyorum, kendi kalemini de vermek istemiyor. Sonra işte yavaş yavaş iyileştim.”

 16 gün karantinada sabah akşam tavuk döner yedi

Karantina günlerini evinde tek başına geçirmek zorunda kalan görme engelli genç Acar, 16 gün boyunca ihtiyaçlarını nasıl karşıladığını ve çektiği sıkıntıları şöyle özetledi: “Hastalığım sırasında hep yalnızdım. Bir dönerci ile anlaştım ve hastalığım boyunca her akşam 2 tane döner kapıma bırakıldı. Dönerin birini o akşam diğerini ise ertesi sabah yiyorum. Diğer akşam yine aynı şekilde 2 tavuk döner geliyor ve 16 gün boyunca yiyecek sorunumu böyle çözdüm. Aile Hekimliği günde bir defa arayıp soruyordu, nasılsın diye. Başım dönüyor diyordum ama yaptıkları bir şey yoktu. Yani, evde tek başına koronayı atlattım. İstanbul Büyükşehir’de sesli kütüphanede çalışan bir ablam var, o beni günde 3 defa arar halimi hatırımı sorardı. Bir o bir de Zeynep ablam arardı, halimi sorardı. Diğerleri ise el gibi aradılar. Yaşadığım apartmanda çöp kutusunun etrafına dezenfektan sıkıp çöpümü dışarı bırakıyordum ama komşular buna itiraz ettiler. Kapıcı aradı ve komşuların çöpü içeri almamı istediğini söyledi. Yine evin dış kapısını açık bırakıp panjurlu kapıyı kapatıyordum, ev hava alsın diye ama komşular bundan da rahatsız oldular. Onlara hastalık bulaştıracağımı söyleyerek, kapımı kapatmamı istediler. Klima, vantilatör açamadığım için iç kapıdan evi havalandırmak istedim ama buna da müsaade edilmedi. Komşularım bana yardımcı olmak yerine işimi daha da zorlaştırdılar. Hastalığı atlattıktan, testim negatif çıktıktan sonra bakkala indim ama bundan da rahatsız oldular. Oysa ki, hastalığı geçirmiştim ve kimseye virüs bulaştıracak durumda değildim. Ama bana hala virüslü muamelesi yaptılar. 16’ncı günümde testim negatif çıkmıştı ve ben 17’inci günümde dışarı çıkmıştım. Testim negatif çıkmamış olsa buna rağmen dışarı çıkacak başkalarının sağlığını riske atacak kadar vicdansız değilim. Görme engelliyim ama niyetim insanları kendime acındırmak değil. Yalnız ben acırım insanlara, bu kadar duyarsız oldukları için.”

‘Yardım talebim yok ama insani vazifesini yapmak isteyenlere de karışmam’

Görme engelli bir birey olarak hayata tutunmaya çalışan ve kimseye minnet etmeden geçim derdini göğüsleyen Acar, koronayı atlatmaya çalıştığı karantina günlerinde çalışamadığı için ekonomik olarak zor günler yaşadı. Kimseden herhangi bir yardım talebinde bulunmaya hakkı olmadığını düşünen Acar, insani temelde yapılacak yardımlara da kapıları tümden kapatmadığını belirterek şunları ifade etti: “Geçimimi kitap satarak sağlıyorum ama tabii korona geçirdiğim dönemde tezgahımı açamadım. Haliyle bu süreçte ekonomik sıkıntı yaşadım. Korona sürecinde ihtiyaçlarımı karşılamam için İstanbul’da sesli kütüphanede çalışan ablanın bana sağladığı ekonomik destek ile ihtiyaçlarımı karşıladım. Hastalığı atlattım ama çalışmak için henüz takatim de yok ve bu süreçte çalışamıyorum da. Hatalıktan sonra uyku düzenim bozuldu ve aşırı derecede halsizlik yaşıyorum. Hastalığın yan etkilerinden midir bilmiyorum ama unutkanlık ve dikkat dağınıklığı başladı. Geçinebilmek için çalışmam lazım ama halim yok. Açıkçası kimseye minnet etmek istemediğim için yardım da talep etmek istemiyorum. Benim bir yardım talebim kimseden olmayacak ama insani vazifesini yapmak isteyenlere de karışmam.”

