1. YAZARLAR

  2. Armanc Arkas

  3.             ZORUNLU DAVA ŞARTI ''ARABULUCULUK''
Armanc Arkas

Armanc Arkas

Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

            ZORUNLU DAVA ŞARTI ''ARABULUCULUK''

A+A-

Arabuluculuk, sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması halinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla yürütülen, dava şartı olarak düzenlenen arabuluculuk dışında sürece başvurulmasında ve her halükârda sürecin yürütülmesinde ve sonlandırılmasında ihtiyarî olarak gerçekleştirilen uyuşmazlık çözüm yöntemidir.

 

1 Ocak 2018 tarihinden itibaren, dava şartı olarak arabuluculuk, iş davalarında uygulanmaya başlamıştır. Bu tarihten itibaren İşçi-İşveren uyuşmazlıklarında, arabuluculuğa başvuru zorunlu hale getirilmiştir. Ayrıca 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren ticari uyuşmazlıklarda da arabuluculuk müessesine başvuru zorunluluğu getirilmiştir. Özellikle işçi-işveren uyuşmazlıklarının yoğun olarak yaşanması sebebiyle bu konuyu biraz daha detaylı aktarmak gerektiğini düşünüyorum.

 

İş Mahkemeleri Kanununun 3.maddesinin 1. fıkrasında ''Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. '' denilerek kanunen arabuluculuğun zorunlu olduğu hüküm altına alınmıştır.

 

Alacak ve tazminat davaları ile işe iade davalarında süreler farklı olduğu için, başvurucunun/davacının bu süreleri kaçırmamaya dikkat etmesi gerekmektedir. Dava açma süresi ile arabulucuya başvuru süresi aynıdır. Örnek olarak işçi, alacağını ve tazminatlarını geriye dönük beş yıl için talep edebilir. Bunu göz önünde bulundurmadığı takdirde zamanaşımı itirazı ile karşılaşabilir. Bu süre Arabulucuya başvuru süresi için de geçerlidir.

 

İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle dava açabilir . Bu bir ay içerisinde, aynı zamanda dava şartı olduğu için arabulucuya başvurmuş olması gerekmektedir. Arabuluculuk görüşmeleri sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Belirtilen bu süre hak düşürücü süredir.

 

Başvuru asil olarak yahut vekil aracılığıyla uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yerin Arabuluculuk Bürosuna yapılır. Taraflar arabuluculuk listesinden bir arabulucu konusunda anlaşmış ise bu arabulucu görevlendirilir. Fakat böyle bir anlaşma yoksa, Arabuluculuk Bürosu tarafından, listeye kayıtlı bir arabulucu tayin edilir.

 

Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içerisinde sonuçlandırmalıdır. Bu süre arabulucu tarafından zorunlu hallerde bir hafta uzatılabilir. Yani süreç itibariyle bir aylık tamamlanma süresi öngörülmüştür.

 

Süreç dört şekilde sona erebilir:

a)Tarafların anlaşması,

b)Tarafların anlaşamaması,

c)Arabulucu taraflara ulaşılamaması,

d)Taraflar katılamadığı için görüşme yapılamaması.

 

Bu belirtilen dört durumda da arabulucu son tutanağı düzenleyerek arabuluculuk sürecini sona erdirir. Taraflardan biri mazeret bildirmeksizin arabuluculuk toplantısına katılmaz ise bu husus son tutanakta belirtilir. Bu katılmayan taraf davayı kısmen ya da tamamen haklı çıksa bile yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulur ve lehine vekalet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafta toplantıya katılmamış ise açılan davada her iki tarafın yaptığı yargılama gideri kendi üzerlerine bırakılır.

 

Anlaşma sağlanmış ise:

Daha önce de belirttiğimiz gibi vekiller ve arabulucu tarafından imzalanmış arabuluculuk tutanağı ilam niteliğindedir. İcra edilebilir. Sadece taraflar ve arabulucu tarafından imzalanan anlaşmalar ise Arabulucunun yargı çevresinin bağlı bulunduğu Sulh Hukuk Mahkemesinden alınacak icra edilebilirlik Şerhi ile ilam niteliğinde icraya konulabilir.

 

Anlaşma sağlanamamış ise:

Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Dava dilekçesine eklenmemesi halinde Mahkeme Davacı ya son tutanağı sunması için bir haftalık kesin süre verir, ve bu süre zarfında sunulmadığı takdirde davanın usülden reddine karar verileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. Davacı ihtar sonucunda tutanağı sunmaz ise davanın usulden reddine karar verilir.

 

Arabuluculuğun zorunlu olmadığı durumlar da vardır. Aşağıda belirttiğimiz uyuşmazlıklarda arabuluculuk ihtiyari olarak belirlenmiştir. Yani taraflar isterlerse başvurabilirler ancak kanunen zorunluluk tanımlanmamıştır.

İş Mahkemeleri Kanununun 3.maddesinin 3. fıkrasına göre:

1)İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları,

2)İş kazası ve meslek hastalığından kaynaklanan tespit, itiraz ve rücu davalarında dava şartı arabuluculuğa istisna getirilmiştir.

 

Özetle, zorunlu arabuluculuk başvurusunun hangi usul ve esaslarda yapılabileceğini aktarmaya çalıştık. Bu müessesenin zorunlu hale getirilmesinin en temel amacı mahkemelerin iş yükünü azaltmak ve usul ekonomisi açısından yıllar süren yargılamaların ilk etapta uzlaşma zemininde görüşülüp tartışılmasını sağlamak olarak  belirlenmiştir. Zorunlu hale geldiğinden bu yana beklenilen düzeyde anlaşma sağlanamasa da yargı yükünü az da olsa hafiflettiği gözlemlenmiştir. Toplumun, uzun süren yargılamalardan dolayı mağduriyetinin biraz olsun giderilmesi ve uyuşmazlıkların anlaşarak çözülebilmesi adına yararlı bir yöntem olduğunu düşünmekteyim. Yargının iş yükünün iyice arttığı ve adalete olan güvenin iyice sarsıldığı son dönemlerde uyuşmazlık yaşayan tarafların anlaşma zemininde buluşturulmaya çalışılmasının faydalı olacağı kanaatindeyim. İlerleyen dönemlerde daha başka anlaşmazlıkların çözümü için de arabuluculuk müessesesinin zorunlu hale geleceği beklenmektedir. Umarım yargının yükünü azaltıp toplumun uzlaşma oranını arttıracak bu yöntem herkes tarafından benimsenir...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 604 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.