VİDEO - Rize Mezopotamya fuarına renk kattı

VİDEO - Rize Mezopotamya fuarına renk kattı

Mezopotamya Gurme Fuarının bu yılki onur konuğu Rize’ydi. Rize’den Kültür il müdürlüğünde görevlilerle; Fuara gelmeden önce Diyarbakır hakkındaki düşüncelerini ve geldikten sonra edindikleri izlenimleri Tigris Haber Gazetesi’ne anlattılar.

Mümin Ağcakaya/Özel-Haber

TİGRİS HABER - Birçok kentten üreticinin katıldığı fuarlar, kentlerin birbirini daha iyi tanımasına ve aralarında kültürel bir köprünün ve dostluğun gelişmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Diyarbakır’da düzenlenen Mezopotamya Gurme Fuarı da iller arasında sadece ticari ilişkilerin değil dostluğun, kardeşliğin gelişmesinde, arada oluşan suni sorunların giderilmesinde de olumlu bir katkısı olmaktadır.

"Yeşilin ve mavinin en güzel şekilde birleştiği Rize’mize Diyarbakır’lı hemşerilerimizi bekleriz"

Mezopotamya Gurme ve Yöresel Lezzetler Fuarının onur konuğu olan Rize’nin Kültür ve Turizm Müdürü olan Esra Alemdaroğlu; “Çayın diyarından, yeşil ve mavinin diyarından Diyarbakır’ımıza kocaman sevgilerle, selamlarla geldik. Mezopotamya Gurme Lezzetler Fuarında bu yıl biz onur konuğu olarak davet edildik. Davet için Valimiz Sayın Münir Karaoğlu’na, Ticaret Odası ve Borsa başkanımıza teşekkür ediyoruz.

6.png

Bizler Rize’mize ait yöresel değerleri, kültürel değerleri, doğal güzellikleri en güzel şekilde tanıtmak için kalabalık bir ekiple geldik. Fuar alanında da ilgi de çok güzeldi. Yöresel lezzetlerimizi tanıtıyoruz. Sahnede canlı performanslarla da nasıl yapıldığını tanıtıyoruz. 

Diyarbakırlılar bizi en sıcak ve güzel şekilde karşıladılar. Misafirperverler. ‘Başım gözüm üstüne’ diyorlar. Bu bile çok sıcak ifade bence. Bizde aynı şekilde bekleriz. Yeşilin her tonunu, yeşil ve mavinin en güzel şekilde birleştiği şehrimizde görmek için sizleri bekliyoruz. Biz de Diyarbakırlı hemşerilerimizi beklediğimizi ifade etmek istiyorum.” Diye konuştu.

"Biz Kürtlere deniz görmemiş Lazlar deriz"

Babadan kalma avcılık işini yürüten ve atmacasıyla fuara değişik bir renk katan Fındıklı Avcılar Derneği Başkanı Hüseyin Uzunhasanoğlu, avcılığa nasıl başladığını ve kendisi için nasıl bir tutku olduğunu;
“Özellikle bize göstermiş olduğunuz ilgi ve alakadan dolayı teşekkür ediyorum Rize’den geldik. Atmaca kültürünün size anlatmak için geldik.

3.png

Gözümü açtım evde atmacayı gördüm. Bizim evin bir köşesinde atmaca'nın yeri vardır. Yürümeye başladım atmacayı gördüm. Babamın elinde atmaca, atmaca ile birlikte büyüdüm diyebilirim. Babamın peşinde av heybesini taşırdım. Avladığı bıldırcınları ben de heybeye koyardım. Ben de o günden bugüne kadar da kesintisiz bu işi yapıyorum. Ava gönül vermiş, atmaca kültürüne gönül vermiş biriyim. Atalarımız silahın henüz olmadığı dönemlerde atmacayla bıldırcın avlarlardı. Bu kültürü herkese tanıtmak istiyorum

"Diyarbakır’ı bize çok farklı anlattılar"

İlk defa Diyarbakır'a gelen Hüseyin Uzunhasanoğlu; Diyarbakır’a gelmeden önce ile geldikten sonraki arasında çok fark olduğunu söyleyen Uzunhasanoğlu; “Diyarbakır’ı bize çok farklı anlattılar, neredeyse öcü olarak anlatacaklardı ama inanmıyordum ama insan ister istemez tedirgin oluyordu. Geldim insanlar çok sıcakkanlıydı. Zaten biz Lazlar Kürtlerle çok iyi anlaşıyoruz.

fuar-tigris1.jpg

"Biz Kürtlere deniz görmemiş Lazlar deriz."

