Ramazan Özpamuk

Ramazan Özpamuk

Acıları kanatmak

Hüzün ve yalnızlık çökünce, insan neden acılarını büyük bir iştahla kanatmaya çalışır ve nasıl bir duygu ki; acılarını usul usul kanatarak acılarına karıştırır ve kanadıkça acılarını, derin bir eksilmeler Yaşar sanki onu var eden, ona güç veren, o acılarıymış gibi onu koruyup unutmamaya çalışır.

Israrla acılarını belleğinin kor olmuş mahzeninden harlandırmaya çalışır.

Unutmak, hatırlamamak sanki büyük bir yitim ve kayıpmış gibi, algılar ve düşünür Mutluyken ağız dolusu kahkahalar atarken dahil belleğinin hatırlatıcı güçleri diri tutar acılarını, yüreğinin bir yanı

Hüzün ve kanattığı acılar, diğer bir yanı mutlu kokar.

O kanattığı acılarıyla var olmak, konuşmak, görünmek ister mutluluk, sevinç kahkahalarıyla dolu dolu yaşamak acılarına bir ihanet etmiş gibi algılar. Çünkü acılarını kutsanmış tütsülenmiş birbiriyle Yaşar o.

Yalnızlık çökünce yüreğine karabulutlar konar düşlerine, belli belirsiz duyguların sarmalına kapılır, onu nereye götüreceğini o bile kestiremez ve yavaşça kanatmaya başlar acılarını, kabuk bağlamış iyileşmeye yüz tutmuş acılarını rahat bırakmaz çünkü iyileşirse yaşama gerekçesi kalmaz

O kendi kutsadı acıların etrafında kalın duvarlar örmüş dokunulmaz

Konuşulmaz ve anlatmadıkça o büyülü o tütsülü alana kimseyi sokmaz varlığın yegâne gücü örselediği kanattığı acılardır.

Acı ve yalnızlık ruhunun girdapların da sofra kurup kadeh tokuşturur...

Melankoli yalnızlığın ritmik ritüeline kapılmış Duygu, fon müziğiyle histerik ayinlerinin gecesinde iyileşmeyi yüz tutmuş acılarını kanatıyor

Hem de büyük bir esrimeyle...

Acıyı düşleyen Duygu, mutsuz ruhun gıdasıdır,

Acılarını onarmamış huzura kavuşturmamış Duygu ise, kestirilemez duygu'nun mayınlı tarlasıdır.

Kendi kendisiyle ilişkilenen muazzam benliklerimiz vardır, bu benlik bazen acılarını kalın duvarlar örerek derin bir yalnızlığa gömülür orada ne zamana kadar kalacağı ne kadar kendini kanatacağı, duyguların yoğunluğu belirleyecektir eğer kronik bir hal almışsa bu süre uzun da sürebilir.

Acılarını yatıştırıp yalnızlığın kalın duvarlarından çıktığı zaman yara bere içindedir. Yeniden hayatın gerçekleri ile yüzleşmek ona dokunmak zorunda kalacaktır.

Ve en önemlisi de onu kimseleri anlamamasıdır, karanlık bir ruhun gelgitlerinde kestirilemez bir yaşam sürer...

O içe bakışçıdır, durmadan belleğinin derinliklerine

Yaşanmamışlıklarına sondaj vurur ve bu sondaj çalışmasında ortaya mutluluk ve huzur çıkmaz,

Derin bir yalnızlık hüzün ve melankoli hayatlar çıkarır, sararmış yapraklar bir bir dökülür hayatından...

İnsan hayatı karanlık tarafından yaşayabilir de aydınlık tarafından yaşayabilir de bu insanın yaşanmışlarıyla ilintilidir, eğer duygular sürekli hüzün ve acı üretiyorsa mutluluk aranmaz orada.

Ve elbette her yalnızlık kötü değildir her acı da, yaratıcı öğretici yalnızlıklar da vardır, çoğaltıcı yenileyici güçtürler.

Ancak acının yalnızlığı tüketicidir...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Ramazan Özpamuk Arşivi

LİNÇ KÜLTÜRÜ

08 Temmuz 2024 Pazartesi 00:01

Bumerang kompleksi

13 Ocak 2022 Perşembe 05:33

Helalleşmek

19 Kasım 2021 Cuma 05:41

Hafıza ve unutuş

21 Ekim 2021 Perşembe 05:02

Gidiyorum bu şehirden

09 Ekim 2021 Cumartesi 05:46

Tarihte Kürt düşmanlığı

04 Ağustos 2021 Çarşamba 05:44

Politize olmuş din

19 Mayıs 2021 Çarşamba 05:34

Düşmüş meleklerden uygarlık yaratmak

28 Nisan 2021 Çarşamba 05:42

Yaralı bilincin iktidarı

13 Nisan 2021 Salı 07:15

Yanlış algının cehennemi

17 Mart 2021 Çarşamba 05:41