Dersim-Munzur günlüğü

Dersim-Munzur günlüğü
Dersim’de geçmiş yıllarda yaşanan çatışmalar nedeniyle kimsenin pek gidemediği başta Munzur vadisi olmak üzere birçok yer, şimdi yerli ve yabancı turistlerin akınına uğruyor.

Ramazan YAVUZ-ÖZEL

TİGRİS HABER - Tarihi, etnik ve kültürel yapısı, bozulmamış doğal yaşamı ile Tunceli; çatışmaların sona ermesiyle birlikte bölgede son yıllarda turizm potansiyeli sürekli yükselen illerden biri oldu.

DERSİM İSYANI… MEZAR YERİ HALEN BİLİNMEYEN SEYİD RIZA..

1935’deki “Tunceli Kanunu” ile Dersim’in adı “Tunceli” olarak değiştirildi. Kürt isyanlarından birinin de yaşandığı yer olduğu için Dersim, bu özelliğiyle Dünya’daki bütün Kürtler tarafından tanınan ve bilinen bir coğrafya. Dersim isyanında bu bölgedeki insanlara yaşatılan acılar yıllar yılı kitaplara ve belgesellere konu oldu.

dersim-3.jpeg

Dersim’deki isyana liderlik eden Seyid Rıza, isyan bastırıldıktan sonra 15 Kasım 1937’de aralarında oğlunun da bulunduğu 6 kişiyle birlikte idam edildi. Mezar yeri bugüne kadar açıklanmayan Seyid Rıza hiçbir zaman unutulmadı. Ve bu nedenledir ki Seyid Rıza’nın heykeli şu anda Dersim şehir merkezinde bir parkın içinde bulunuyor. Kürtçenin Zazaca (Kirmancki) lehçesinin konuşulduğu Dersim’in bilinen bir diğer özelliği ise Türkiye nüfusuna göre en çok kitap okunan ve eğitim seviyesi oldukça yüksek bir yer olması.

dersim-5.jpeg

BİR ZAMANLAR GİDİLEMEYEN YERLER ŞİMDİ REVAÇTA…

Gazetecilik yaşamım boyunca onlarca kez Tunceli (Dersim)e gittim. Özellikle teknolojinin kıt olduğu 1990 ve 2000 yıllarının ortalarında yörede yaşanan çatışmaları izlemek için yolum hep Dersim’e düştü. Tabii o yıllarda Dersim’in özellikle kırsal kesimindeki birçok noktaya öyle hemen gidilemiyordu. PKK tarafından yol kesmelerin en çok yaşandığı yerlerden biriydi. Özellikle Tunceli-Erzincan, Tuncel-Ovacık kesimlerinde bu hayli yaşanıyordu. Bazı yollar ise ulaşıma kapalıydı. Birçok alana güvenlik gerekçesiyle gidilemiyordu. Yani yıllar yılı kapalı bir alan gibiydi Dersim.

whatsapp-image-2026-08-25-at-09-21-07.jpeg

KESTİRME YOL, ARTIK PERTEK FERİBOTU…

Son yıllarda yaşanan gelişmeleri de merak ederek 20 yıldan sonra tekrar Dersim’e gitmeye karar verdim. Rotamız Elazığ, Pertek, Ovacık, Tunceli… Yol kilometre olarak fazla olmamasına rağmen dağlık olması nedeniyle saatler sürecek gibi. Önce araçla Keban Baraj gölündeki Pertek feribotuna biniyoruz. Feribot tıka basa araç dolu. Güverteye çıkıyoruz, martılar yenilen simitlerden payını almak için sürekli alçak uçuş yapıyor, kendilerine atılan simit parçalarını havada kapıyor. Gölün ortasında bir tepenin başında bulunan Pertek Kalesi görünüyor. İçi turist dolu tur atan tekneler sürekli baraj gölünü geziyor.

whatsapp-image-2026-08-25-at-09-21-07-1.jpeg

Feribot hareket ederken muhteşem manzara büyülüyor insanı. Pertek feribotu eskiden bu kadar kullanılmıyordu. Araçların büyük bölümü genelde Kovancılar üzerinden Dersim’e gidiyordu. Ancak son yıllarda olayların da azalmasıyla birlikte buraya yoğun bir yöneliş başladı. 20 dakikalık yolculuktan sonra karşı kıyıya varıyor ve feribottan iniyoruz.

