Bülent Arınç'tan 'Mutlak Butlan' açıklaması: "Demokrasi için tehlikeli!"
TİGRİS HABER - Kararın hem usul hukuku açısından sakat olduğunu hem de Türk demokrasisine telafi edilemez zararlar verebileceğini belirten Arınç, Yargıtay'a "ihtiyati tedbiri derhal kaldırın" çağrısında bulundu.
Türkiye siyasi gündemi, ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) hakkında verilen "mutlak butlan" ve beraberindeki ihtiyati tedbir kararıyla çalkalanmaya devam ediyor. Tartışmalara iktidar kanadından katılan en ağırlıklı ses, tecrübeli hukukçu ve siyasetçi Bülent Arınç oldu. Sosyal medya hesabı üzerinden kapsamlı bir hukuki ve siyasi analiz yayımlayan Arınç, yargının siyasi kulvarı dizayn etme çabası olarak yorumlanan bu karara net bir dille karşı çıktı.
"20 sayfalık kararı okudum: Yetki, görev ve usul bakımından yanlış"
Açıklamasında öncelikle konunun hukuki boyutunu masaya yatıran Arınç, kararı baştan sona incelediğini aktardı. Türkiye'deki yerleşik seçim ve siyasi partiler mevzuatına dikkat çeken deneyimli hukukçu, kararın hukuki değil "konjonktürel" bir refleksle alındığını iddia etti. Arınç, Türk hukuk tarihinde siyasi partilerin iç işleyişine ve seçim süreçlerine ilişkin kararlarda tek yetkili merciinin Yüksek Seçim Kurulu (YSK) olduğunu anımsatarak, bir hukuk mahkemesinin bu alana müdahil olmasını usul açısından sakat bulduğunu belirtti.
"Asıl vahim olan ihtiyati tedbir kararıdır"
Mahkemenin "mutlak butlan" tespitiyle yetinmeyip sürece bir de ihtiyati tedbir koymasını "kaos üretmek" olarak nitelendiren Bülent Arınç, bu hamlenin teamüllere aykırı olduğunu savundu. Kararın Yargıtay denetiminden geçmeden doğrudan ihtiyati tedbirli olarak uygulamaya konulmasının siyasi yapıyı felç ettiğini belirten Arınç, üst mahkemeye acil müdahale çağrısında bulundu:
"Oysa Yargıtay denetiminden geçmesi açısından tedbirli olmadan da karar verilebilir ve bugünkü kaos ortamı oluşmayabilirdi. Kararın Yargıtay'da kesinleşmesi durumunda gerekli tüm işlemler kavgasız sonuçlanırdı. Uygulamada böyle bir tedbirli karar da görülmedi. Bütün bu durum karşısında Yargıtay'a düşen görev, bir an önce hukuka ve hakkaniyete uygun bir karar vermesi ve tedbirin kaldırılmasıdır."
"Kapatma davalarından geçmiş bir siyasetçi olarak uyarıyorum"
Değerlendirmesinin ikinci bölümünde meselenin siyasi iklim üzerindeki tahribatına odaklanan eski TBMM Başkanı, kendi geçmişinden çarpıcı örnekler verdi. Türkiye’deki askeri darbe ve yargısal vesayet dönemlerinin mağduru olduğunu hatırlatan Arınç, partilerin iç yapısının mahkeme koridorlarında karıştırılmasının faturasının tüm ülkeye çıkacağını vurguladı. Kararın teknik olarak bir "parti kapatma" olmadığını ancak fiilen aynı yıkıcı etkiyi yaratacağını belirten Arınç, şöyle devam etti:
"Bendeniz, üç partisi Anayasa Mahkemesi tarafından, bir partisi de 12 Eylül Darbesi ile kapatılmış; yine bir partisi kapatılmaktan bir oy farkla dönmüş, açılan her davada hakkında siyaset yasağı talep edilmiş bir siyasetçiyim. BAM kararı elbette bir parti kapatma kararı değildir ancak sonuçları itibariyle bir partiyi işlevsiz hale getirmek, içini karıştırmak ve gücünü yok etmek neticesini doğurabilecek bir karardır."
"Demokrasinin yolu kesiliyor"
Arınç, açıklamalarını Türk siyaset kurumuna ve sivil siyasete yönelik tarihi bir uyarıyla noktaladı. Yargı eliyle siyasi partilere yapılan bu tür müdahalelerin nihayetinde tüm demokratik kazanımları geriye götüreceğini ifade eden tecrübeli siyasetçi, "Kendi tecrübemle söylemek isterim ki bu tür müdahaleler siyasi partilerden daha çok başta siyaset kurumu olmak üzere kurumların işlevsiz kalmasına ve demokrasinin yolunun kesilmesine sebebiyet verir" diyerek tehlikenin büyüklüğüne işaret etti.
Kaynak:Haber Merkezi




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.