Salih Aydemir

Salih Aydemir

Yazarın Tüm Yazıları >

yüzleşme

A+A-

içinde bulunduğum dünyaya dönüyorum.

geçmişteki en basit tecrübeleri yarın yaşayacağım olası durumları/olayları/olguları seviyeleştirerek yaşadığım gerçeklerle yüz yüze geliyorum.

benim dışımdaki etkileri de göz önünde bulundurarak hissettiğim, dinlediğim ve gördüğüm şeyleri de söze dökme çabasına girişiyorum.

yalnızca düşünmekte yeterli olabilir bazı durumları anlamak ve çözmek için. ama bununla yetinmek dilsizliğe yol açabilir.

her şeyi ayrıştırarak ve ayrıştırdığım bu şeyleri aynı zamanda ağırlaştırarak farkında olmadan içimde oluşan sınırlara nasıl da bağlandığımı, köreldiğimi hatta köleleştiğimi kabul etme çabasından dolayı yüz yüze geliyorum.

aslında yapmam gereken çok basit: birleştirerek ve birleştirdiğim parçaları da kendinde olan değerleriyle –basit bir bağlılık istenciyle- bir dil oluşturmak.

ve bu dilin de yalnızca konuşma ile sınırlı olmadığını/olamayacağını anlayarak içinde yaşadığım dünyaya dönüyorum.

bu yüzleşmeyi bulanık, karmaşık ve yanlış anlamalarla dolmuş bir gerçeklikle değil de açıklık ölçüsünü içimde yeniden kurabilme çabasıyla yapabilmek…

bizler, nedense başlangıç noktalarımıza dönmekten kaçarız. oysa başlangıç noktalarımız basit olgular, sağduyumuz ve klişeleştirdiğimiz çıkışlarımızdır. hatta bu işi bu noktaların üzerinden başlatıp karmaşıklığa kadar götürürüz.

bu karmaşıklık sonucunda zamanla işin içinden çıkılmaz bir hal alır ve dururuz.

bu durmalarımız öyle bir zaman alır ki, kendimize döndüğümüzde yine hep sonrasında bir şeylere geç kaldığımızı fark ederiz.

bu durmalar sürecinde olan-süregiden gerçeklikleri görme, duyma, hissetme şansımız olmaz.

atıllaşma sonrasında olan-ola giden süreç bir boşluk gibi yerleşir içimize. ve bu boşluk yalnızca an be an genişlemekle kalmaz, ağırlaşmaya da başlar.

aklımız, duygularımız hızla bölünmeye başlar. gördüğümüz, işittiğimiz şeyleri kompozize etme yetisinden de uzaklaşırız.

yaşamınızın o anına kadar ulaştığımız sonuçlar, kazandığımız tecrübeler size ait olmayan imajlara dönüşür. ve sonra bu imajları söze dönüştürmeye, dönüştürebildiklerimizi de dilden saymaya başlarız.

içinde yaşadığımız dünya içimizde yaşatamadığımız bir dünyaya dönüşür.

içinde yaşadığım dünyaya dönüyorum. çünkü gerçeklik hiçbir zaman bana kendini olduğı gibi açmaz.

bir evren inşası için; imajlarla dayatılmış, doğrudan algılanabilir bir gerçekliğe direnebilmek ve reddedebilmek gerekir.

kendime soruyorum: hangi gerçekliğin bağlamına aitim?

Bu yazı toplam 579 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.