ESKİDEN GİDİLEMEYEN DAĞ YOLLARINDA KÖZDE ÇAY..

Yollar eskisi gibi değil, yenilenmiş. Bu yol Ovacık ve Tunceli’nin yanı sıra Pertek’ten sonra Hozat ve Çemişgezek’e de gidiyor. Yolun bazı kesimlerinde halen onarım çalışmaları sürüyor, asfalt dökülüyor. Yol çok geniş değil ancak temiz. 2 saat süren zorlu bir yolculuktan sonra derin bir vadiye bakan bir tepede mola veriyoruz. Kürtçe müziklerin çalındığı mekanda bir kadın sac üzerinde lavaş ekmeği yapıp satarken közde çay da servis ediliyor. Doğa muhteşem. Bir de derin vadiye bakan yerde salıncak var. Araçlarından inen özellikle genç kızlar bu salıncakta sallanarak poz veriyor. Birçoğu belli ki buraları ilk kez görüyor. Yarım saatlik molamızdan sonra tekrar yola koyuluyoruz.

whatsapp-image-2026-08-25-at-09-21-08-3.jpeg

Derin uçurumları gören oldukça virajlı yoldan Munzur Gözeleri’ne varıyoruz. Munzur gözeleri, Ovacık’ın Ziyaret köyünde. Burada Munzur Baba Ocağı var. Her taraftan gürül gürül sular akıyor. Gözeler’in üzerinde tahtadan yürüyüş yolları, geçiş köprüleri yapılmış. Çok da güzel olmuş. Yürüyüş güzergahı üzerinde bazı kadınlar kenger sakızı, bazısı ziyaretçilerin yakması için mum, bazısı ise 5 litrelik boş su bidonları satıyor.

“SIRLANMA” MEKANINDAKİ YOĞUNLUK..

Gözelerin üzerinde yükselen dağın altında burayı görmeye gelenler sıraya girmiş durumda. Merak edip yanlarında gidiyorum. Simsiyah kayalara ha bire mum yakıyorlar. Burada “Sırlanma Mekanı” yazılı bir tabela var. Tabelada, “Bütün tutkulardan, aşırı isteklerden, hırsa bağlı geçici dileklerden, eğilmelerden kurtulmayı, özüne dönmeyi benimseyip ikrar olma(Ölmeden önce ölmek) demek” yazısı yer alıyor.

whatsapp-image-2026-08-25-at-09-21-08-2.jpeg

MUNZUR BABA HİKAYESİ..

Alevi inancında, çoban olan Munzur Baba, keramet gösterdikten sonra bu kesimde, yani gözelerin olduğu yerde, kerameti artık ortaya çıktığı için sır olmuş. Aniden ortalıktan kaybolmuş. Burası yöre halkı ve Aleviler için son derece kutsal bir yer. Buraya ayrıca ziyaretgah diyorlar. Munzur Irmağı’nı da burada fışkıran sular oluşturmuş. Ziyaretçiler özellikle “Sırlanma Mekanı”nda yoğunlaşıyor. Ha bire mum yakıyorlar. Mum yakma ritüeli bittikten sonra ise yanlarında götürmek için tanesi 50 lira olan boş 5 litrelik bidonlardan alarak ziyaretin hemen altından fışkıran buz gibi sudan dolduruyorlar.

