1. HABERLER

  2. POLİTİKA

  3. “Yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç var”
“Yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç var”

“Yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç var”

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, “Yargı Reformu Strateji Belgesi” üzerine konuştu. İktidar partisinden köklü bir reform beklemediklerini ifade Eden oluç, yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç olduğunu vurguladı.

A+A-

'Yargı Reformu Strateji Belgesi' hazırlayan iktidar partisinin, paketi muhalefetle paylaşmak üzere olduğu bir süreçte, Halkların Demokratik Partisi (HDP) de “Demokratik Anayasa”, “Yargı Paketi” ve “Demokrasi İttifakı” çalışmaları kapsamında bir süredir siyasi partiler ve sivil toplum kurumları ile temaslarını sürdürüyor. 

 Yürütülen bu çalışmalarda yer alan HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, sürdürdükleri temasları ile birlikte yapılan kayyum atamalarından Abdullah Öcalan’ın son İmralı görüşmelerinde verdiği mesaja kadar gündemdeki birçok gelişmeye dair değerlendirmelerde bulundu.

 Türkiye’de yargı alanının son derece sorunlu olduğunu belirten Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, yargı için “Tam da tuzun koktuğu yer diye bileceğimiz bir kurum haline geldi” nitelemesinde bulundu.

 Yargıda büyük reforma ihtiyaç var

Hem siyasi yargılamalar açısından hem de bütün yargı sistemi açısından bakıldığında çok vahim bir durumla karşı karşıya bulunduklarını söyleyen Saruhan Oluç, “Yargı eskiden de tam olarak tarafsız ve bağımsız değildi ama kısmen farklı bir durumdaydı. Şimdi ise, tamamen Saray’ın ve iktidarın direktifleri ve talimatları ile hareket eder hale gelmiş vaziyette. Adli yıl açılışının bile Saray’da yapılıyor olması başlı başına sıkıntılı bir durum. Dolayısıyla yargıda büyük reformun yapılması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

 Yargıya güven yok

Oluç, AKP iktidarının ise yargıda köklü bir reform yapmayacağı inancında olduklarını ifade ederek,  “Son dönemlerde yapılan kamuoyu yoklamaları da gösteriyor ki ‘yargı alanına güven duyuluyor mu, adaleti sağlıyor mu’ gibi sorulara verilen cevap kesinlikle güven duyulmuyor olduğudur” diye belirtti. 

 “Anayasa yamalı bohçaya dönmüş”

Türkiye’nin her şeyden önce yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyacı olduğunun altını çizen Oluç, nedenini şöyle açıkladı: “Türkiye hala 12 Eylül askeri darbesinin hazırlamış olduğu anayasa ile yönetiliyor. Bu büyük bir ayıp. Ancak bu anayasa yamalı bohçaya dönmüştür. Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi denilen ucube bir sistem kurdular ve bir yılı aşkın süredir bu sistem işliyor. Hem siyasal hem de ekonomik ve sosyal alanlarda krizler yaşanıyor. Bu sistemi Türkiye kabul etmiyor. Toplumsal ve siyasal muhalefetin nasıl bir anayasa istediğine dair temel bir anlaşma sağlaması gelecek açısından önemli bir durumdur.”

“Herkes yargıda çok ağır sorunların yaşandığını görüyor”

Bu yönlü yürüttükleri çalışmalar hakkında bilgi veren Oluç, Eş Genel Başkanı, Grup Başkanvekili ve Kadın Meclis Grubu Sözcülerinden oluşan üç ayrı heyetle birkaç haftadır siyasi partiler, sendikalar, STK’ler ve onlarca derneği ziyaret ettiklerini ve bu ziyaretlerin birkaç hafta daha devam edeceğini kaydetti. Oluç, “Türkiye’de ‘hem anayasa hem de yargı reformu ihtiyaçtır’ diyen herkesle görüştük ve görüşmeye devam ediyoruz. Görüşmelerde herkes yargıda çok ağır sorunların yaşandığını görüyor. Dolayısıyla bu konuda acil bir düzenlenmenin yapılmasını istiyorlar. Anayasa tartışmalarını herkes çok önemli buluyor. Türkiye’de bir anayasaya ihtiyaç olduğuna ilişkin yapılan tartışmalara hiç kimsenin itiraz ettiğini duymadık ama iktidar ittifakının da böyle bir şeye yanaşmayacağı konusunda fikir ortaklığı oluştu” diye belirtti.

 “Türkiye’de bir demokrasi ittifakının elzem olduğunu görebiliyoruz”

Hükümetin hazırladığı yeni Yargı Reformu paketinin ise, geçtiğimiz Temmuz ayında Meclis Genel Kurulu’na gelmesinin beklendiğini dile getiren Oluç, ancak AKP ve MHP’nin kendi aralarında anlaşamaması dolayısıyla paketin Genel Kurula gelmediğini söyledi. Bu paketin şimdi Ekim ayında Meclis Genel Kurulu’na gelme ihtimali olduğunu belirten Oluç, “Paket Meclis’e gelmeden temaslarımızı noktalayıp, herkesin önerilerini alıp değerlendireceğiz. Bu değerlendirmeler sonucunda bir rapor çıkartıp kamuoyu ile paylaşacağız. Ondan sonra topladığımız öneriler ile kendi önerilerimizi ortaklaştıracağız. Türkiye’de bir demokrasi ittifakının elzem olduğunu görebiliyoruz” ifadelerini kullandı.