‘100 TL karşılığında özel ekiplere evimi dezenfekte ettirdim’

Acar, hastalığı atlattıktan sonraki sürece ilişkin olarak ise şunları söyledi: “24 Ağustos’ta ikinci testimi yaptırdım ve testimin negatif olduğunu öğrendim. Sonrasında evimin dezenfekte edilmesi için belediyeyi aradım. İlaçlama birimi ile görüştüm ama belediyenin böyle bir hizmeti olmadığını söylediler. Özel dezenfektan ekiplerini ücretli olarak çağırmam gerektiğini söylediler. Bildiğim kadarıyla belediyenin gelmesi lazımdı ama yanılıyor da olabilirim belki de böyle bir hizmetleri yoktur. Sonrasında 100 TL karşılığında özel ekiplere evimi dezenfekte ettirdim.”

suleyman-.jpg

‘Eğer bunlar olmasaydı karantina süreci benim için cehennemin bekleme odası olurdu’

Karantina günlerinde evde tek başına kaldığında ona can yoldaşlığı yapan radyosu ile yaşam bağlandığını ifade eden görme engelli genç Acar, şöyle konuştu: “Karantina sürecinde nasıl vakit geçirdim. Çocukluğumdan beri hep radyo dinleyerek kendimi yetiştirmeye çalıştım. Son zamanlarda da görme engelliler için kitap seslendiren siteleri takip ediyordum. Arkası yarınlar vazgeçilmezimdir. Arakası yarınları ve tiyatroları dinleyerek vakit geçiriyordum. Youtube’den bunları indirip hafıza kartına yüklüyordum ve radyomda dinliyordum. Saatlerce radyodan tiyatro ve sesli kitaplar dinleyerek günlerim geçiyordu. Yine kendimi yegane ifade edebildiğim halk türkülerini dinliyordum. Eğer bunlar olmasaydı bu 16 günlük karantina süreci benim için cehennemin bekleme odası gibi olurdu. Yaşadığım sıkıntıları saymazsak eğer bu karantina günlerini radyom bana gül bahçesine çevirdi. Radyodan dinlediğim sesli kitaplar, türküler, tiyatrolar sıkılmamı önledi. Bu yönüyle kendimi şanslı sayabilir ve koronaya teşekkür bile edebilirim, daha çok kitap dinlememe vesile oldu diye.”

Görme engelli genç koronayı tek başına atlattı

Ali Abbas Yılmaz - Özel

Korona testi pozitif çıkan engelli genç Süleyman Acar, karantina sürecini evde tek başına geçirdi. 16 günlük karantina sürecinde yaşadıklarını Tigris Haber’e anlatan Acar, sağlık sistemindeki kimi aksaklıklara dikkat çekti.

Diyarbakır’da Sanat Sokağı’na açtığı kitap tezgahı ile yaşamını idame ettirmeye çalışan görme engelli genç Süleyman Acar, koronavirüse yakalandı. Yenişehir ilçesi Ofis semtinde bulunan Sanat Sokağı’nda kitap satarak geçimini sağlayan görme engelli genç Süleyman Acar, koronavirüsü 16 günlük karantinanın ardından atlattı. Acar, karantina günlerinde yaşadığı sıkıntıları anlattı.

İlaçlar geç de olsa geldi

Ağustos başında koronaya yakalanan virüsün belirtilerini göstermesi üzerine 8 Ağustos’ta Covid-19 testi yaptıran ve testinin pozitif çıkması üzerine evinde tek başına karantinaya alınan görme engelli genç Süleyman Acar, karantina günlerinde yaşadıklarını şöyle dile getirdi: “İlk günlerde 48 saate yakın uyudum. Ayın 8’inde ağzımın tadı gidince ve koku alma duyumu yitirince gittim test yaptılar. Tabii doktor da 2-3 tane ilaç yazdı. Eğer testin pozitif çıkarsa bu ilaçları kullanma sana başka ilaç verilecek dedi. Cumartesi öğleden sonra aradılar ve testimin pozitif çıktığını söylediler. 17 gün evden çıkmamam gerektiğini söylediler ve temaslı olduğum kişileri sordular. Yalnız yaşadığımı söyledim. Bana korona ilacı getirileceğini söylediler. İlaç bugün yetişmezse yarın kesin gelir dediler. O gün ilacım gelmedi, Sağlık Müdürlüğü’nden beni arayan numarayı aradım ama numaraya ulaşamadım. Sonra aynı gün akşam beni başka numaradan bir daha aradılar, ilacımın geleceğini söylediler ama ilaç gelmedi. Ertesi gün akşam oldu ama ilaç yine gelmedi. Bunun üzerine beni son arayan numarayı aradım ve ilacımın gelmediğini söyledim. Ardından 112’den beni aradılar ve ambulans talebimin olduğunu söylediler. Ben de böyle bir talebimin olmadığını korona ilacı beklediğimi ifade ettim. İzmir’de yaşayan Zeynep Kılıç adında bir manevi ablam var. Zeynep ablam benim için seferber oldu. En son nefes darlığı yaşadığımı söyledim ve ambulans geldi hastaneye gittim. Testim pozitif çıktıktan sonra 3 gün geçmiş ve ilacım gelmemiş. Neyse, hastaneye gittiğimde ilaçlarımı doktordan elden aldım. 3 tane ilaç verdiler, ikisi hap biri iğne olmak üzere.”

