VİDEO - Üç dil bir masal

VİDEO - Üç dil bir masal

Çocuk gelişim uzmanı ve yaratıcı drama eğitmeni olan Suna Çelebi tarihi Zerzevan Konağındaki masal anlatımına sanatçılardan Şahin Farqîn ve İhsan Zanyar'a türküleriyle eşlik etti. Suna Çelebi Tigris Haber'e masal anlatıcılığına nasıl başladığını anlattı.

Mümin Ağcakaya

TİGRİS HABER - Çok eski bir gelenek olan masalların unutulup kaybolmaması için hem derleyen hem de anlatan Suna Çelebi 15 yıldır bu işi yapıyor. Almanya’da doğup büyüyen Suna Çelebinin dedesi Dersim göçmeni olarak Bingöl Yayladere’ye göç etmek zorunda kalıyorlar. Babası Bingöl Yayladere’de doğuyor. Daha sonra ailesinin Almanya’ya gitmesinden dolayı da Suna Çelebi de Almanya’da doğup büyüyor ve orada okuyor.

Almancası da iyi olan Suna Çelebi yaptığı; ‘Üç Dil Bir Masal’ projesi kapsamında masalı hem Kürtçe, hem Türkçe hem de Almanca olarak anlatıyor. Bu çalışmadaki amacını; “ Bu kültürü diğer dillerde de ifade edebilmek ve daha fazla insana ulaşarak, bizi anlatmaktı hedefimiz.” diye ifade etmektedir.

Çok zengin bir kaynağın içindeyiz

Masal anlatıcılığı kültürünün geçmişinin çoz eski zamanlara kadar dayandığını ve halen günümüzde de bir biçimde eskisi gibi olmasa da devam ettiğini söyleyen Çelebi;

“Bizim yöremizde herkes anlatıcı. Nenelerimiz, dedeleriz, annelerimiz, babalarımız, küçüklerimiz, büyüklerimiz aslında hepimiz anlatıcıyız. Bu konuda çok zengin bir kaynağa sahibiz. Sadece yazılı kaynaklardan değil insanlardan, nenelerimden dedelerimden çok istifade ediyorum. Onun dışında bizde her ağacın, her taşın, her evin, her evin kapısının da ayrı ayrı hikâyeleri var. Bu anlamda baktığımızda çok geniş bir kültürün ve çok zengin bir kaynağın içindeyiz.

uc-dil-bir-masal-tigris-001.png

Bir söz verdim

Masal anlatıcılığına ve derleme yapmaya başladığımda kendime ve rahmetli babama da bir söz verdim. Elimden geldiğince hiçbir masalın toprağın altına gitmemesi için çabalayacağım. Bunları derleyeceğim, arşivleyeceğim ve herkesle, her platformda paylaşacağım dedim. Bunu da yapmaya çalışıyorum. Pandemiden dolayı zorunlu bir ara dönemi oldu. Ama şimdi farklı şehirlerde, farklı mekânlarda dinleyicilerle bir araya gelmeye başladım. Sosyal medyadan canlı yayınlarda da masal anlatıcılığını yapıyorum. Ama yüz yüze yapmak ve o an herkesin masala bir katkı yapmasını sağlamak bana daha güzel, çok daha sıcak ve samimi geliyor.

Masalın kapısını aralayıp içeri girdiğinde

Kürtçe olarak derlediği masalları YouTube üzerinden Kürtçe ve Türkçe olarak da anlatan Çelebi; Diyarbakır’ın kendisini beslediğini ve kendisine çok şey kattığını, Diyarbakır’a dördüncü gelişi olduğunu söyleyerek;

Hepimizin unuttuğunu sandığı masalların sayesinde biraz daha hayal kurmak, hayal dünyasına gitmek, gündelik hayattan uzaklaşmak için, bir araya gelmek için, sevmek için, paylaşmak için dostluk için, can olmak için masal diyorum. Bu şiarla yola çıktım.” Diyerek; “Masalın kapısını aralayıp içeriye girdiğinizde sizi öyle bir tutuyor ki; siz o masal kapısını kapatmadığınız sürece bir daha sizi dışarıya bırakmıyor.”