 “Kayyum atamaları, gayrı meşru bir iştir”

HDP Grup Başkanvekili, bir irade gaspı olarak üç büyükşehir belediyelerine kayyum atanması ile imza atılan hukuksuzluğa karşı başlattıkları sivil itaatsizlik eylemlerinin ise devam edeceğini vurguladı. Oluç, halkın tepkisini ortaya koyan, bu tepkinin kolay kolay dinmeyeceğini gösteren ve halkın iradesinin tekrar ortaya çıkmasını sağlayacak bir durumu yaratabilmek için çalışmalarına devam edeceklerini ifade etti. Eylemlerin sonuna kadar hukuki zeminde devam edeceğini belirten Oluç, “Hukuki anlamda tüm başvurularımızı yaptık ve takipçisi olacağız. Buradan bir sonuç alınamazsa uluslararası alana mutlaka taşıyacağız. Kayyum atamaları, gayrı meşru bir iştir. İktidar hukuku, demokrasiyi açıkça çiğnedi ve halkın iradesini gasp etti. Kürt halkının iradesinin gasp edilmesi karşısında mücadele sürecektir” diye konuştu.

 “AKP seçmenleri dâhil kayyum atamalarına tepki gösteriyor”

Kayyum atamalarının ne kadar hukuk dışı ve gayrimeşru olduğunu tüm topluma gösterdiklerini söyleyen Saruhan Oluç, önümüzdeki günlerde bu konuda kamuoyu yoklamaları yaptıracaklarını da paylaştı. Oluç “Türkiye’de toplumun birçok kesimi hatta AKP seçmenleri dâhil kayyum atamalarına tepki gösteriyor. Bu uygulamanın çok hukuksuz bir iş olduğunu düşünüyorlar. AKP seçmenlerinin bir kısmı nasıl ki 31 Mart seçimlerinin İstanbul’da iptal edilmesine soğuk baktıysa, kayyum atamalarına da aynı soğuklukta bakıyor” dedi.

 “Kürt halkının kendi kendisini yönetmesini engellemek istiyorlar”

Kayyum atmalarının bölgede devam eden çatışmalardan bağımsız ele alınmayacağının altını çizen Oluç, bu konuda şunları belirtti: “2014 yılında hazırlanan Çöktürme Planı’nın iki ayağı vardı. Biri HDP’yi demokratik siyaset alanından tasfiye etmekti. Bunun cevabı 1 yıl önceki Haziran seçimlerinde verildi. İkici önemli ayağı ise, yerel yönetimlerden HDP ve bütün bileşenlerini tasfiye etmekti. Yani Kürt halkının kendi kendisini yönetmesini engellemekti. Buna da 31 Mart’ta cevap verildi. Şimdi o Çöktürme Planı’nı bir kez daha uygulamak istiyorlar”

“Belediyelere kayyum atayarak süreci bir kez daha provoke ettiler”

HDP Grup Başkanvekili Oluç, Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan yansıyan mesajlarını da değerlendirdi.

 “Öcalan’la yapılan her görüşmeden sonra sürecin sabote edilmesi için birilerinin çaba sarf ettiğini” söyleyen Oluç, “Son görüşmede Sayın Öcalan, ‘Ben hazırım. Kendime güveniyorum. Eğer devlet aklı da hazırsa kendi üzerine düşeni yapar’ dedi. Bu görüşmenin ardından kayyum ataması gerçekleştirildi. Tam da barış tartışması yeniden toplumda canlanacakken, Sayın Öcalan barış konusundaki iradesini bir kez daha ortaya koymuşken belediyelere kayyum atayarak süreci bir kez daha provoke ettiler” dedi.

“İçişleri Bakanı istediği belediye başkanını görevinden alabilir”

 İçişleri Bakanı’nın ‘Herhangi bir belediye başkanı ya da belediye meclis üyesi hakkında soruşturma varsa, ben o kişiyi görevden alırım’ diyerek, aslında bir temayül oluşturmaya çalıştığını söyleyen Oluç, “Yani hakkında bir hüküm, mahkeme kararı var mı, yargılama sonuçlanmış mı, hakikatten suçlu çıkmış mı ‘Buna bakmam’ diyor. Şimdi bu bir kere kabul edilirse sadece Kürdistan coğrafyası açısından değil, Türkiye’nin tamamı açısından baktığımız da İçişleri Bakanı istediği belediye başkanını görevinden alabilir. Bu açıdan bakarak mesele sadece HDP’nin meselesi değildir. Genel olarak demokrasiye ağır bir saldırıdır diye düşünüyoruz. Dolayısıyla herkesin bu konuda duyarlı olması gerekir” dedi. (Kaynak: MA)

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.