Bilim insanları estetik uygulamaları mercek altına aldı
TİGRİS HABER - Ancak bu işlemlerin yaşlanan cildi biyolojik olarak da gençleştirip gençleştirmediği konusunda bilimsel kanıtların sanıldığı kadar güçlü olmadığı ortaya çıktı.
William Richard Webb ve çalışma arkadaşlarının hazırladığı sistematik incelemede, 2001 ile Haziran 2026 arasında yayımlanan 136 bilimsel çalışma mercek altına alındı. Araştırmacılar, estetik uygulamaların yalnızca görünüm üzerindeki etkilerini değil, yaşlanmış cilt dokusunda gerçek bir biyolojik yenilenme sağlayıp sağlamadığını araştırdı.
ARAŞTIRMADA 22 MADDELİK DEĞERLENDİRME SİSTEMİ KULLANILDI
Bilim insanları, ciltteki olası biyolojik gençleşmeyi değerlendirmek amacıyla “Matrisome Profiling Standard” (MPS) adını verdikleri 22 puanlık bir sistem geliştirdi.
Bu sistemde gen ifadesi, protein üretimi, doku yapısı, biyomekanik özellikler, hücresel değişimler ve epigenetik göstergeler gibi farklı biyolojik alanlar dikkate alındı.
Böylece araştırmacılar yalnızca “kolajen arttı mı?” sorusuna değil, uygulama sonrasında cildin gerçekten daha genç bir biyolojik yapıya dönüp dönmediğine odaklandı.
ÇALIŞMALARIN YÜZDE 76,5'İNDE KANIT YETERSİZ KALDI
Ayrıntılı olarak puanlanabilen 34 birincil çalışmanın 26'sı, yani yüzde 76,5'i, “yetersiz kanıt” kategorisinde değerlendirildi.
İncelenen araştırmaların hiçbirinin 22 puan üzerinden 5'in üzerine çıkmadığı belirtildi. Beş puana ulaşan çalışma ise insanlar üzerinde değil, laboratuvar ortamındaki hücreler üzerinde gerçekleştirildi.
İnsanlar üzerinde yapılan klinik araştırmalarda ulaşılan en yüksek puan 4 oldu. Araştırmacıların oluşturduğu sistemde ise biyolojik gençleşmeye ilişkin en düşük kanıt kategorisine ulaşmak için en az 6 puan gerekiyor.
Bu durum, estetik uygulamaların etkisiz olduğu anlamına gelmiyor. Araştırmanın odak noktası, işlemlerin kırışıklıkları azaltması veya cildi sıkılaştırması değil; yaşlanmış dokunun biyolojik olarak gerçekten gençleştiğinin kanıtlanıp kanıtlanmadığı.
KOLAJEN ARTIŞI TEK BAŞINA YETERLİ DEĞİL
Araştırmada dikkat çekilen temel noktalardan biri, mevcut çalışmaların önemli bölümünün kolajen üretimine odaklanması oldu.
Kolajen, cildin yapısı ve dayanıklılığı açısından önemli bir protein. Bazı lazer, mikroiğneleme ve enjekte edilebilir uygulamaların kolajen üretimini artırabildiğine ilişkin bilimsel bulgular bulunuyor.
Ancak araştırmacılara göre kolajen miktarındaki artış, tek başına yaşlanmış cildin biyolojik olarak gençleştiğini kanıtlamıyor.
Gerçek bir gençleşmeden söz edebilmek için yeni oluşan dokunun nasıl organize olduğu, cildin mekanik ve fizyolojik işlevlerinin değişip değişmediği, yaşlanmış hücrelerin özelliklerinin gerileyip gerilemediği ve yaşla bağlantılı moleküler veya epigenetik değişimlerin tersine çevrilip çevrilmediği gibi farklı göstergelerin birlikte incelenmesi gerekiyor.
“DAHA GENÇ GÖRÜNMEK” İLE “BİYOLOJİK OLARAK GENÇLEŞMEK” FARKLI
Araştırmanın ortaya koyduğu en önemli ayrım, estetik sonuç ile biyolojik gençleşme arasındaki fark oldu.
Bir dolgu yüzdeki hacim kaybını azaltabilir, lazer cilt dokusunu değiştirebilir, mikroiğneleme kolajen üretimini destekleyebilir. Bu işlemler kişinin görünümünde belirgin bir değişiklik yaratabilir.
Ancak daha genç görünmek, dokunun biyolojik olarak daha genç hale geldiği anlamına gelmiyor.
Araştırmacılar, estetik uygulamaların “yenilenme” veya “rejenerasyon” gibi ifadelerle tanıtılabilmesi için mevcut bilimsel kanıtların daha kapsamlı olması gerektiğine dikkat çekiyor.
ARAŞTIRMANIN ÖNEMLİ SINIRLILIKLARI BULUNUYOR
Çalışmanın sonuçları değerlendirilirken bazı sınırlılıkların da göz önünde bulundurulması gerekiyor.
Araştırmacıların kullandığı 22 maddelik değerlendirme sistemi yeni geliştirildi ve cilt gençleşmesini ölçmek için henüz bilim dünyasında kabul edilmiş standart bir yöntem değil. Ayrıca incelemenin yalnızca üç bilimsel veri tabanını kapsaması nedeniyle bazı çalışmalar değerlendirme dışında kalmış olabilir.
Dahası, araştırma henüz hakem değerlendirmesinden geçmedi ve Research Square'de ön baskı olarak yayımlandı.
Bu nedenle çalışma, estetik uygulamaların işe yaramadığına dair kesin bir sonuç olarak değil, “biyolojik gençleşme” iddialarının mevcut bilimsel kanıtlarının yeniden sorgulanması gerektiğini ortaya koyan ön bulgular olarak değerlendirilmeli.
Araştırmanın temel mesajı ise net: Cildin daha genç görünmesini sağlamak ile cildi biyolojik olarak gençleştirmek aynı şey değil.
Kaynak:T24 - Haber Merkezi




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.