Onlarda bize öyle derler. Burada kaldığım üç dört gün içinde kesinlikle kötü bir söz ve davranış duymadım. Bizi ilgi ve alakayla karşıladılar. Misafirperverler. Ben onların bu misafirperverliğine hayret ettim.
Rize'ye döndüğüm zaman da bu izlenimlerimi herkese anlatacağım. Hatta dün akşam telefonla konuşurken bile söyledim. Diyarbakır anlattıkları gibi değilmiş diye. Hatta ben geldikten sonra dün dönecektim. Fakat dün Sur’u gezdim, oralardaki ilgi ve sıcak yaklaşımlardan sonra dönmekten vaz geçtim.

"İnsanlara izlenimlerimi anlatacağım"

Bizde çok yanlış bir algı oluşturulduğunu, insanlar arasına gerçek olmayan algılardan dolayı bir soğukluğun oluştuğunu ve nasıl bir kötülüğe yol açtığını gördüm. İnsanlara bu izlenimlerimi anlatacağım.  En azından bir ili kötü anlatmanın ne kadar yanlış olduğunu, her yerde kötü insanda vardır iyi insan da vardır. Aynı durum İstanbul'da da Rize’de de vardır. Bu yanlışı yıkmak lazım, bunu hep beraber yıkacağız.
Tedirgin olarak taksiye bindim. Taksici;’ağabey bizi kötü anlatıyorlar, ağabey nereyi istiyorsan gezdireyim’ dedi. Hatta ’benden daha fazla para almak için mi gezdireceksin’ dedim. Taksici;’yok ağabey para da istemiyorum. Gez, bir gör bizi, gidince anlatırsın’ dedi. Gerçekten çok ilgimi çekti.” Dedi.

"Diyarbakır’a gelmeden önce bize çok uzaktı"

Rize Valiliğinin Kültür Müdürlüğünden fuara katılan Beyan Şişman; “Rizeliyim. Diyarbakır'a gelmeden önce Diyarbakır bizim için çok uzak bir şehirdi. Diyarbakır’ı çok farklı düşüncelerle biliyorduk. Ama şu an tamamen düşüncelerim değişti.

 

Diyarbakır çok güzel bir şehir. Hayalimdeki Diyarbakır yok olup şimdi kafamda yeni bir Diyarbakır oldu. Hatta dün arkadaşlarımı telefonla arayıp turla buraya gelebileceklerini söyledim. Rize'nin kültürünü buraya Diyarbakır'ın kültürünü Rize'ye bekliyoruz. Bizim için çok güzel bir karşılama oldu.”

"Diyarbakır artık eskisi kadar uzak olmamalı"

Rize Valiliği Kültür Müdürlüğünden Abdülmalik Safi; “ Diyarbakır’a gelmeden önce, Diyarbakır bizim için uzak bir şehirdi. Zor bir şehirdi. Malum birçok olaylar, birçok negatif düşünceler vardı. Buradan konuk olarak çağrıldığımızda çok sevindik, çok hoşumuza gitti. Geldiğimiz zaman Diyarbakır'ın coğrafyası, kültürü, tarihi bizi tamamen Çok muazzam bir karşılama ile karşılaştık. Bizi tamamen sarmaladı. İnsanların bize karşı tutumları, bizle olan diyalogları, burada kültürümüze olan ilgileri çok hoşumuza gitti. Bu kültürel alışverişin devam etmesini ve ileriye dönük olmasını çok isteriz. Artık Diyarbakır eskisi kadar uzak olmamalı. Daha iç içe olunması gerekiyor. Kesinlikle ailemle, arkadaşlarımla, çevremle gelip gezebileceğim, severek, rahatlıkla muhabbet edebileceğim, oturabileceğim, burada yaşayabileceğim bir şehir olduğunu görmek ayrı bir mutluluktur. 
Diyarbakır Mezopotamya Gurme Fuarına Rize Valiliği Kültür Müdürlüğünün elemanları olarak geldik. Burada kültürel öğelerimizi, kültürel yaşantımızı tanıtmakla görevliyiz.”

