Diyarbakır'da 1 Mayıs Cuma hutbesi'nde "alın teri" vurgusu
Ramazan YAVUZ-HABER
TİGRİS HABER - İslamın kazanç ile infakı, zanaat ile ahlakı bir araya getiren hayat dini olduğu belirtilerek, islamın bütün insanlığı; iş hayatında hak ve hukuka riayet etmeye, helal-haram bilincini kuşanmaya davet ettiği vurgulandı. İslamın alın terini mukaddes saydığının hatırlatıldığı hutbede, "dinimiz, alın terini mukaddes saymakta, helal ve meşru yollardan rızık temin etmeyi ibadet olarak görmektedir.

Efendimiz (s.a.s), bir hadis-i şeriflerinde bizleri çalışmaya şöyle teşvik etmektedir, 'sizden birinizin, urganıyla sırtında bir bağ odun satması, böylece Allah’ın onun itibarını koruması, verip vermeyecekleri belli olmayan kimselerden bir şeyler istemesinden daha hayırlıdır.”

"DİNİ VE İNSANİ DEĞERLER ÇALIŞMA HAYATI DIŞINA İTİLİYOR"
Dini ve insani değerlerin çalışma hayatının dışına itilmeye çalışıldığına şahitlik edildiği belirtilen hutbede "Üzülerek ifade edelim ki, biz Müslümanlar da bu yanlış gidişattan nasibimizi almaktayız. Oysaki iş ve ticaret hayatındaki faaliyetler ve elde edilen gelirler, Müslüman için bir amaç ya da bir hedef olmamalıdır. Bilakis, Allah’ın rızasına ulaşmada, iki cihan saadetini elde etmede bir araç olmalıdır. Bu nedenledir ki, biz Müslümanlar; ticaretimizde, alış-verişimizde, işçi ve işveren ilişkilerimizde iyiliği, adaleti ve merhameti esas alan, ahlaki ilkeleri usta-çırak eğitimi çerçevesinde nesilden nesile aktaran bir anlayışı benimsemek durumundayız" denildi.

"İŞÇİ İŞİNİ YAPMALI, İŞVEREN HAKKINI VERMELİ"
İşçi ve işverenlere de seslenilen hutbede,
İşyerinin sadece bir geçim kapısı olmadığı, karşılıklı güvenin hâkim olduğu birer ‘emniyet yurdu’ haline getirmenin herkesin ortak görevi olduğuna da dikkat çekildi. 1 Mayıs Cuma hutbesinde özetle şunlar yer aldı:

" işçi, sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in, “Allah Teâlâ, işinizi en güzel şekilde yapmanızdan hoşnut olur” nasihatine kulak vermeli; işini, sağlam ve kaliteli yapmalıdır. Yaptığı işin ve çalıştığı işyerinin kendisine bir emanet olduğu bilinciyle hareket etmeli; evine, alın teriyle elde ettiği helal lokmayı götürmenin gayretinde olmalıdır. İşveren ise; Allah Resûlü (s.a.s)’in, 'Her kimin yanında kardeşi çalışırsa, ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Onlara güçlerini aşan işler yüklemeyin' emri gereğince, işçiye hakkını tam ve zamanında ödemeye çalışmalı, onun sosyal haklarını gözetmelidir. İşçinin güvenli ve sağlıklı bir ortamda çalışması için gerekli tüm tedbirleri almalıdır. Bu amaçla yapılacak her çalışmanın; sadece bir insanın değil, ailenin ve toplumun geleceğini korumak olduğunu unutmamalıdır.
"İŞVEREN İLE İŞÇİNİN İNSANİ AÇIDAN ÜSTÜNLÜĞÜ YOKTUR"
İşveren ya da işçi olmanın, insani açıdan hiçbir üstünlüğü yoktur. Allah katında insanların en faziletlisi; imanla nasiplenen, ibadet ve güzel ahlakla hayatını süsleyen, takva elbisesine bürünendir. İnsanların en faziletlisi; hakkaniyeti, dürüstlüğü, yardımlaşma ve dayanışmayı bütün menfaatlerin üstünde görendir."




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.