Masalların genel olarak bilinen değerin ötesinde bir değere ve büyüye sahip olduğunu düşündüğünü söyleyerek;

“Bizi gündelik hayatın sıkıntılarından kurtaran ve çoğumuzun unuttuğu hayal kurmamızı sağlayan, hayallerimize yeni kapılar açan bir araç olarak görüyorum.”

uc-dil-bir-masal-tigris1-001.jpg

Bir toplumu bir kültürü anlatmanın en naif yolu masaldır

Suna Çelebi masal anlatmaya başlama nedenini ise; “Herkese ulaşmasını istiyorum. Çünkü bir toplumu, bir kültürü anlatmanın en sade en naif yolunun masal olduğunu düşünüyorum. Bir inancı, geleneği, göreneği, kültürü, insana olan saygıyı, sevgiyi, aile ilişkilerini, sadakati ya da sadakatsizliği, doğa sevgisini, hayvan sevgisini masallarda çokça bulabiliyorsunuz. O yüzden bir toplumu, bir kültürü, bir inancı anlatmanın en güzel yolu masaldır.” Diye düşündüğü için masal derlemeye ve anlatmaya başladığını söylemektedir.

Masal anlatıcığı bizim toplumuzda geçmişten beri gelen bir kültür. Siz bu geleneği ve kültürü devam ettiriyorsunuz. N e tür tepkiler alıyorsunuz?

Anlaşılmak için zamana ihtiyaç olacak. Çünkü çok alışık olduğumuz bir şey değil. Hepimizin geçmişinde, geleceğinde olan bir şey ama ben farklı bir konsepte ve farklı bir şekilde insanların karşısına geçtim. Ben aktarırken masalı olduğu gibi aktarmayı seçtim. Bundan 220 yıl önce derlenmiş Ezidi masalı elimdeydi. Bire bir çevirisini yapıp anlattım.

Masal anlatırken en önemsediğim tarafı; anlatım bittikten sonra masalın içinde geçen meteforlar ve sembollerle ilgili yaptığımız sohbetler oluyor. Bu sohbetleri kıymetli buluyorum. Masal daha yerine oturmuş ve anlamını bulmuş oluyor.

uc-dil-bir-masal-tigris3.jpg

Sadece derleme değil yazılı kaynaklar üzerinden de bir araştırma yapıyorsunuz. Ne tür kaynaklara ulaştınız?

Yazılı kaynaklar son yıllarda çıkmaya başladı. Kurmanci olarak yazılmış masal kaynakları şu an çokça var. Çıkan kaynakları takip ediyor ve alıyorum. Bir arşiv oluşturma gayreti içindeyim. Yaptığım derlemelerle de ilgili bir arşiv oluşturuyorum. Ciddi bir çalışma ve düzenlemelerden sonra herkese ulaşmasını sağlayacağım.

Masal derlemeye gittiğimizde sadece masal da derlemiyoruz. Orada bir hayata da tanıklık ediyorum. O evde yaşayan herkesle ilgi bir hayat hikâyesi öğrenmiş oluyorum. Bu yüzden sözlü kaynağa gitmenin değeri çok fazla.

Diyarbakır’da 112 yaşında bir nenemizden bir masal derledim. Ardından da 15 kıtalık bir klam vardı. Ama nene rahatsızlanınca çalışmaya devam edemedik. Ben İstanbul’a dönmek zorunda kaldım. Nenenin rahatsızlığı 3-4 ay devam etti. Sonra nenemizi kaybettik. Masalın devamın olan klam da kayıtlara geçemeden kaybolmuş oldu.

Sosyal medyadan paylaşımlar yapılmaya başlanıldı. Benim için bu mecra da ayrı bir kaynak olmaya başladı. Kimileri rahmetli olmuş anneannesinin, dedesinin ses kayıtlarını paylaşanlar, hatta görüntülü kayıtlarını paylaşmaya başladılar. Ya da bugün ben nenemden bir masal dinledim belki sizde yoktur diye gönderenler de oluyor

Tabi bu çalışmaları yürütürken kadın olarak sahaya inmenin zorlukları da var. Bu çalışmaları şimdiye kadar kendi imkânlarımla yaptım ve devam ediyorum.

uc-dil-bir-masal-tigris2.jpg

Masal sadece çocuklar için değildir

Bende bu toprakların bir evladı, bir kadını olarak bu yolu seçtim. Öğretmenim aynı zamanda. Çocuklarıma ve öğrencilerime de anlatıyorum. Ama yetişkinlerin daha çok ihtiyacı olduğundan, onlara da anlatmanın çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Neneler, dedeler de torunlarının telefonlarından beni dinliyorlar.

Oradan bana ses kayıtları gönderiyorlar. 80-90 yaşında ses kaydında Beni anneme götürdün veya bana annemi hatırlattın diyorlar. 80-90 yaşındaki neneler ve dedeler 150-200 yıl öncesine gidiyorlar. Şimdi ömrünün sonuna gelmiş insanların 150-200 yıl öncesini hatırlamasını, anmasını çok değerli ve kıymetli buluyorum.

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.