Sağlık hizmetinde yaşanan kimi aksaklıklar

Korona tedavisine evinde başlanılan engelli genç Acar, sağlık hizmetiyle ilgili aksaklıklara ilişkin şunları söyledi: “Görme engelliyim ve iğne yaptırmak benim için sorun oldu. 112’yi ararsın gelir iğnenin yapar dediler. Ertesi gün 112’yi aradım ama böyle bir hizmetlerinin olmadığını söylediler. Neyse 2 gün boyunca yoğun bir telefon trafiğinin ardından ancak iğne yapacak birileri geldi. Hizmetlerde büyük bir aksama var ve insanı kaderine terk ediyorlar. Aile Hekimini arıyorum iğne için gelemeyeceklerini söylüyorlar. İl Sağlık Müdürlüğü’nü arıyorum, sırada bekleyenler olduğunu ve kaç günde sıra geleceğini bilmediklerini söylüyorlar. Bu arada psikolojim allak bullak oldu, günlerdir psikolog arıyorum bulamıyorum. Neyse sonunda evde sağlık hizmeti veren bir birimden geldiler ve iğnemi yaptılar. Testim çıktıktan 3 gün sonra iğne başladı. Mesut adında genç bir arkadaş geldi ve çok da merhametli biriydi. Hak ondan razı olsun 10 gün hiç aksatmadan, Ethem isimli bir sağlıkçı ile dönüşümlü olarak gelip ve iğnelerimi vurdular. Yalnız iğne vurulduğu sırada doktor bir hanım da var ve benden imza istiyor. Benim gözlerim görmüyor, nereyi, neyi imzaladığımı bilmiyorum ve imza için kalemim de yok. Kalem istiyorum, kendi kalemini de vermek istemiyor. Sonra işte yavaş yavaş iyileştim.”

 16 gün karantinada sabah akşam tavuk döner yedi

Karantina günlerini evinde tek başına geçirmek zorunda kalan görme engelli genç Acar, 16 gün boyunca ihtiyaçlarını nasıl karşıladığını ve çektiği sıkıntıları şöyle özetledi: “Hastalığım sırasında hep yalnızdım. Bir dönerci ile anlaştım ve hastalığım boyunca her akşam 2 tane döner kapıma bırakıldı. Dönerin birini o akşam diğerini ise ertesi sabah yiyorum. Diğer akşam yine aynı şekilde 2 tavuk döner geliyor ve 16 gün boyunca yiyecek sorunumu böyle çözdüm. Aile Hekimliği günde bir defa arayıp soruyordu, nasılsın diye. Başım dönüyor diyordum ama yaptıkları bir şey yoktu. Yani, evde tek başına koronayı atlattım. İstanbul Büyükşehir’de sesli kütüphanede çalışan bir ablam var, o beni günde 3 defa arar halimi hatırımı sorardı. Bir o bir de Zeynep ablam arardı, halimi sorardı. Diğerleri ise el gibi aradılar. Yaşadığım apartmanda çöp kutusunun etrafına dezenfektan sıkıp çöpümü dışarı bırakıyordum ama komşular buna itiraz ettiler. Kapıcı aradı ve komşuların çöpü içeri almamı istediğini söyledi. Yine evin dış kapısını açık bırakıp panjurlu kapıyı kapatıyordum, ev hava alsın diye ama komşular bundan da rahatsız oldular. Onlara hastalık bulaştıracağımı söyleyerek, kapımı kapatmamı istediler. Klima, vantilatör açamadığım için iç kapıdan evi havalandırmak istedim ama buna da müsaade edilmedi. Komşularım bana yardımcı olmak yerine işimi daha da zorlaştırdılar. Hastalığı atlattıktan, testim negatif çıktıktan sonra bakkala indim ama bundan da rahatsız oldular. Oysa ki, hastalığı geçirmiştim ve kimseye virüs bulaştıracak durumda değildim. Ama bana hala virüslü muamelesi yaptılar. 16’ncı günümde testim negatif çıkmıştı ve ben 17’inci günümde dışarı çıkmıştım. Testim negatif çıkmamış olsa buna rağmen dışarı çıkacak başkalarının sağlığını riske atacak kadar vicdansız değilim. Görme engelliyim ama niyetim insanları kendime acındırmak değil. Yalnız ben acırım insanlara, bu kadar duyarsız oldukları için.”

