Bir kelime yenebilir bütün dilleri

Jeologların araştırmalar sonucu edindiği bilimsel verilere göre dünya 4,54 yıl, insanlık ise 150-200 bin yaşında olmalı. Yani en kötü ihtimalle 150 bin yıldır dolaşıyoruz dünya yüzeyinde ve bu 150 bin yılda kim bilir kaç bin tane dil geçti şu dünyadan. Türkçe, Kürtçe, İngilizce, Fransızca... Saymakla bitirebiliriz bu dilleri ama hepsini sayabilecek kadar bilgiye sahip değiliz maalesef. Yani gelmiş geçmişce bütün dillerden haberdar değiliz. Ama biliyoruz ki hepsinden önce tek bir dil vardı. Geriye kalan binlerce dil hepsi bir dilden doğdu. Doğuran o dile de "ana dil" demek yanlış olmaz herhalde. Bütün dillerin annesi yani. Hem nasıl ki bütün dilleri bir tek dil doğurdu. Hiç şüphesiz ki bütün insanlar da tek bir anneden doğdu. Sözü burada doğurmaya ve anneye getirdiğime göre de asıl anlatmak istediğim şeyi anlatmaya başlayabilirim artık. O ki annelik ve annem.

Anne kelimesi ve bu kelimenin diğer bütün dillerdeki karşılıkları bir dildeki en güzel, en özel kelimedir bence. Türkçe'de iki heceden oluşur sadece ama tek bir kelime olarak yener bütün sözlükleri, yener bütün dilleri. Çünkü her şey dahildir ona. Her şeyi sığdırabilir bir evlat bu tek kelimeye. Her çocuk için bu böyledir. Bende de durum budur zaten. Anne dediğimde sesime güven, içime sevgi ve huzur dolar. Çünkü o beni koşulsuz seven, bağrına basan yagane varlıktır.

Merhamet, şefkat, fedakarlık, özveri... Dil bilimcilere göre bunlar birer kelimedir sadece. Bana göre ise bunların hepsi bir canlıdır. Yürüyebilen, konuşabilen bir canlı. Çünkü ben bu kelimeleri her okuduğumda, duyduğumda zihnimde annem canlanır hep. Bütün bu kelimeler onda toplanıp can bulmuş gibi gelir bana. Sadece bunlar da değil üstelik. Emek, cennet, çiçek, ışık, güneş, yağmur... Hepsi.

Elleri emek kokar mesela onun. Saçları orman, yüzü bahar, ayakları gülistan, bakışları yağmur... Bir bütün olarak ise cennet. Annem işte. Bütün güzelliklerin merkezi, membağı, pınarı.

Anne kelimesi bir kelimeden fazlasıdır hep. Benimse annem bir anneden fazlası.

Ve ben bu yazıyı ona ithaf ediyorum. Yani babama.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Harun Tutuş Arşivi

Uzunca bir hazan ve biraz da kış

03 Eylül 2022 Cumartesi 00:10

Susmak, susamaktır anlaşılmaya

20 Ağustos 2022 Cumartesi 00:10

Dağların cinsiyeti var mıdır?

10 Ağustos 2022 Çarşamba 00:05

Sürüsüz kalmış kırlangıç

28 Haziran 2022 Salı 00:05

Ölmeden önce

17 Haziran 2022 Cuma 00:05

Yaşam Ertelemeye Gelmez

09 Haziran 2022 Perşembe 07:01

Uzakları sevmek

01 Haziran 2022 Çarşamba 00:05

Dengbejlik kütüphanedir

17 Mayıs 2022 Salı 00:10