Zor zamanlar için sözümüz var!

Zor zamanlar için sözümüz var!

Tigris Habere konuşan Diyarbakır Barosu Başkan adaylarından Av. Cihan Aydın, avukatlık mesleğinin yakıcı sorunlarına ve neden baro başkanlığına aday olduğuna dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

Zor zamanlar için sözümüz var!

Ali Abbas Yılmaz / Özel

Tigris Habere konuşan Diyarbakır Barosu Başkan adaylarından Av. Cihan Aydın, avukatlık mesleğinin yakıcı sorunlarına ve neden baro başkanlığına aday olduğuna dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

Memleketin gidişatından rahatsızlık duyduğunu ifade den Aydın, başkan adaylığında temel çıkış felsefesini, "Hem Türkiye’nin demokrasi ve insan hakları sorunları, hem de mesleğimizin sorunları konusunda söyleyecek lafımızın olduğunu düşünüyoruz." diye belirtti.

Diyarbakır Barosu Başkan adaylarından Av. Cihan Aydın Tigris Habere konuştu.

Neden adaysınız?

Bir avukat olarak, bir hukuk örgütü olarak memleketin  ve yargının gidişatı konusunda da endişelerim var. Darbe girişiminden sonra temel hak ve özgürlüklere büyük yönelimler, saldırılar oldu. Çok sayıda kişi işinden oldu, binlerce kişi tutuklandı, işkence iddialarında ciddi artışlar var.  Yine cezaevlerinde önemli sorunlar var. Yani, memleketin demokrasi sorunu had safhada. Bununla paralel olarak mesleğimizin de sorunları had safhada. Hem Diyarbakır Barosu, hem de genel olarak barolar çok hızlı bir şekilde büyüyorlar. Çünkü çok kontrolsüz bir şekilde hukuk fakülteleri açılmış durumda. Şu anda Türkiye’de yüzü aşkın hukuk fakültesi ve bu fakültelerin çok yüksek kontenjanları var. Dolayısıyla meslek de,  meslektaşlarımız da çok büyük sıkıntılar içinde. Hızla büyüyen bir mesleğimiz var ve çok sayıda avukat aramıza katılıyor. Böyle olunca da mesleğimizin de sorunları büyüyor. Yani, memleketin sorunlarına paralel olarak, mesleğimizin de meslek örgütü olan baromuzun da sorunları artıyor. Bu gidişattan rahatsız olduğum için ve bu gidişata ekibimle beraber bir çözüm yolu bulmak için aday olmaya karar verdik. Hem Türkiye’nin demokrasi ve insan hakları sorunları, hem de mesleğimizin sorunları konusunda söyleyecek lafımızın olduğunu düşünüyoruz. Temel çıkış felsefemiz bu açıkçası.

cihan-aydin-(5).jpg

Çizdiğiniz tabloda sizi ve yönetiminizi zorlu bir dönem bekliyor. Böylesine zorlu bir dönemde neden adaysınız?

Elbette ki dönemin zorluklarının gayet iyi farkındayız. Zaten tam da çıkışımızın amacı budur, asıl önemli olan zor zamanlarda ortaya çıkmak ve sözünü esirgemeden doğruyu, hakkı, hakkaniyetli bir şekilde dile getirmek ve bu doğrultuda faaliyet yürütebilmektir. Yoksa rahat ve kolay zamanlarda herkes bir şekilde bu işleri yapabilir. Kaldı ki biz jenerasyon olarak da zor zamanlarda büyüdük. 12 Eylülde 7 yaşlarında bir çocuktum ve peşi sıra OHAL rejimlerini gördüm. Açıkçası biz böylesi zor zamanlara, kötü gidişata alışkın olarak büyüdük. Ayrıca zor zamanlarda doğru yerde durmak ve doğru şeyleri söylemek daha kıymetli,  daha önemlidir. O nedenle bizim için dönemin zor ya da kolay olması pek önemli değil. Zor zamanlarda doğru söz daha kıymetlidir.

Zor zamanlarda zorlu görevlere talipsiniz. Şayet seçimleri kazanırsanız bu zorlu süreci nasıl göğüslemeyi düşünüyorsunuz. Bunun için nasıl bir hazırlığınız ne gibi projeleriniz var?

Diyarbakır Barosu gerçekten çok hızlı büyüyor. Geçen yıl 240 stajyerimiz bize katıldı. Yani, her yıl yüzlerce yeni meslektaşımız baromuza katılıyor. Dolayısıyla Diyarbakır Barosunun genç, dinamik ve  enerjik gücü var. Yine baromuzun geçmiş dönemlerden süzülerek gelen güçlü bir birikimi de var. Biz ekip olarak kolektif çalışmayı esas alacağız; gençliğin dinamizmi ile kıdemli meslektaşlarımızın deneyimini, birikimini bir araya getirerek Baromuzun gücüne güç katmayı hedefliyoruz. Temel felsefemiz daha etkin bir meslek örgütü ve daha güçlü bir sivil toplum örgütüdür. Bu kapsamda baromuzdaki meslektaşlarımızın aidiyet duygularını güçlendirip,  yeniden daha güçlü bir şekilde Baronun faaliyetlerine katmak istiyoruz. Tüm meslektaşlarımızın baromuzda kendini ifade edebilmelerinin mekanizmalarını yaratacağız. Baromuzun çok sayıda komisyonları var ve bu komisyonlarda genç arkadaşlarımızın aktif bir şekilde çalışmalarının olanaklarını sağlayacağız.