"İki kültür arasında çok benzerlik var"

 El sanatları usta öğreticisiyim. Yok olan kültürel miraslarımızı tekrar gün yüzüne çıkarmak için çaba harcadık. Buraya geldik. Kendimizi Diyarbakır'da tanıtıyoruz. Diyarbakır'ı Rize'ye bekliyoruz.
 İki kültür arasında aslında çok benzerlik var. Şimdi giyim ve kıyafet olarak da daha çok benzerliğimiz var. Hocamın başında gördüğünüze biz puşi deriz. Şal diye de İran şalı diye de geçer. Benzer kumaşlar benzer ipekliler buradaki kadınlarının başlarındaki ile aynı hatta bağlama şekli ile benzer şekilde kullanılmaktadır. Birçok görgü ve anane kuralımız birbirine benzemektedir.
 Buraya geldiğimiz zaman misafire karşı olan değer, bizim gösterdiğimiz değerin aynısını görebilmemiz çok hoşumuza gitti.

5-001.png

O bizim kafamızdaki önyargı dediğimiz şeyi yıktı. Buraya geliyoruz etnik müzikler çalıyor, insanın içi daha farklı oluyor. Kendi oyunumuzu oynuyoruz, misafirlere katılıyor Kesinlikle coşkun ortak olduğunu söyleyebiliriz.

Beyan Şişman;” Otelde bizim yöreye ait müzikleri çalıyorlar merak edip sordum. Dediler ki;’Sizlere burada yabancılık hissettirmemek için, yuvanızda hissetmeniz için bu imkânı sağladık.’ Dediler.  Bizim çok hoşumuza gitti.  

1-001.png

Şu an Diyarbakır’la ilgili kafamızdaki o kötü dumanların kaybolduğunu söyleyebiliriz. Bu tür etkinlikler bu algıların yıkılmasında kesinlikle çok önemli bir şey.” 

"Hissedebilmek çok önemlidir. Bunu uzaktayken hissedemezsiniz"

Abdülmalik Safi; “ Tulum sesli ve bize ait olan bir çalgı. Biz hanlara, Ulu Cami'den meydana doğru yürüdüğümüz de tulum çala çala geldik. Kimsenin bize hiçbir şey dediği yok. Herkes çok rahat, mutlu geliyorlar, oynayabilir miyiz diyorlar.

2.png

Hani böyle birliktelik havası var. Onu hissedebilmek çok önemlidir. Uzaktayken bunu hissedemezsiniz. Ne kadar fotoğraflardan, videolardan görürseniz görün buraya gelip bunu hissetmek çok farklı bir şey.
Bu tarz organizasyonların daha büyük çapta ve sık sık yapılmasını temenni ediyoruz.” Diye duygu ve düşüncelerini dile getirdiler.

"Diyarbakır ve Rize arasında dostluk köprüsü kurmak gerekir"

Kültür Bakanlığına bağlı somut olmayan kültürel miras taşıyıcısıyım. Çorap örücülüğü alanında yöresel el sanatları ustasıyım. Halk Eğitim Merkezinde otuz yıldır usta öğreticilik yapan

Reyhani Bozkurt;
“Çorap örücülüğü ustasıyım.   Diyarbakır'a Rize Valiliği ve Rize İl kültür Müdürlüğünün daveti üzerine görevli olarak geldim. Daha yeni olan, çiçeği burnunda ürünümüz olan; Hemşin’in çoraplarını tanıtmaya geldim. İlk Bitlis’e Malazgirt etkinliklerine davet üzerine gittim. Giderken açıkçası tedirgin gittim. Hatta o zaman eşim pek göndermek de istemedi.

