1. YAZARLAR

  2. Ali Abbas Yılmaz

  3. Yerli yerele bunu yaparsa
Ali Abbas Yılmaz

Ali Abbas Yılmaz

Muhabir / Köşe Yazarı
Yazarın Tüm Yazıları >

Yerli yerele bunu yaparsa

A+A-

Şimdilerde nostalji olsa da "Satırlarıma başlamadan önce selam eder, küçüklerin gözlerinden, büyüklerin ellerinden" diyerek başlardı mektuplar. Tabii konumuz mektup yazma ya da mektubun artık nostaljik bir iletişim aracı olarak sadece dört duvar arasındakilere yarenlik etmesi de değil.

Konu, yerel veya yerlinin yerelden bi haber yaşamasına bir itiraz. Dört yılı aşkın bir zamandır Diyarbakırdayım ve beni dahi rahatsız eden bir konuyu sizlerle/yerelle paylaşmak isterim. Elbette ki, yazdıklarıma katılırsınız, katılmazsınız, haklı bulursun bulmazsınız, yerersiniz, översiniz vs. Bu size kalmış.

Benden söylemesi; bana göre, "Sel gider kum kalır" sözü en çok da yerliyi, yereli ilgilendirir. Ben bugün buradayım yarın bir başka şehirde de olabilirim ya da burada bir süre daha kalmayı da sürdürebilirim. Hayat bu belli de olmaz. Ama her şeye rağmen, dışarıdan gelen, dışarıdan bakan biri olarak sözüm üzerimde kalmasın, söylemiş olayım.

Diyarbakır dışında bir başka bölge ilinde kalmadım, oralarda hal vaziyet nasıldır, bilmem ama 4 yıldan fazladır bu kentteyim ve gördüğüm şu ki; buranın insanı kendi insanına yeterince sahip çıkmıyor, değer vermiyor. Buna günlük yaşamdan onlarca örnek verebilirim ama konuyu dağıtmamak adına şimdilik bunu sadece yerel markaların tüketilmesi ya da tüketilmemesiyle sınırlı tutacağım.

Diyarbakır'da sahada çalışan bir gazeteci olarak birçok vatandaşla, esnaflarla, STK temsilcileriyle, iş insanlarıyla, kurum temsilcileriyle, yöneticileriyle hatta kentin kültür sanat üretimine katkı sunan sanatçılarıyla görüştüm, konuştum. Yani, iyi kötü bu kenti az da olsa tanıma fırsatı buldum.

Bu kenti tanıdığım kadarıyla “yerli”, “bölge”, “yerel” vs. kavramların aslında sıkça kullanıldığına da şahit oldum ama bunun sözde kalmış olmasından da oldukça rahatsız oldum. Zaten beni bu satırları yazmaya iten şey de bundan başkası değil.

Burada ağızlara pelesenk edilen yerli, yerel, bölge vs. kavramlarının içinin dolu olmadığını görmek dışarıdan bakan biri olarak beni rahatsız ediyor da bura insanını neden pek rahatsız etmiyor buna şaşırmadım desem doğru olmaz. Sahi neden buranın insanı kendi insanına, kendi insanının ürettiği değerlere bu kadar yabancı olabilir?

Bunun sosyolojisine burada enine boyuna girmenin alemi yok ama tuhaf olan bir şeyi de geçemeyeceğim. Bu kent insanı neden kendi dışındakine daha büyük bir hayranlık duyabiliyor? Kendi olamayanın, kendi değerlerini özümseyememenin bir sonucu olarak kendi dışına duyulan bu hayranlığı, yetmezlikle açıklamak ne kadar doğru olur bilmiyorum ama bana çok tuhaf geliyor.

Diyarbakır konu olduğunda herkes söze, "kadim kent", "tarihi kent" diye başlıyor ama gerisi yok. Kimse bin yılların tarihi, ekonomik, kültürel, siyasal birikimi olan bu kentin neden hala üçüncü sınıf bir büyükşehir olduğu üzerine doğru dürüst iki çift laf etmiyor. Sahi bu kent neden bu halde ve bunda yerlinin, yerelin hiç mi kabahati yok?