dersim-4.jpeg

UYARI YAZISINA RAĞMEN BUZ GİBİ SUYA AYAKLARINI SOKUYORLAR

Tahta yürüyüş yolunda burayı ziyarete gelenlerin, ayaklarını suya sokmamasıyla ilgili uyarı yazıları yer alıyor. Herkesin görebileceği yere konan tabelalarda “suya ayaklarınızı sokmayın. Yasaktır. Bu su içiliyor” deniyor.

whatsapp-image-2026-08-25-at-09-21-09.jpeg

Bir de ikişer kişiden oluşan jandarmalar güvenlik için sürekli tur atıyor ve ziyaretçileri kurallara uymaları için uyarıyor. Ancak uyarı levhalarına rağmen gelen ziyaretçiler kadın, erkek, çoluk çocuk ayağını suya sokup serinlemeden buradan ayrılmıyor.

dersim-7.jpeg

Öğleden sonra Munzur Gözeleri’ndeki ziyaretçi sirkülasyonu daha da artıyor. Su öylesine soğuk ki elini sokup 15 saniye beklemek çok zor. Munzur Gözeleri’ni gezdikten sonra hemen yanında bulunan bir restorantta mola veriyorum. Her çeşit ızgara bulunuyor. Masaların altından buz gibi Munzur suyu akıyor. Bazısı yemek yerken arada sırada ayaklarını buz gibi suya sokup anında çıkarıyor.

MUNZUR VADİSİ’NDE DAĞ KEÇİLERİ…

Munzur’da 1 saati aşan gezimi tamamladıktan sonra Ovacık üzerinden Tunceli’ye gitmek için hareket ediyorum. Burası 1971 yılında “Munzur Vadisi Milli Parkı” olarak ilan edilmiş. 42 bin hektarlık olan ve su kaynaklarının yoğun bulunduğu milli parkta 1518 endemik bitki ve hayvan türü varmış. Yani bitki örtüsü ve hayvan çeşidi ile oldukça zengin bir yer.

Yol eski yol ancak yenilenmiş. Çok virajlı olduğu için araçlar oldukça yavaş hareket ediyor. Yolun sağ tarafında Munzur bütün heybetiyle akıyor. Munzur kenarında yöreyi görmeye gelenler piknik yapıyor, suya giriyor. Bazısı uygun gördükleri nehir kenarlarında çadırlarını kurmuş. Kadınlar, erkekler, çocuklar eğleniyor. Araçla giderken sol taraftaki çorak dağın hemen yola yakın kesimlerinde dağ keçileri sürüsü görüyoruz. Oradan oraya zıplıyorlar. Mini yavrular annelerine yetişmeye çalışıyor.

ANA FATMA’DA DİLEK YOĞUNLUĞU..

Bir süre sonra yol üzerinde bulunan Ana Fatma Ziyaretgahı’nda mola veriyoruz. Mekan, dağın hemen altından akan kaynak suyu üzerinde. Dersim Alevilik İnanç ve Kültür Akademisi (DAKAD) tarafından düzenlenmiş. Dersim’deki kadınların yanı sıra bölgeyi gezmeye gelen turistlerinde uğrak mekanlarından biri. Ziyaretin karşısında üzerinde Türkçenin yanı sıra Kürtçenin Kurmanci ve Zazaki lehçeleriyle “Ana Fatma” yazan dinlenme alanı bulunuyor. Burası da çok güzel. Munzur Nehri’nin hemen kenarı. Kadınlar dileklerinin kabulü için ziyaretin sağ tarafından yukarı çıkıp sol tarafından iniyor. Bu ritüel 3 kez tekrarlanmalıymış. Onları izlerken aklıma Diyarbakır Dört Ayaklı Minare geldi. Dört Ayaklı Minare de ise 7 kez ya ayakların altından veya etrafından dolaşılması gerekiyormuş. Son yıllarda bu söylenti çıktı. Yıllarca o mahallede doğup büyüdüm, böyle bir şey duymadım. Bence biri bu söylentiyi ortaya attı ve hızla yayıldı. Neyse Ana Fatma’ya dönelim.