4.png

Fakat gittiğimde Bitlis’i Van’ı gördüğüm zaman buraları görmekle çok geç kalmış olduğumuzu, daha görmeye değer illerin olduğunu fark ettim. Selçuklu mezarlarına hayran kaldım. Bu gezinin üzerine Diyarbakır'dan gelen bu teklif davet üzerine Diyarbakır'a koşa koşa geldim.
Saat dönmeden telefonla görüştüm herkese duyur görmekten çok geç kalmışız tarihi köklerimiz burada gittiğim Hasan Paşa Hanı, Ulu Cami, Surlar, Kaleler gerçekten köklerimizin Doğu’da olduğunu, bu köklerden Karadeniz'in beslendiğini hissettim. Çok kıymetli yerler, geldiğime, gördüğüme memnunum. Sırada diğer Doğu var, oraları da gezmek, görmek istiyorum.”
Bu tür etkinlikler olmazsa tabi benim Diyarbakır’a gelmem ya bir turla olacaktı, belki de gelemeyecektim. Diyarbakır halkını başka etkinliklerde de tanıyoruz. Birçok dostlar edindik. Bu tür etkinlikler coğrafyalar arası kültürel alışverişlerde etkisi çok büyük. Bütün iller birbiriyle görüşmeli, kaynaşmalı.

Karadeniz insanlarının gelip buraları görmesi gerekiyor. Diyarbakır insanının da Karadeniz’i, yaylalarımızı görmesi, havamızı teneffüs etmesi, suyumuzu içmesi gerekiyor. Çünkü biz bir bütünüz. Sonsuz bir dostluk içerisinde olmak arzumuz”.

"Buralar insanın hiç bıkmadan gezebileceği derya deniz, tarih kokan bölgeler"

Doğu Karadeniz Pazar Kadın Girişimcileri Derneği Başkan yardımcısı Sevim Taşkın; “Bizim Doğu ile bütünleşmemiz daha doğrusu barışmamız, negatif etkinin tamamen ortadan kalkmasına sebep olan Siirt’te; Bu Şehrin Kadınları adlı bir projede öncelikle Siirtli bayanlarımızı, kardeşlerimizi Rize’ye davet ettik.

7.png

Denizi hiç görmeyen, doğamızı hiç görmeyen bayanlarımızı Rize’de buluşturduk. Biz de daha sonra Siirt’e buluştuk. İlk kez Doğuyla tanışma vesilesi oldu.     Daha öncesinden negatif bir tatil, bir gezme olarak düşünemediğimiz bölgelerde gezdik hayran kaldık. Tarihine, kültürüne ve insanların sıcak, samimi karşılamasından dolayı fevkalade memnun olduk. 

"Rize'ye gittiğimiz zaman buraları anlatabileceğimiz anılarımız oldu"

Daha sonrasında biz dönüşümüzde Şırnak'ın bir daveti üzerine; 81 İl Kadın Buluşması yaptık. Güçlü bir kadın girişimci derneklerle bir buluşma yaptık. Akabinde Şırnak'ın belki de biz evimizde otururken hiç gidemeyeceğimiz diye düşündüğümüz en ücra köşelere kadar gittik, gezdik, gördük. Ben Şırnak'ta tamamen düşündüğüm şeyi bu; kesinlikle tatil bölgelerine, Batıya doğru gitmektense buraya gelmelerini önemle, arzuyla rica ediyorum.  Çünkü hiç bıkmadan gezebileceğimiz derya, tarih kokan bölgeler buralar. Şimdi bir fuar vesilesiyle Rize Diyarbakır buluşması yaptık. Burada da bir kardeşlik köprüsü oluşturduk. Kesinlikle anlamlı, unutamayacağımız ve Rize'ye gittiğimiz zaman buraları anlatabileceğimiz anılarımız oldu. Çok mutluyum, huzurluyum.
Diyarbakır'a şunu söylemek istiyorum; Diyarbakır diğer bölgelerde de aynı şekilde söz kullanılıyordu. Çok samimi ve beni etkilemişti. Her ağırlamalarında, sohbetimizde; ‘Başım Gözüm Üstüne’ diye içten ve yürekten cümleleri var. Bizde kesinlikle Rize'ye yolları düşerse bizde kesinlikle ‘Başımız Gözümüz Üstüne’ diye ağırlamak istiyoruz.”

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.