Şairin de dediği gibi "kabahatin büyüğü" bizde, yerelde, yerlide. Neden mi? Çünkü biz yerelin ürettiği hiçbir şeye hakkını vererek sahip çıkmıyoruz, çıkamıyoruz. Buna burada üretilen her şey, yaşamın içindeki birçok şey dahil. Tarım, sanayi, kültür sanat vs. bir alan söyleyin ki, bu kentte yaşayanlar bu kentin üretimine sahip çıkmış olsun. Var mı bir örneği?

Ekonomik üretim hem hayatın temelidir hem de en çok da sahipsiz bıraktığımız alandır. Bu kent, kendi emeğine, ürettiklerine sahip çıkabiliyor mu? En başta bunu sorgulamak gerekir. Yerelde farklı sektörlerde üretime başlayan ve birçoğu dünya pazarına dahi açılmış birçok yerel firma var ama bundan ilk haberi olması gerekenlerin yazık ki haberi yok. Ya da haberi var da daha da kötüsü ilgisi, alakası yok. Kendi insanının ürettiğine kendisi yabancı olan bir kentin hali size de tuhaf gelmiyor mu?

Evet, bu kentte birçok sektörde dünyaya açılmış yerel markalar var ama bu markalara bu kentin insanı sahip çıkmıyor ve bu işletmeler buna rağmen ayakta ve bu kente rağmen gelişimini sürdürüyor. Bunda sahiden bir tuhaflık yok diyorsanız, iş işten geçmiş demektir.

Bu kent insanının kaçta kaçı, ihtiyaçlarını karşılamak için çarşıya pazara çıktığında yerel markaları kullanma konusunda bir duyarlılığa sahip? Bu kentte bu soruyu yanıtlayan kaç insanın içi rahat acaba?

Girdiğiniz bir mağazada, markette, dükkânda acaba kaç tane Diyarbakırlının gözü yerel markaları arıyor? Kaç tanesi günlük ihtiyaçlarını yerel üretimden karşılıyor? Sayıları binleri bulan zincir marketleri bir yana bırakıyorum, kendisine "yerelim" diyen kaç mağaza, market tezgâhında, raflarında yerelde üretilen ürünlere yer veriyor?

Tabii ki, serbest piyasa vs., denecek ama kaç yerel markette ulusal, uluslararası sermayenin ürünlerinin yanı sıra yerel markalar da kendine yer bulabiliyor? Tuhaflık, yerel mağazalarda, marketlerde yerelin dışında ürünler olmasında değil; ulusal, uluslararası pazarda dahi olan yerel ürünlerin, ulusal/uluslararası markaların yanında yerelde kendine yer bulamamasında. Bu gerçekten size de tuhaf gelmiyor mu?

Tekstilde, gıdada, inşaat malzemelerinde, mermerde, alüminyumda vs. birçok alanda rüştünü ispatlamış ve dünya pazarına dahi açılmış yerel firmalar var ama bu kentin günlük yaşamında, ihtiyaçlarında bunların yeri yok.

Bu kentte üretilenin, bu kentin insanının ürettiğinin, buranın insanının tüketmemesi nasıl bir garabettir, bunu anlamak mümkün değil. Kendine sevdalanmak iyi değil de kendine bu kadar yabancılaşmak da nedir böyle. Sahi bundan hiç mi rahatsızlık duyulmuyor?

Yerel üretime sahip çıkmanın bu kente bin bir türlü yararının olacağına girip yazıyı uzatmak istemiyorum. Diyarbakır'da bir söz kalıbı var; "kendine ye, iç, gez" vs. diye. Ben de buraya dışarıdan bakan bir basın emekçisi olarak diyorum ki, "kendine gel" ve kendi değerin olan yerel üretime sahip çık. Sen sana sahip çıkmazsan kimse sana sahip çıkmaz. Benden söylemesi.

Bu yazı toplam 845 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.