Amedspor’un hassas zamanları!

Amedspor’un hassas zamanları!
Hem gazetecilik hem de futbol ile ilgili tecrübelerimden kaynaklı naçizane Amedspor’un başarılarıyla ilgili bir şeyler yazmak istedim.

Naci Sapan

Yüzüp kuyruğa doğru geldi, bir kazaya belaya uğramadan, Play-Off gibi gereksiz bir engel çukuruna girmeden şampiyonluk kupasının sahibi olsun diyorum, kentte öyle istiyor, taraftar da böyle bir şampiyonluk arzuluyor. Hassas zamanlar başladı, dikkatli olmak gerekiyor.

Diyarbakır’da taraftarın, yönetimin, teknik heyetin, futbolcuların bu kadar kenetlendiği bir dönemi elbette ki hatırlıyorum. Amedspor değil, efsane Diyarbakırspor’dan söz ediyorum. 3’ten ikiye, birinci lig’e arka arkaya çıkış hikâyesi böyle bir hatırlamanın ürünüdür. Sonrasında da şimdiki süper lig olarak anılan 1 lig’in tozunu attığı, 3 büyüklerin fiyakasını bozduğu yıllardan, yani kentin, yönetimin, taraftarın, futbolcuların kenetlendiği yılları söylüyorum.

Şimdi bakıyorum, aynı atmosfer var.

Bu kez Amedspor çatısı altında kenetlenmiş kent.

33 bin kişilik stadyum, bu stadyumu tıka basa dolduran bir taraftar kitlesi.

Türkiye’nin çok az takımının sahip olduğu bir durum.

Maçları izliyorum, futbolcular süper lig ayarında.

Oyundaki var oluşlarını da çözdüm.

O da o yılların efsane Diyarbakırspor’u gibi.

Gol yedikten sonra açılıp saçılıyor, sahayı rakibe dar ediyor.

Güven veren bir oyun anlayışı var.

Mağlubiyetleri galip geleceklerine işaret ediyor.

Futbolcuların oyunu her an lehlerine çevirecekleri güveni vermesi son derece önemli.

Erzincan maçını Yotube’den izliyordum.

Beraberlik uzun sürdü, 45 dakikaya yayıldı.

Yanımdaki arkadaşa ‘Keşke gol yese’ dedim.

Şaşırdı.

Cevabım, ‘Gol yedikten sonra açılıyorlar, ardından goller geliyor’ dedim, nitekim öyle oldu.

O nedenle; ‘Şampiyonluk artık hak edilmiştir’ diyorum.

Teknik heyet, futbolcu, yönetim ve taraftar kalitesi ile şampiyonluk yakışır.

Olmalı da.

Geriye bir tek şey kalıyor, o da ayak oyunları meselesi.

Rakip var, rakipler var.

Sevmeyenler, hazmedemeyenler var.

Kalan maçlar için çok dikkat edilmeli, bu emek heba olmamalı.

Bunun için, hassas günler ve haftalar başlığı ile başladım.

Bu başarının mimarları; yönetim, teknik heyet, taraftar, futbolcular çok daha dikkatli davranmalı. Dikkatli konuşmalı, yanlış anlaşılmalara zemin olacak tüm ortamlardan uzak durmalıdır.

Elbette ki tevazu son derece önemli, hep ön planda olmalı.

Diyarbakır da, bölgede, Türkiye’de, Dünyanın hemen hemen her ülkesinden taraftar kitlesine sahip bir takımada yakışan tevazudur, örnek olmaktır.

Bu özelliklerin varlığını görüyor ve hissediyorum.

Şampiyonluk yakışır.

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.