Bir Yazar, Bir Hafıza, Bir Diyarbakır Sevdası: Silva Özyerli

“İki çocuğum var, ikisini de yıllar sonra Diyarbakır’a götürdüm.
Atalarının topraklarını görsünler, duygusal bağ kursunlar istedim.
Çocuklarımı ‘biz’ ve ‘onlar’ ayrımı yapmadan büyütmeye çalıştım.
Kendilerini ‘biz’in içinde hissetmelerini arzu ettim.”
Bu sözler Silva Özyerli’ye ait.
Belki de hayatını anlatan en güçlü cümleler bunlar.
Çünkü onun hikâyesi yalnızca bir yazarın hikâyesi değildir.
Aynı zamanda aidiyetin,
hafızanın
ve bir şehre duyulan sevginin hikâyesidir.
1964 yılında Diyarbakır’da doğdu.
Çocukluğu Sur’un sokaklarında,
kilise avlusundaki evlerinde geçti.
Henüz küçük yaşlarda eğitim için İstanbul’a gönderildi.
Daha sonra Diyarbakır’a dönerek öğrenimini tamamladı.
1982 yılında yeniden İstanbul’a yerleşti.
Ama Diyarbakır hiçbir zaman hafızasından silinmedi.
Çeyrek asır sonra memleketine döndüğünde,
çocukluğunun izlerini,
doğduğu evi
ve eski sokaklarını aradı.
Bazılarını buldu,
bazılarını ise anılarında yaşattı.
Bu yüzden yıllarını Diyarbakır’ın sofra kültürünü araştırmaya adadı.
Eski tarifleri,
aile hikâyelerini
ve bir şehrin kültürel belleğini kayıt altına aldı.
2019 yılında yayımlanan Amida’nın Sofrası – Yemekli Diyarbakır Tarihi yalnızca bir yemek kitabı değildi.
Bir şehrin hafızasına tutulmuş bir ışıktı.
Kitap, gastronomi alanında ödüle layık görüldü.
Ardından yayımlanan Amida’nın Ruhu – Diyarbakır’dan İstanbul’a Likörlü Hayat ile bu yolculuğunu sürdürdü.
Annesinden ve büyüklerinden kalan tarifleri,
unutulmaya yüz tutmuş gelenekleri
ve kaybolan lezzetleri geleceğe taşımaya çalıştı.
Çünkü Silva Özyerli için yemek yalnızca yemek değildi.
Bir hatıraydı.
Bir şehrin hafızasıydı.
Bugün geriye dönüp bakıldığında Silva Özyerli’nin hikâyesi;
bir kültürü yaşatmaya çalışan,
hafızaya sahip çıkan
ve Diyarbakır’ın sesini sofralar aracılığıyla geleceğe taşıyan bir Diyarbakır kadınının hikâyesidir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.