Abdullah Demirbaş, yurt dışından seslendi: “Süreç uzadıkça risk artıyor, kötü niyetliler fırsat kolluyor”

Abdullah Demirbaş, yurt dışından seslendi:  “Süreç uzadıkça risk artıyor, kötü niyetliler fırsat kolluyor”
Diyarbakır Sur İlçe Belediyesi eski başkanı olan ve hakkında açılan davalar nedeniyle 300 yıl hapis cezası riski bulunduğu için yurt dışına çıkan Abdullah Demirbaş, Tigris Haber'e açıklamalarda bulundu.

Ramazan YAVUZ-ÖZEL HABER

TİGRİS HABER - Abdullah Demirbaş, Yurt dışındaki binlerce kişinin Türkiye’ye dönmek için yasal düzenleme beklediğini belirterek, “Avrupa’da akvaryumdaki balık gibiyiz. Bu balık artık Dicle nehrinde yüzmek istiyor” dedi.

demirbas-1.jpeg

Yaklaşık 7 yıldır yurt dışında yaşayan Diyarbakır merkez Sur ilçesi eski Belediye başkanı Siyasetçi Abdullah Demirbaş, öğretmenlik yaşamı, Belediye Başkanlığı yaparken yaptığı çalışmalar, hakkında açılan davalar, istenen cezalar, yurt dışına çıkmak zorunda kalma gerekçesi, Türkiye’deki süreçle ilgili görüş ve beklentilerini Tigris Haber’e değerlendirdi.

demirbas-2.jpeg

“ANADİLDE EĞİTİM HAKKI İSTEDİĞİM İÇİN ÖĞRETMENLİK’TEN ATILDIM”

1987 yılından 2004 yılına kadar Kütahya, Mardin, Yozgat, Antep, Diyarbakır, Sivas, illerinde yerlerinde felsefe öğretmenliği yaptığını, bu süre içinde Eğitim-Sen kurucu şube Başkanlığı, Eğitim-Sen sendikasının kuruculuğunu ve Diyarbakır şube Başkanlığı yaptığını belirten Demirbaş, 1994 yılında Yozgat’a, 2001 yılında ise Sivas’ın Altınyayla ilçesi’ne sürgün edildiğini, daha sonra da meslekten atıldığını söyledi. Demirbaş, “meslekten atılma sebebim ana dilde eğitim hakkını istediğim ve bu konuda açıklamalar yaptığım içindi” dedi.

demirbas-3.jpeg

Demirbaş, 2014 yılında belediye başkanlığı görevi bittikten sonra İstanbul Zeytinburnu’nda Öğretmenlik görevine yine geri döndüğünü ve 2017 yılına kadar yaptığını söyledi.

demirbas-4.jpeg

BELEDİYE BAŞKANLIĞI DÖNEMİ..

Demokratik Toplum Partisi (DTP) den 2004 yılında Diyarbakır Sur ilçesi belediye Başkanlığı görevine %56.6 oy oranıyla seçildiğini vurgulayan Abdullah Demirbaş, 2007 yılında Türkiye’de ilk defa yerel hizmette 'çok dilli belediyecilik' faaliyetini meclis kararıyla hayata geçirdiğini, ancak yerine kayyum atandığını ve meclisin feshedilerek “çok dilli belediyecilik” hizmetine son verildiğini söyledi. Demirbaş, “bu süreçte Sur içinde tarihi bir evi kiralayarak orayı alternatif belediye binası yaparak çok dilli belediyecilik hizmetlerimizi alternatif bir şekilde yürüttük. 2009 seçimine kadar. 2009’da %66 oy oranıyla yeniden seçildim” dedi.

demirbas-5.jpeg

“300 YIL HAPİS CEZASI İSTENİYOR”

Hakkında örgüt üyeliği, örgüt yöneticiliği, örgüt kurmak ve yönetmek, örgüte mali destek ve finansman sağlamak, örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt üyesi gibi davranmak suçlamalarıyla davalar açıldığına dikkat çeken Demirbaş, “ şu ana kadar bildiğim kadarıyla toplam 300 yıl hapis cezasını istiyorlar”

demirbas-6.jpeg

2014 yılından sonra İstanbul’da öğretmenliğe başladıktan sonra yurt dışından Türkiye’ye gelirken iki defa gözaltına alındığını, birinde tutuklandığını, diğerinde ise serbest bırakıldığını belirten Demirbaş, “Bütün bunlar sonunda hastalığım nedeniyle yapılan kampanyalar sonucunda ve adli tip raporlarına binaen bırakıldım. 2019 yılında KCK ana davasında 18 yıl örgüt yöneticiliğinden ceza istenirken avukatlarım beni uyararak, ‘cezan onaylanırsa artık çıkma şansın yok zaten hastasın ve cezaevinde artık çıkma imkanın olmaz, ölürsün’ dediler. Ben de mecburen yurt dışına çıktım. Davam aleyhime bozuldu ama buna rağmen gelmek istedim. Gelmek için hazırlıklarımı yaptığım, biletlerimi aldığım gece hem Diyarbakır’daki evimiz hem de İstanbul’da ikamet ettiğim kızımın evi aynı anda basılarak beni tutuklamak istediklerini belirten yazıyla gelmişler. Ben de bunun üzerine artık iltica ettim ve Avrupa’da kaldım” dedi.

