VİDEO - Sur içinde doğdu, sürgün gitti, geri döndü, hasret gideriyor
Mahsum Kara
TİGRİS HABER - Ermeni ve Süryaniler, Mezopotamya coğrafyasının, aynı zamanda Diyarbakır’ın kadimlerinden. Kaderlerine hep sürgün, göç düştü. Gittiler, uzun zaman gelmediler, gelemediler. Çocuk iken gidenler içlerinde taşıdıkları hasretle birlikte yaşlanıp geri döndüler. Yılda birkaç kez doğup, büyüdükleri toprakları ziyaret ediyor, hasret gidermeye çalışıyorlar.
Diyarbakır’ın Süryani cemaati mensuplarından biri de Can Atalay. 1964 yılında çok sevdikleri Diyarbakır’dan göç etmek zorunda kaldıklarını söylüyor. 26 yıl boyunca hiç Diyarbakır’a gelmediğini söylüyor. 1990’lı yılların başından itibaren hasret gidermek üzere gelmeye başladığı Diyarbakır’a şimdi daha sık geliyor. Süryani Can Atalay, "Bu topraklar bizim vatanımız, keşke toprağımızdan sürgün edilmek zorunda kalmasaydık" dedi.
Anılarını gözyaşları ile anlattı
Can Atalay, 81 yaşında ve Sur içi bölgesinde doğup büyümüş. 1964 yılında baskılar sonucu ailesi ile birlikte kenti terk edenlerden. Doğduğu toprakları terk etmek zorunda kaldıkları süreci anlatırken gözyaşlarını tutmakta zorlanıyor. Can Atalay ile Surp Gragos Ermeni kilisesinin bahçesinde konuşuyoruz, hikayesini anlatıyor.
Atalay, gözyaşları arasında göç hikâyesini şöyle anlatıyor;
"Biz bu topraklarda doğduk. Babam burada vefat etti, mezarı hala burada. İnsan hiç doğup büyüdüğü toprakları terk eder mi? Biz terk etmek zorunda kaldık. Bize hep 'Gâvurun oğlu' dediler. Hep baskı gördük. Benden küçük bir kardeşim vardı, 1964'te hayatını kaybetti. Kardeşimi toprağa verdiğimiz gün 'Cuma günü gâvurlar defnedilemez' deyip, gelip kardeşimi mezardan çıkardılar. O olaydan sonra annem ben ve iki kız kardeşim ile birlikte Şam’a göç ettik. Şam'dan sonra Beyrut'a yerleştik, 4 yıl yaşadım. 4 yıldan sonra Kızıl Haç uçağıyla 200 Süryani İle birlikte İsviçre'ye yerleştik. Çok zordu, bilmediğimiz bir dil, bir ülkedeki yaşamak zorunda kaldık. İsviçre'de terzilik yaptım. Sonra vatandaşlık aldım. Hayatımı orda devam ettirdim, ama hep doğduğum topraklara hasret kaldım."

Bu topraklar bizim vatanımız
1990'lı yıllardan sonra Diyarbakır'a gelip gitmeye başladığını söyleyen Atalay, "Gitmek zorunda kaldığımızda geleceğimiz günün hayalini kurduk. Çok şükür geldim. İlk geldiğimizde evimin önüne gidip saatlerce ağladığımı hatırlıyorum. Ağlayarak gittim, ağlayarak döndüm. Tek isteğim bu topraklarda yeniden huzur içinde yaşamak. Fırsat buldukça eşimle beraber gelip gidiyoruz. Ne zaman gelsek burada daha kalmak için eşimden rica ediyorum. Bu şehrin her sokağında anım var. Neresini dolaşsam,’keşke o günler yaşamasaydık ve buradan gitmek zorunda kalmasaydık’ diyorum. Bu topraklar bizim vatanımız" diyerek Diyarbakır’a olan hasretini dile getiriyor.




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.