Meslektaşlarınızın başka ne gibi sorunları var?

Meslektaşlarımızın bir diğer sorunu ise özellikle genç arkadaşlarımızın yaşadığı yoksulluk sorunudur. Hızla büyüyen bir baromuz var ama maalesef kentin büyüme potansiyeli ile baromuzun büyümesi aynı paralelde değil. Dolayısıyla hem genç arkadaşlarımızın iş alma sorunu, hem de büro edinebilme sorunları var. Genç arkadaşlarımızın buna benzer bir dizi sorunları var. Biz bu sorunların çözümü için şöyle bir mekanizma öngördük. Genç arkadaşlarımız kendileri bir araya gelerek “ genç avukatlar meclisini” oluşturacaklar. Kendi sorunlarını öncelikle kendileri tartışacaklar ve çözüm önerilerini baro yönetimine sunacaklar. Biz de baromuzun imkânları ölçüsünde bu sorunlara çözümler üretmenin gayreti içinde olacağız. Bir başka mesele ise “danışma meclisinin” oluşturulmasıdır. Baromuzda geçmiş dönemlerde sıkıyönetim mahkemeleri, DGM yargılamalarında bulunan çok deneyimli meslektaşlarımız var. Bugünden baktığımızda bu meslek büyüklerimiz barodan uzaklaşmış ve bir emeklilik havasına girmiş durumdalar. Biz bu meslektaşlarımız ile de  bağları yeniden canlandırmak ve güçlendirmek istiyoruz. Yani, bu meslektaşlarımızın deneyiminden faydalanmak istiyoruz. Baro faaliyetlerine onları da katabilmek, baronun politikalarında onların deneyimlerinden faydalanmak içim  baro danışma meclisi oluşturmak istiyoruz. Yönetim Kurulu olarak bunun çerçevesini oluşturacağız. Dolayısıyla hem genç meslektaşlarımızın hem de kıdemli meslektaşlarımızın desteği ile iyi bir yönetim, iyi bir meslek örgütü ve iyi bir sivil toplum örgütü olma görevimizi yerine getirmek istiyoruz. Diyarbakır’ın çok güçlü bir sivil toplum örgütü geleneği var ve kentteki tüm sivil toplum örgütlerinin desteğini yanımıza almak gibi de bir görevimiz var. Zaten Diyarbakır Barosu kentin sivil toplum örgütlerinin odağında yer almaktadır. Dolayısıyla geçmişte olduğu gibi kentteki diğer sivil toplum örgütleriyle birlikte; hem kentimizdeki, hem ülkemizdeki sorunlara çözüm önerileri geliştirmenin gayretini yeni dönemde de daha yükselen bir trendle sürdüreceğiz. Hâlihazırda ülkedeki sivil toplum örgütlerinde bir içe kapanma, kabuğuna çekilme durumu vardır. Bu durum STK’lar açısından genel bir sorundur. Biz Diyarbakır Barosu olarak geçmişte olduğu gibi bugün de kentteki diğer STK’larla birlikte uyumlu olarak çalışıp, toplumun vicdanın sesi olmaya, hakkı, hukuku savunmaya devam edeceğiz.

Avukatlık mesleğinin genel sorunlarına ve bununla birlikte özellikle de genç meslektaşlarınızın sorunlarına değindiniz. Tüm bu sorunları hangi projelerle nasıl çözüme kavuşturacağınızı biraz daha somutlar mısınız?

Mesleğimizin ve meslektaşlarımızın en ciddi ve yakıcı sorunu yoksulluk sorunudur. Elimizde kesin bir veri olmamakla birlikte avukatlık mesleği, TBMM’de en çok temsil edilen meslek gruplarından biridir. Ama aynı zamanda her gün hakları, hukukları tırpanlanan, gelir kazanma mekanizmaları tıkanan meslek örgütü de avukatlardır. Dolayısıyla avukatlık mesleğini önümüzdeki yıllarda çok daha zor zamanlar beklemektedir. Avukatların yoksulluk meselesinin nasıl üstesinden gelebiliriz. Tabii bu başlı başına sadece baroların alacağı tedbirlerle üstesinden gelinebilecek bir iş değil. Ama barolar ve baro yönetimleri olarak bize düşen kısımları şu; haksız rekabet koşullarını ortadan kaldırabiliriz. Bu tür yolara tevessül eden, bu yöntemlerle iş alan meslektaşlarımız tespit edildiğinde disiplin kurulunu etkin bir şekilde çalıştırmayı planlıyoruz. Bir diğer mesele ise hukuk fakültelerinin kontenjanlarının düşürülmesi veya altyapısı yetersiz bazı fakültelerin kapatılması için bir lobi faaliyeti yapabiliriz. Bununla ilgili Türkiye Barolar Birliğini ve diğer baroları harekete geçirebiliriz. Bu kapsamda  TBMM başta olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlar nezdinde bu konuyla ilgili yasal bir değişiklik yapılması konusunda bir lobicilik faaliyeti planlıyoruz.