demirbas-7.jpeg

“YURT DIŞINDA DA DURMADIM”

Yurt dışına çıktıktan sonra da Kürt sorununun gündemleşmesiyle ilgili Papa XIV. Leo, Dalay Lama ve Mesud Barzani başta olmak üzere birçok devlet adamı, siyasetçi, bürokrat, aktivistle görüşmeler yaptığına dikkat çeken Demirbaş, “Avrupa’da, Amerika’da, İsrail’de, çeşitli ülkelerde, Kürt sorununun gündemleşmesi ve Kürtlerin bütün farklılıkları ile birliğinin önemini Ortadoğu’ da istikrar için Kürtlerin statü kazanması gerektiğiyle ilgili görüşmeler yaptık. Farklı halkların ve inançların birlikte yaşaması için Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Budist, Zerdüşt, Alevi, Dürzi haklarının önde gelen temsilcileri ile görüştük. Sur Belediyesi sürecinde yaptığımız çok dilli belediyecilik ve İnançlar çalışmasının Ortadoğu da bir barış modeli olacağını ifade ettik.”

demirbas-8.jpeg

“ÇÖZÜM SÜRECİNDEN UMUTLUYUM”

Türkiye’de halen devam eden çözüm sürecini ölüm ve silahlı çatışmaların bitmesi nedeniyle çok pozitif bulup, desteklediğini belirten Abdullah Demirbaş, şunları söyledi;

demirbas-9.jpeg

“benim zaten düşüncem Kürt sorununun demokratik, siyasi ve hukuki yol ve yöntemlerle çözülmesiydi. Buna inandığım için de siyaset yaptım ve bu süreç buna yol açtığı içinde destekliyorum, inanıyorum ve umutluyum. Sayın Öcalan ölümler olmaması açısından tarihi bir risk alarak, sorumluluk alarak çözülmesi için irade ortaya koydu. Sayın Erdoğan’da bu sürece çok pozitif bir irade koyarak tarihsel rolünü oynayarak bu sürecin çözülmesi için çaba harcıyor.

demirbas-10.jpeg

“ÇÖZÜMLE İLGİLİ EN KÜÇÜK IŞIĞI BÜYÜTMELİYİZ”

Bu konuda sayın Öcalan ve Sayın Erdoğan’ın iradi duruşları çok anlamlıdır ve değerlidir. Bu süreçte hepimizin rolü bu süreci desteklemek ve pozitif bir hale gelmesini sağlamaktır. Birilerinin yaptığı gibi negatif yönlerini öne çıkarıp umutsuzluğu yaymak doğru değil, tam tersine en küçük ışığı büyütmeliyiz. Bu bilinçle hareket etmeliyiz. Ben deneyimlerimden yola çıkarak sayın Öcalan’la Sayın Erdoğan’ın bu süreci başarıya ulaştıracaklarına inanıyorum, güveniyorum ve umutluyum.

“ERDOĞAN VE ÖCALAN’A MİNNETTARIM”

Bazı çevrelerin iddia ettiklerinin aksine Sayın Erdoğan’ın tıpkı Sayın Öcalan gibi büyük bir sorumlulukla hareket ettiğine içten ve dıştan gelen negatif etkilere rağmen, güçlü bir irade gösterdiğine inanıyorum. Bu konudaki çabalarından dolayı minnettarlığımı ifade etmek istiyorum. Tıpkı Sayın Öcalan’a minnettarlığımı ifade ettiğim gibi”

“SÜREÇ UZADIKÇA RİSK ARTIYOR, KÖTÜ NİYETLİLER FIRSAT KOLLUYOR”

