Amed Emek ve Demokrasi Platformu’ndan ‘Süreç’ açıklaması
Amed Emek ve Demokrasi Platformu, Eğitim Sen Diyarbakır 1 No’lu Şube’de düzenlediği basın açıklamasıyla Türkiye’de devam eden barış sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. pic.twitter.com/zgSWu5TTUg
— Tigris Haber (@TigrisHaber) August 14, 2026
Şaban Yılmaz
TİGRİS HABER - Amed Emek ve Demokrasi Platformu, Eğitim Sen Diyarbakır 1 No’lu Şube’de düzenlediği basın açıklamasıyla Türkiye’de devam eden barış sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkçe ve Kürtçe yapılan açıklamayı platform üyeleri Şerefhan Aydın ve Saliha Zorlu okudu.
Açıklamada, yaklaşık iki yıl önce Türkiye halkları açısından ortaya çıkan barış umudunun tarafların iradesiyle devam ettiği belirtilerek, Kürt sorununun çatışma zemininden çıkarılarak hukuki zeminde tartışılmaya başlanmasının önemli olduğu ifade edildi.
Platform, geçtiğimiz hafta gündeme gelen yasal düzenlemenin eksikliklerine rağmen halklar ve emekçiler açısından umut yarattığını belirterek, “Kürt meselesinin çözümüne ilişkin ilk kez yasal bir düzenleme yapılmış olması, Türkiye’nin yakın siyasal tarihi bakımından kuşkusuz önemli bir gelişmedir” ifadelerini kullandı.
“BARIŞ SÜRECİ GÜÇLENDİRİLMELİ”
Ortadoğu’daki gelişmeler ve toplumsal ihtiyaçların kalıcı bir barış ortamını zorunlu kıldığı belirtilen açıklamada, sürecin tüm emek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları tarafından desteklenmesi gerektiği vurgulandı.
On yıllardır devam eden çatışmalı süreçte yaşamını yitirenler, yakınlarını kaybeden aileler, yerinden edilenler ve savaş politikalarının ekonomik ve toplumsal sonuçlarını yaşayan milyonlarca insan bulunduğuna dikkat çekilen açıklamada, silahların susmasının öneminin tartışmasız olduğu belirtildi.
Platform, çatışmasızlığın yasal zemine kavuşturulmak istenmesini önemli bulduklarını ancak mevcut yasanın Kürt halkının temel haklarının tanınması, anayasal statü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından yeterli olmadığını ifade etti.
“YASA BÜTÜNLÜKLÜ BİR ÇÖZÜM SUNMUYOR”
Açıklamada, “Çerçeve Yasa” olarak ifade edilen düzenlemenin Kürt sorununun tarihsel, siyasal, toplumsal ve kültürel boyutlarına ilişkin bütünlüklü bir yaklaşım ortaya koymadığı savunuldu.
Yerel demokrasi, anadil hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü ile örgütlenme özgürlüğü gibi temel alanlarda kapsamlı düzenlemelere ihtiyaç olduğu belirtilirken, siyasetçiler, gazeteciler, sendikacılar, öğrenciler ve hak savunucuları üzerindeki yargı baskısının sona erdirilmesi gerektiği kaydedildi.
KHK’lerle kamu görevinden çıkarılan kamu emekçilerinin yaşadığı mağduriyetlerin de giderilmesi gerektiği ifade edilerek, çatışmasızlık ortamının kalıcı ve kapsayıcı bir barışa dönüşmesi için demokratikleşme adımlarının hızla atılması çağrısı yapıldı.
“ÇATIŞMALI ORTAM EMEKÇİLERİ ÖRGÜTSÜZLEŞTİRDİ”
Çatışmalı dönemin emekçiler açısından sonuçlarına da değinilen açıklamada, savaşlarda yaşamını yitirenlerin büyük bölümünün yoksul emekçi halkların çocukları olduğu belirtildi.
Çatışmalı ortamın toplumsal ayrışmayı ve kutuplaşmayı derinleştirdiği savunulan açıklamada, aynı işyerlerinde çalışan emekçilerin ortak hak ve çıkarlar etrafında buluşmasının zorlaştığı, sınıf dayanışmasının zayıfladığı ve emekçilerin örgütsüz bırakıldığı ifade edildi.
Açıklamada, ekonomik sorunlara da dikkat çekilerek asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı, kamu emekçilerinin yoksulluk sınırının altında ücretlerle yaşamaya mahkûm edildiği ve emekli aylıklarının ortalama bir ev kirasını dahi karşılayamayacak seviyeye gerilediği belirtildi.
“SAVAŞA AYRILAN KAYNAKLAR HALKIN İHTİYAÇLARINA AKTARILMALI”
Savaş ve güvenlik politikalarına ayrılan kamu kaynaklarının yarattığı ekonomik yüke dikkat çekilen açıklamada, bu kaynakların eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, istihdam ve nitelikli kamu hizmetlerine aktarılması gerektiği ifade edildi.
Platform, kaynakların kendiliğinden halkın ihtiyaçlarına yönlendirilmeyeceğini belirterek, bunun ancak emekçilerin örgütlü ve kararlı mücadelesiyle mümkün olabileceğini savundu.
“BARIŞI İKTİDARIN TASARRUFUNDAN ÇIKARIP TOPLUMUN MESELESİ HALİNE GETİRMELİYİZ”
İktidarın demokrasi karnesine ilişkin eleştirilerin de yer aldığı açıklamada; yargının siyasallaştırılması, kayyım politikaları, grev yasakları, sendikal baskılar, KHK uygulamaları ile düşünce, ifade, toplantı ve gösteri özgürlüğüne yönelik sınırlamalar sıralandı.
Ancak bu uygulamaların, emekçilerin ve emek örgütlerinin barış ihtimaline sırt çevirmesine gerekçe olmaması gerektiği belirtilerek, “Esas olan, barışı iktidarın tasarrufundan çıkarıp toplumun meselesi haline getirmek; barış mücadelesini demokrasi, emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesiyle birlikte büyütmektir” denildi.
TALEPLERİNİ SIRALADILAR
Amed Emek ve Demokrasi Platformu, daha önce ilgili komisyonlara sundukları raporların arkasında olduklarını belirterek, kalıcı ve toplumsal barış için taleplerini şöyle sıraladı:
- Kayyım rejimine son verilmesi,
- AYM ve AİHM kararlarının eksiksiz uygulanması,
- Düşünce, ifade, basın, toplantı, gösteri ve örgütlenme özgürlüklerinin güvence altına alınması,
- KESK’e bağlı sendikalarda emek, barış ve demokrasi mücadelesi yürüttüğü için ihraç edilen kamu emekçilerinin görevlerine iade edilmesi,
- Barış imzacısı akademisyenlerin mağduriyetlerinin giderilmesi,
- Demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması,
- Eşit yurttaşlık ve yerel demokrasinin güçlendirilmesi,
- Kadınların eşit ve özgür yaşamının güvence altına alınması,
- Sendikal hak ve özgürlüklerin uluslararası normlara uygun hale getirilmesi.
Açıklamanın sonunda, kalıcı barışın yalnızca yasal düzenlemelerle değil, emekçilerin, halkların, kadınların ve demokratik güçlerin ortak mücadelesiyle mümkün olacağı vurgulandı.
Platform, “Bunu sağlayacak esas güç ise emekçiler, halklar, kadınlar ve ortak mücadelemizdir. Emek, demokrasi ve barış mücadelemizi birlikte ve kararlılıkla sürdüreceğiz” mesajını verdi.




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.