Yaklaşık 3 yıldır aydınlatılmayan Elçi cinayeti soruşturması var ve Diyarbakır Barosu olarak her hafta adliye önünde bir anma ve oturma eylemi sürüyor. Elçi, soruşturma dosyasının daha etkin bir şekilde yürütülmesi noktasında daha etkili bir faaliyet yürütme noktasında ne gibi önerileriniz var?

Her şeyden önce Tahir Elçi, Diyarbakır Barosunun ve Kürt toplumunun hatta Türkiye’deki insan hakları camiasının yetiştirdiği ender, nitelikli, birikimli ve çok deneyimli bir meslektaşımızdı ve onun bu şekilde aramızdan ayrılması, bir cinayete kurban gitmesi baromuz üzerinde de travmatik etkileri oldu. Tabii ki her Cuma adliye önünde yapılan etkinliği son derece kıymetli buluyoruz. Sonuçta bu cinayet unutturulmak isteniyor, görmezlikten geliniyor, cinayetin failleri de gizlenmek isteniyor ve biz de bunun çok iyi farkındayız. Her Cuma orada toplanmak, fikrimizi beyan etmek, cinayeti unutmadığımızı ve unutturmadığımızı, soruşturmanın takipçisi olduğumuzu ifade etmemiz son derece önemli, kıymetlidir. Ancak bu yeterli mi,  elbette değil. Daha başka neler yapılabilir; öncelikle bugüne kadar soruşturmanın etkin bir şekilde takibi konusunda mevcut yönetimdeki arkadaşlarımızın çabasını daha da arttırarak devam edeceğiz. Bunun yanı sıra her yıl Tahir Elçi anısına insan hakları konulu bir fotoğraf yarışması düzenlemeyi planlıyoruz. Hem bu mirası yaşatmak hem de bu ismi yaşatmak ve bu cinayetin unutulmasının, unutturulmasının önüne geçmek için böylesi bir etkinlik fikrimiz var.

Tahir Elçi,cinayetinin aydınlatılması noktasında baro yönetiminin içinde yer aldığı bir komisyon var ve bu komisyon çalışmalarını sürdürüyor ancak kamuoyuna yansıyan pek bir şey de yok. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Tahir Elçi cinayetinin biran önce aydınlatılması için kamu otoritelerinin de ellerinden geleni yapmaları lazım. Bunu sağlamak için meslektaşlarımızdan oluşan bir komisyon bu soruşturmayı titiz bir şekilde takip ediyor. Biz bu komisyonun belli periyotlarla bu soruşturma ile ilgili kamuoyunu bilgilendirmesini sağlayacağız. Çünkü soruşturmanın hangi aşamada olduğu konusunda kamuoyu yeterince bilgiye sahip değil. O yüzden belli periyotlarla soruşturmanın selametine zarar vermeyecek şekilde kamuoyunun bilgilendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü Elçi davası sadece Diyarbakır Barosunu ilgilendiren bir mesele değil, her kesimiyle tüm toplumu da ilgilendiren bir meseledir. Bu mesele kamuoyuna mal olan bir meseledir. Tahir Elçi, kamuoyuna mal olan bir şahsiyet ve bu cinayet de kamuoyuna mal olmuş bir cinayettir. Bu nedenle toplumun, kamuoyunun bu soruşturmayla ilgili olarak aşamaları, sorunları, sorun alanlarını bilmesi lazım.

 Bir başkan adayı olarak meslektaşlarınıza, kamuoyuna nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Diyarbakır Barosu, ulusal ve uluslar arası arenada sözü kıymetli bir barodur. Çünkü Diyarbakır Barosu, adaletli ve vicdanlı bir barodur. Biz de avukatlar olarak vicdanlı ve adaletli bir mesleğin mensuplarıyız. Dolayısıyla biz gerek meslektaşlarımızın,  gerekse de beraber çalışacağımız Diyarbakır’daki sivil toplum örgütlerinin bize inanmalarını ve güvenmelerini istiyoruz. Biz hem iyi bir meslek örgütü, hem de iyi bir sivil toplum örgütü olarak bu kente hizmet edeceğiz. Öncelikle tüm Meslektaşlarımız olmak üzere, sivil toplum örgütlerimizin ve halkımızın desteklerini bekliyoruz.

Cihan Aydın kimdir?

Yaklaşık 20 yıldır Diyarbakır’da serbest avukatlık yapıyorum. Daha önce üç dönem Diyarbakır Barosu yönetim kurulunda çalıştım. Mesleğimin bir kısmını da İnsan Hakları Derneğinde geçirdim. Dolayısıyla hem iyi bir sivil toplum deneyimim hem de bir meslek örgütü hasebiyle baroda, iki dönem Emin Aktar’la bir dönem de rahmetli Tahir Elçi ile çalıştım. Dolayısıyla bu konuda iyi bir birikimimin, donanımımın olduğunu düşünüyorum.

 

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.