Yasal düzenlemelerin bir an önce yapılmasının gerektiğini dile getiren Abdullah Demirbaş, “çünkü süreç uzadıkça riskler de artıyor. Kötü niyetliler fırsat kolluyor. Sayın Erdoğan’ın da inisiyatif alarak yasal düzenlemelerin önünü açmasını bekliyoruz. Bu Temelde çıkarılacak yasanın tarihsel anlamda Türk ve Kürt ilişkilerini güçlendirmesi gerekir. Bu temel bir yasa olacak. Türk Kürt ilişkilerini düzenleyecek, aynı zamanda Kürt sorununun çözümü konusunda temel bir çerçeve olacaktır. Dolayısıyla bu yasa her ne kadar örgüt üyelerinin gelmesine yönelik olsa da aslında bu Kürt sorunun barışçıl çözümüne yönelik devletin niyetini ortaya koyan temel çerçeve bir yasa olacaktır. Bu temelde çıkarılacak yasanın her iki tarafın onurunu koruyacak, hassasiyetlerini dikkate alacak bir noktada olmalıdır. Belki bu yasa, temelde her şeyi çözmeye yönelik olmayacak ama bundan sonraki pozitif bütün çalışmaların temeli olacaktır” dedi.

“HERKESİN RÜYASINDA KENDİ TOPRAKLARINDA YAŞAMAK VAR”

Herkesin kendi topraklarında özgürce barış içinde yaşamak istediğini kaydeden Demirbaş, “her ne kadar burada olsam da Barış sürecinin gelişmesine katkılarımı sürdürdüm ve devam ediyorum. Elbette Türkiye’de olmak ve demokratikleşme sürecine katkı sunmak daha da önemlidir. Bilindiği gibi benim ağır sağlık sorunlarım var. Tromboz nedeniyle uzun süre tedavi gördüm ve halen burada da tedavim devam ediyor. Tedavi süreci belirli bir takvim sürecinde de devam ediyor. Çünkü hastalığım riskli bir süreçtir. Ayrıca burada Koronayı da çok ağır geçirdiğim için bu risk daha da arttı. Dolayısıyla tedavi süreci bir takvim sürecinde devam ediyor. Dönüş süreci sadece bireysel bir problem değil. Dönüşü sağlayacak demokratik yasal hukuki zeminlerin geliştirilmesi ile mümkündür.

“ONBİNLERCE KİŞİ DÖNMEK İÇİN YASAL DÜZENLEME BEKLİYOR”

Böyle bir durum sadece beni değil on binlerce kişinin de dönüşünü sağlayacak. Bu konuda atılacak adımlar tarihsel anlamda gelişmeler de sağlayacaktır. Sayısını net bilmemekle birlikte yurt dışında yaşayan on binlerce kişi yasal hukuki zeminin oluşması halinde Türkiye’ye dönmeyi bekliyor. Ve bunun için birtakım yasal düzenlemelerin çıkacağına inanıyor” dedi.

“BARIŞ SÜRECİ TÜRKİYE’Yİ GÜÇLENDİRECEK “

Bilimsel olarak her şey değişip geliştiği gibi Türkiye’nin de değiştiğine ve geliştiğine inandığını belirten Demirbaş, “bu barış sürecinin Türkiye’yi çok daha büyük gelişmelere, Orta Doğu‘da çok önemli bir konuma getireceğine de inanıyorum. Barış süreci Türkiye’yi güçlendirecektir. Türkiye’yi Orta Doğu’da belirleyici bir aktör konumuna getirecektir. Kürt ve Türk ilişkilerinin tarihsel anlamda ruhuna yakışır şekilde güzel bir geleceği sağlayacaktır”

“BURADA AKVARYUMDAKİ BALIK GİBİYİZ, ARTIK DİCLE NEHRİNDE YÜZMEK İSTİYORUZ”

Son olarak ülkesini çok özlediğini, Avrupa’daki durumlarını akvaryumdaki balığa benzeten ve bu balığın artık Dicle nehrinde yüzmek istediğini de ifade eden Abdullah Demirbaş, “Ülkemi ve insanlarını çok özledim. Gülmeyi, acıları paylaşmayı özledim. Bizlerin aslında buradaki durumu akvaryumdaki bir balık gibidir. Ve bu balık Dicle nehrinde özgürce yüzmek istiyor.

“KADİR İNANIR’IN MEZARINI ZİYARET ETMEK İSTİYORUM”

Diyarbakır’da posta hanenin arkasında sabah ciğer yemeyi, Karadeniz’de Mıhlamayı yemeyi, Ege’de midye dolmasını, İstanbul’da Galata Köprüsü’nde Mürsel’in orada balık yemeyi, Trakya’da romanlarla sohbet etmeyi, Kapadokya’da kabak çekirdeği yemeyi, Serde Köyü’nde Enkebir suyunda yüzmeyi, Lice’de Bırkleyn mağarasında yürümeyi özledim. En çok ne istediğimi sorarsanız büyük insan, sanatçı ve aydın, barış için yüreği atan Kadir İnanır’ın kabrini ziyaret etmek isterim” diyerek sözlerini tamamladı.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.