Atmosferik karbondioksit artışı sağlık risklerini tetikleyebilir
TİGRİS HABER - Springer Nature dergisinde yayımlanan "İnsan kanında tespit edilen karbondioksit artışı, 50 yıl içinde potansiyel olarak zehirli bir atmosferin oluşabileceğini düşündürüyor" başlıklı makalede, atmosferde yıllar içinde artan karbondioksit konsantrasyonlarıyla insan kanında tespit edilen karbondioksit miktarı arasındaki ilişki incelendi.
Çalışmada, 1999-2020 yıllarında ABD Ulusal Sağlık ve Beslenme İnceleme Anketi (NHANES) verilerinden yola çıkılarak atmosferik karbondioksit maruziyetinin dolaylı göstergeleri olan serum bikarbonat, kalsiyum ve fosfor seviyeleri analiz edildi.
NHANES popülasyonunda en son 2019-2020'de ölçülen serum bikarbonat seviyeleri 1999'dan bu yana yaklaşık yüzde 7 arttı. Benzer şekilde bu artış, aynı dönemde atmosferik karbondioksit seviyeleri ile paralellik gösterdi.
Aynı dönemde kalsiyum ve fosfor seviyeleri, yine karbondioksit seviyeleri ile paralel biçimde düzenli olarak azaldı.
Bu eğilimlerin devam etmesi halinde 50 yıl içinde kan bikarbonat değerlerinin kabul edilen sağlıklı aralık sınırına ulaşması, kalsiyum ve fosfor seviyelerinin ise yüzyılın sonunda sağlıklı aralıkların sınırına gerilemesi riski bulunuyor.
Bulgular, halk sağlığını korumak için insan kaynaklı karbondioksit emisyonlarının önemli ölçüde azaltılmasının acil bir gereklilik olduğuna işaret ediyor.
"Az bir artış dahi ciddi sorunlara yol açabilir"
Atmosferde artan karbondioksit konsantrasyonlarının insan vücudundaki etkilerine ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Nazmi Bilir, havanın bileşenleri arasında yüzde 78 azot, yüzde 21 oksijen ve kalan 1'lik kısmında karbondioksit ve diğer gazlar bulunduğunu söyledi.
Bilir, "Karbondioksit zaten soluduğumuz havada son derece düşük miktarlarda bulunan bir gaz ama karbondioksidin dünyamız ya da gezegenler için önemli bir özelliği var. Karbondioksit güneşin sıcaklığını absorbe ediyor. Karbondioksit gazı, dünyayı biraz yorgan gibi sararak ısıyı tutuyor. Dünyayı soğumaktan kurtaran bir gaz." dedi.
Karbondioksit gazının temel kaynağının insanların soluk alıp vermesi olduğunu anlatan Bilir, fosil yakıtların yanması sonucu da karbondioksit ortaya çıktığını, nüfus artışı, taşıt trafiği ve sanayi nedeniyle karbondioksit konsantrasyonlarında yaşanacak az bir artışın dahi ciddi sorunlara yol açabileceğini vurguladı.
"Nefes almayla ilgili problemler yaşanabilir"
Atmosferdeki karbondioksidin artmasıyla sera etkisinin gündeme geldiğine değinen Bilir, şöyle devam etti:
"Karbondioksidin birazcık olsa arttığı ortamda insanlarda nefes almayla ilgili problemler yaşanabilir, çarpıntı olabilir, kalp ritminde bozukluklar meydana gelebilir ama bunlar son derece nadir olaylar çünkü normalde karbondioksit insanlarda çok ciddi sorunlara yol açacak bir miktara ulaşmaz. Karbonik asit, asidik bir gaz olduğu için vücudun, kanın pH'ını değiştirebilir ve pH, vücuttaki kanın asit-baz dengesini ifade eden çok hassas bir değerdir. 7,3-7,4 civarında olursa dengeli demektir ancak bu biraz negatif tarafa doğru, yani 7'ye doğru yaklaşırsa asidik ortam demektir dolayısıyla bu vücudun metabolizmasıyla ilgili birtakım problemleri ortaya çıkarabilir."
Atmosferdeki karbondioksidin artmasıyla kalsiyum ve fosfor miktarlarında çok ciddi değişiklik olmadığına işaret eden Bilir, ancak uzun vadede yüksek karbondioksit solumasının bazı kemik rahatsızlıklarına neden olabileceğinden bahsetti.
Karbondioksiti azaltmanın yolu fosil yakıtlardan geçiyor
Bilir, atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonlarının azaltılması için alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı:
"Karbondioksidi üreten ve tüketen taraf var. Bu dengeyi üretim tarafını azaltan, tüketim tarafını artıran şekle getirmek lazım. Mesela fosil yakıt kullanan trafik, sanayi kuruluşları ve ısınma kaynaklarını azaltmak, son zamanlarda gündeme daha çok gelen güneş enerjisinden yararlanmak son derece önemli. Bir yandan da tüketimi artırmak gerekiyor. Karbondioksidi tüketen tarafı yani bitkiler tarafını artırmak ya da bitkiler tarafındaki azalmanın önlenmesini sağlamak gerekiyor. Ağaçlandırma faaliyetlerinin artırılması ve orman yangınlarının önlenmesi, yangın olduğunda erken ve etkili müdahale edilmesi büyük önem taşıyor.
Binalarda ya da kentsel ısınmada fosil yakıtların kullanılması yerine daha güvenli olan yakıtların kullanılması. Bunları öneri olarak söylemek mümkün. Biraz daha ilerletirsek belki bunu bir mevzuata bağlamak ve ısınma bakımından ya da trafik bakımından zorunlu kurallar getirmek, bir yasal düzenleme şekline sokmak olabilir. İklim yasaları ve çevre koruma yasaları artık gündemde. Bunları artırmak ve desteklemek önemli olacak."




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.