dersim-2.jpeg

Ana Fatma, Hz. Muhammed’in kızı Hz. Fatıma’nın tasavvufi ve mitolojik bir yansıması olarak kabul ediliyor. Alevi-Dersim inancında kadının, bereketin, doğanın ve kutsallığın en önemli simgelerinden biriymiş. Ayrıca, bilgeliği, aydınlığı ve ışığı temsil ediyormuş. Ana Fatma’yı ziyarete gelenler burada çıra yakıyor, dualar okuyor. Dersimli kadınlar Ana Fatma’ya büyük saygı duyuyor ve burayı en çok kadınlar ziyaret ediyor.

dersim-1-001.jpeg

MUNZUR SU SPORLARI..

Ana Fatma Ziyaretgahı’ndan sonra bu kez Dersim’in hemen dibinde bulunan Şehit Kaymakam Muhammet Fatih Safitürk Su Sporları Merkezine uğruyoruz. Burası rafting, zipline, kano ve kamp alanlarıyla dört mevsim doğa ve adrenalin tutkunlarına ev sahipliği yapıyor. Merkez’in hemen girişinde su sporlarıyla ilgili malzemeler yer alıyor. Birde dinlenme mekanları var. Gün boyu gezen bazı turistler Munzur Nehri’ne ayaklarını sokmuş dinleniyor. Buradaki su Gözeler’deki kadar soğuk değil. Yarım saatlik moladan sonra Tunceli’deki cemevine uğruyoruz. Kapısının sağ ve sol tarafında iki tane aslan heykeli bulunan Cem Evi’nin bahçesinde ise 1920-1923 yıllarında Dersim mebusluğu yapan Diyap Ağa ile Atatürk’ün yan yana çektirdiği fotoğrafı yer alıyor. Fotoğrafın altında ise “100 yıl önce yanındaydık, sonsuza kadar da yanında olacağız” yazısı yer alıyor. Biraz ötede ise, Pir Sultan Abdal’ın elinde saz bulunan heykeli var.

dersim-6-002.jpeg

SEYİD RIZA HEYKELİNE İLGİ..

Buradan Tunceli’de Seyid Rıza’nın heykeli bulunan parka gidiyoruz. Geniş ve güzel bir park yapılmış. Seyid Rıza Heykeli önünde fotoğraf çektirmek için insanlar sıraya girmiş. Gün batımına denk geldiği için bazıları fotoğrafların iyi çıkmamasından yakınarak ha bire tekrardan çekiyor. Parkın tam karşısında küçük bir çarşı var. Turistler alışveriş yapıyor. Bende gezip Dersim’le ilgili bazı süs eşyaları alıyorum. Burada yoğun şekilde Selahattin Demirtaş’ın resimleri bulunan Amedspor tişörtleri var ve bayağı da ilgi görüyor.

YOL BOYU HALAY..

Alışveriş yaptığım kadınla konuşunca nereli olduğumu soruyor. Diyarbakır deyince “Amed” diye karşılık veriyor ve hemen Kürtçe konuşmaya başlıyor. Annesi Diyarbakırlıymış. Tunceli kent merkezinde yarım saat oyalandıktan sonra Diyarbakır’a dönüş yolculuğuna başlıyorum.

whatsapp-image-2026-08-25-at-09-21-07-2.jpeg

Bingöl karayolu üzerindeki modern binalar, işyerleri, Munzur Nehri’nin üzerindeki iki köprü dikkatimi çekiyor. Tunceli nüfusu az olmasına rağmen bayağı gelişmiş. Güneş yavaş yavaş batarken, yol üzerinde derin vadi manzaralı yerde mola veren bazı turların misafirleri ha bire halaylar çekiyor. Dersim ve Munzur’u yıllar sonra böylesine güzel ve gelişmiş görmek beni mutlu etti ve günübirlik yorucu da olsa güzel bir gezi oldu.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.