‘Yardım talebim yok ama insani vazifesini yapmak isteyenlere de karışmam’

Görme engelli bir birey olarak hayata tutunmaya çalışan ve kimseye minnet etmeden geçim derdini göğüsleyen Acar, koronayı atlatmaya çalıştığı karantina günlerinde çalışamadığı için ekonomik olarak zor günler yaşadı. Kimseden herhangi bir yardım talebinde bulunmaya hakkı olmadığını düşünen Acar, insani temelde yapılacak yardımlara da kapıları tümden kapatmadığını belirterek şunları ifade etti: “Geçimimi kitap satarak sağlıyorum ama tabii korona geçirdiğim dönemde tezgahımı açamadım. Haliyle bu süreçte ekonomik sıkıntı yaşadım. Korona sürecinde ihtiyaçlarımı karşılamam için İstanbul’da sesli kütüphanede çalışan ablanın bana sağladığı ekonomik destek ile ihtiyaçlarımı karşıladım. Hastalığı atlattım ama çalışmak için henüz takatim de yok ve bu süreçte çalışamıyorum da. Hatalıktan sonra uyku düzenim bozuldu ve aşırı derecede halsizlik yaşıyorum. Hastalığın yan etkilerinden midir bilmiyorum ama unutkanlık ve dikkat dağınıklığı başladı. Geçinebilmek için çalışmam lazım ama halim yok. Açıkçası kimseye minnet etmek istemediğim için yardım da talep etmek istemiyorum. Benim bir yardım talebim kimseden olmayacak ama insani vazifesini yapmak isteyenlere de karışmam.”

‘100 TL karşılığında özel ekiplere evimi dezenfekte ettirdim’

Acar, hastalığı atlattıktan sonraki sürece ilişkin olarak ise şunları söyledi: “24 Ağustos’ta ikinci testimi yaptırdım ve testimin negatif olduğunu öğrendim. Sonrasında evimin dezenfekte edilmesi için belediyeyi aradım. İlaçlama birimi ile görüştüm ama belediyenin böyle bir hizmeti olmadığını söylediler. Özel dezenfektan ekiplerini ücretli olarak çağırmam gerektiğini söylediler. Bildiğim kadarıyla belediyenin gelmesi lazımdı ama yanılıyor da olabilirim belki de böyle bir hizmetleri yoktur. Sonrasında 100 TL karşılığında özel ekiplere evimi dezenfekte ettirdim.”

 

‘Eğer bunlar olmasaydı karantina süreci benim için cehennemin bekleme odası olurdu’

Karantina günlerinde evde tek başına kaldığında ona can yoldaşlığı yapan radyosu ile yaşam bağlandığını ifade eden görme engelli genç Acar, şöyle konuştu: “Karantina sürecinde nasıl vakit geçirdim. Çocukluğumdan beri hep radyo dinleyerek kendimi yetiştirmeye çalıştım. Son zamanlarda da görme engelliler için kitap seslendiren siteleri takip ediyordum. Arkası yarınlar vazgeçilmezimdir. Arakası yarınları ve tiyatroları dinleyerek vakit geçiriyordum. Youtube’den bunları indirip hafıza kartına yüklüyordum ve radyomda dinliyordum. Saatlerce radyodan tiyatro ve sesli kitaplar dinleyerek günlerim geçiyordu. Yine kendimi yegane ifade edebildiğim halk türkülerini dinliyordum. Eğer bunlar olmasaydı bu 16 günlük karantina süreci benim için cehennemin bekleme odası gibi olurdu. Yaşadığım sıkıntıları saymazsak eğer bu karantina günlerini radyom bana gül bahçesine çevirdi. Radyodan dinlediğim sesli kitaplar, türküler, tiyatrolar sıkılmamı önledi. Bu yönüyle kendimi şanslı sayabilir ve koronaya teşekkür bile edebilirim, daha çok kitap dinlememe vesile oldu diye.”

 

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum