Anneliğin yeni baskısı: Kusursuzluk
Sevgi ÇOŞKUN KOCA / Özel Haber
TİGRİS HABER - Tigris Gazetesi’ne konuşan Klinik Psikolog Tülinay Seçkin, anneliğin bir mükemmellik yarışı olmadığını belirterek, “Ben ‘yeterince iyi anne’ kavramını önemsiyorum” dedi.
Bir bebeğin doğumuyla birlikte kadın için de yeni bir dönem başlıyor. Değişen yaşam düzeni, artan sorumluluklar, emzirme süreci ve çevrenin beklentileri anneliğe uyumu zorlaştırabiliyor. Klinik Psikolog Tülinay Seçkin’le anne olmanın kadın psikolojisindeki karşılığını, suçluluk duygusunu ve sosyal medyanın yarattığı baskıyı konuştuk.
ANNELİKLE DEĞİŞEN “BEN”
– Bir bebeğin doğumuyla birlikte aslında bir anne de mi doğuyor?
Aslında anne yeni bir kimlik kazanıyor. Önceden anne değil ve bu kimliği doğumla birlikte kazanıyor. Tabii yeni kimliğe alışmak, sorumlulukların artması ve eski hayattan yeni bir hayata geçmek daha önce deneyimlemediği bir durum. O yüzden kaygısı artabilir, zorlanabilir, ağlayabilir; karmaşık duygular yaşayabilir.
– Bebeğini çok severken annelikten yorulabilir, eski hayatını özleyebilir ya da yalnız kalmak isteyebilir mi?
Tabii ki yorulabilir. Bu insanlık hali. Yaşam rutinleri değişiyor; daha önce yaptığı şeyleri sınırlı yapabiliyor. Kendine vakit ayırmak, yalnız kalmak veya dinlenmek isteyebilir. Bunları söylemekten çekinmemeli. Fakat toplumun, eşin ya da çevrenin beklentileri bunu zorlaştırabiliyor.

FİLTRELİ HAYATLARIN “KUSURSUZ” ANNELERİ
– Bugün kadınların üzerinde “iyi anne” ya da “mükemmel anne” baskısı var mı?
Ben “mükemmel anne” yerine “yeterince iyi anne” kavramını öneriyorum. Çünkü mükemmelliğin bir sonu yok. Anne sürekli daha iyisini yapmak zorunda hissederse kendi yaptıklarını yetersiz görebiliyor ve suçluluk yaşayabiliyor.
– Sosyal medyadaki kusursuz annelik görüntüleri bu duyguyu artırıyor mu?
Sosyal medyanın bir görünen, bir de görünmeyen tarafı var. Anne oradaki kusursuzluğu kendi hayatıyla kıyasladığında kendisini yetersiz hissedebiliyor. Oysa kusursuz annelik diye bir şey yok. Hepimizin bedeni, hamileliği, deneyimi ve yaşam koşulları farklı.
ANNELİĞİN SESSİZ BASKILARI
– Emzirmek istediği halde emziremeyen kadınlarda neden suçluluk ve başarısızlık duygusu oluşabiliyor?
Herkes emziremeyebilir. Emzirmede güçlük yaşandığında önce buna neden olan etkeni bulmak gerekiyor. Kadının kendisini suçlaması doğru değil. Bir de “Sütün yetiyor mu?”, “Bebek doyuyor mu?” gibi yorumlar var. Bunlar annenin kaygısını artırıyor; mümkün olduğunca yapılmamasını öneriyoruz.
GÖRÜNMEYEN ANNE
– Doğumdan sonra herkes bebeği soruyor da annenin nasıl olduğu neden daha az soruluyor?
Bebeği sormak çok normal ama anneyi sormamak daha anormal. Anne dokuz aylık bir süreçten geçti; şimdi yeni bedenine, hayatına ve kimliğine alışıyor. Buna rağmen bazen görünmez olabiliyor. Oysa annenin de görülmeye, duyulmaya ihtiyacı var.
– “Ben yeterince iyi bir anne değilim” diye düşünen kadınlara ne söylemek istersiniz?
Aslında cümleyi “Ben yeterince iyiyim” diye değiştirmek gerekiyor. Anne bebeğinin ihtiyaçlarını karşılarken kendi ihtiyaçlarını yok saymamalı. Dinlenmeye, nefes almaya ve kendine zaman ayırmaya onun da ihtiyacı var. “Önce ben” demek bencillik değil. “Ben yeterince iyi bir anneyim” diyebilmek önemli.




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.