‘Hak arama iktidarın keyfiyetine bırakılmış’

‘Hak arama iktidarın keyfiyetine bırakılmış’
KESK Diyarbakır Şubeler Platformu, olağanüstü hal (OHAL) uygulamalarına ve kanun hükmünde kararnamelere (KHK) karşı yaptıkları her eyleme yönelik müdahaleleri, protesto etti.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Diyarbakır Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Sefer Tuğrul, Eğitim Sen Diyarbakır 1 No’lu şubede yaptıkları bir basın açıklaması ile İstanbul’da KESK’in çağrısıyla yapılan OHAL ve KHK’lara karşı başlatılan oturma eylemlerine müdahale edilmesini ve eyleme katılanların gözaltına alınmasını kınadı.

Haber: Ali Abbas Yılmaz

Bizden değilsen yaşam hakkın yok anlayışı var

OHAL’le birlikte emekçilerin hak aramasının iktidarın keyfiyetine bırakılığını ifade eden Tuğrul, “Örneğin darbe girişiminden sonra OHAL ilan edilince Diyarbakır da toplantı ve gösteriler süresiz bir şekilde yasaklanmıştır. Ancak iktidar ve yandaşları OHAL’e rağmen istedikleri yerde ve zaman da istedikleri toplantı ve yürüyüşleri yapmışlardır. Bu durumda hak arama iktidarın keyfiyetine bırakılmış ve toplum bilinçli bir şekilde kutuplaştırılmıştır ve bizden değilsen yaşam hakkın yok anlayışı gelişmiştir.” şeklinde konuştu.

Eğitim Sen Diyarbakır Şubesi’nde düzenlediği basın toplantısında konuya ilişkin açıklama yapan KESK Diyarbakır Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Sefer Tuğrul, demokrasinin olmazsa olmazının ifade özgürlüğü olduğunu kaydederek, “Ancak her dönem kendi ruhuna uygun bir gerekçe yaparak ifade özgürlüğü kısıtlanmıştır.” dedi.

Türkiye’de düşünce ve ifade özgürlüğünün kısıtlanmasının geçmişten günümüze süregelen bir durum olduğunu anlatan KESK Diyarbakır Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Tuğrul, bundan kaynaklı olarak Türkiye’nin gelişim ve ilerleme sağlayamadığını tespitinde bulunarak, ilerlemen kuvvetler ayrılığının net olduğu, ifade özgürlüğünün sınırlandırılmadığı bir ortamda evrensel değerler ve başka fikirlere teamüllerle sağlanabileceğini söyledi.

OHAL kapsamını aştı!

Türkiye’de demokrasinin gelişmemesi nedeniyle her dönem darbe mekaniğini harekete geçirecek dinamikler ürettiğini dile getirenTuğrul, yaşanan darbelerin hedefinin daima muhalif kesimler ve demokrasiyi savunan kişiler olduğunu belirterek, “16 yıllık AKP iktidarı boyunca ülkeyi beraber yönettikleri cemaatle iktidar çatışmasında kaynaklı 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimi ve sonrasında 20 Temmuz’da ilan edilen OHAL ile bir kez daha ülke karanlığa gömülmüştür. İlan edilen OHAL in kapsamı darbe olması gerekirken bir anda muhalif ve demokrasi savunucularına yönelmiştir.” diye konuştu.

Mağduriyetler arttı

OHAL ile birlikte ülkenin KHK’larla yönetilmeye başlandığını, parlamentonun devre dışı bırakıldığını, demokrasi ve hukukun askıya alındığının altını çizen Tuğrul, hak arama yollarının ise OHAL ve KHK’larla kapatıldığını, insanların yaşarken ölüme terk edildiğini ifade ederek, Anayasada ve Türkiye'nin bağlı bulunduğu uluslar arası hukukta suç olan bu durum denetim dışında bırakılarak mağduriyetler daha da arttırdığını ifade etti.

‘Hak arama iktidarın keyfiyetine bırakılmış’

OHAL’le birlikte valilik ve emniyetin yetkilerinin arttırıldığını ve birçok yerde keyfiyete dönüştüğünü aktaran Tuğrul, “Örneğin darbe girişiminden sonra OHAL ilan edilince Diyarbakır da toplantı ve gösteriler süresiz bir şekilde yasaklanmıştır. Ancak iktidar ve yandaşları OHAL’e rağmen istedikleri yerde ve zaman da istedikleri toplantı ve yürüyüşleri yapmışlardır. Bu durumda hak arama iktidarın keyfiyetine bırakılmış ve toplum bilinçli bir şekilde kutuplaştırılmıştır ve bizden değilsen yaşam hakkın yok anlayışı gelişmiştir.” şeklinde konuştu.

OHAL de olsa temel hakların kullanımı engellenemez!

OHAL sürecince hak arama mücadelesi yürüten KESK üyelerinin sürekli gözaltına alındığını, tehdit edildiğini ve soruşturmalara tabi tutulduğunu dile getiren Tuğrul, yaptıkları eylemler sonrası yaşadıkları gözaltı, tutuklama ve soruşturmaları hatırlatarak, “OHAL koşullarında da düşünce ve ifade özgürlüğü, toplantı, gösteri ve yürüyüş hakkı gibi temel hakların kullanımı engellenemez, engellenmemelidir.” ifadesini kullandı.

 ‘Keyfilikte sınır tanımamaya devam ediyorlar’

Yaptıkları eylemlere müdahale edilmesini Anayasa Mahkemesi’nin Ocak 2018’de aldığı, “Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin bildirim şartına bağlanmasının bu hakka müdahale teşkil ettiği açıktır. Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.” kararına aykırı olduğunu gerekçe gösteren Tuğrul, eylemlerde kendilerine müdahale edilmesini, “Ancak AKP iktidarı ve illerde valiler Anayasayı, temel hak ve özgürlükleri, mahkeme kararlarını hiçe sayarak suç işlemeye, keyfilikte sınır tanımamaya devam ediyorlar.” sözleriyle tepki gösterdi.

‘Öğrenciler darp edilerek gözaltına alınmışlardır’

Son bir haftadır İstanbul’da KESK’in kararıyla Bakırköy ve Kadıköy’de oturma eylemlerinin yapıldığını anımsatan Tuğrul, İstanbul Valiliğinin yasak kararı gerekçe gösterilerek arkadaşlarının darp edildiğini, gözaltına alındığını anlatarak, sözlerini şöyle tamamladı: “Bununla da yetinmeyen iktidar en ufak bir eleştiriyi topluma ülkenin bekasına saldırı gibi göstererek kriminalize ederek yaptığı hukuksuz uygulamaları meşrulaştırma ya çalışmıştır. En son 8 Haziran’da İstanbul Kadıköy de liseli öğrencilerin hükümetin kırıklarla dolu karnesini vermek için bir araya geldiğinde öğrenciler darp edilerek gözaltına alınmışlardır. Bu yaşananların ancak ortak mücadeleyle aşılacağını belirtiyoruz. Kazanan biz emekçiler olacağız.”

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.