Diyarbakır’da ‘Amed Marksist Okulu’ konferansı

Diyarbakır’da ‘Amed Marksist Okulu’ konferansı
Diyarbakır’da “Amed Marksist Okulu” tarafından düzenlenen “Sömürgelerde Milliyetçilik ve Sosyalizm” konferansında sosyalizm perspektifinden güncel tartışmalar ele alındı, son süreçle ilgili bilgiler verildi.

Ramazan YAVUZ-HABER

Diyarbakır’da “Amed Marksist Okulu” tarafından düzenlenen “Sömürgelerde Milliyetçilik ve Sosyalizm” konferansında sosyalizm perspektifinden güncel tartışmalar ele alındı, son süreçle ilgili bilgiler verildi.

Amed Marksist Okulu tarafından Mordem Sanat’ta düzenlenen konferansta DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek, Araştırmacı yazar ve hukukçu Fırat Aydınkaya ve Kürt Dili Platformu Sözcüsü Yazar Şerefxan Cizîrî Konuşmacı olarak katıldı. Moderatörlüğünü Rujbin Tek’in yaptığı “Sömürgelerde Milliyetçilik ve Sosyalizm” konferansında sosyalizm perspektifinden güncel tartışmalar ele alındı.

Cizîrî: Yurtseverliğin içini doldurmalıyız

Konferansta ilk sözü alan Kürt Dili Platformu Sözcüsü Yazar Şerefxan Cizîrî, Dünya’da ezilen halklardan bahsedilirken ayrım yapılmaksızın bunun ele alınması gerektiğini ve Kürtlerin de bu halklardan biri olduğunu dile getirerek Marks’ın söylemlerinden örnekler verdi. Cizîrî, “Diğer halklara özgürlük, hak, hukuk isteyenler sıra Kürtlere gelince kör ve sğır oluyorlar. Marks yaşasaydı Kürdistan’a o da destek verirdi. Kim ne derse desin Kürt vardır ve Kürtlerin ülkesi de Kürdistandır. Kürt diline karşı hep engeller çıkarılmıştır. Kürtler başta Dil olmak üzere tüm haklarını korumalıdır. Bir çok kez Kürdistan’ın parçalanmasından, birlik olamamaktan yakınıyoruz. Maalesef Kürt solcuları, solculuğu Türk solcularından öğrendi. Yani onların öğrencisi oldular ve hep onlarla birlikte, onların dediği gibi hareket ettiler. Hep onların gözünden Dünya’ya baktık. Burada hata yaptık. Yurtseveriz diyoruz ancak bunun içini doldurmalıyız. Bir plan, projemizin olması gerekiyor” dedi.

Aydınkaya: Marksizim reçete değil, eczanemiz olmalı

Araştırmacı yazar ve hukukçu Fırat Aydınkaya, Kürtlerin durumunun 4 parçada da iyi olmadığına dikkati çekerek, “4 parçada da kriz var. Özellikle Rojava’da durum böyle. Halimiz iyi değil. Bu durumun en başındaki suçlusu biz Kürtleriz. Halen ülkemizde farklı bir Marksist modelimiz yok. Marksizm reçetemiz değil, eczanemiz olmalı. Bu Eczaneden derdimize derman olacak ilacı almalıyız“ diye konuştu.

Çiftyürek: Bizim için kutsal olan halktır

Konferansta son olarak söz olan DEM Parti Van Milletvekili Sinan Çiftyürek ise, Marksist Okulu’nun amacı, hedefleri, yaptığı çalışmalar ve Türkiye’deki son süreçle ilgili bilgi verdi. Kendileri için kutsal olanın halk ve halklar olduğunu dile getiren Sinan Çityürek, “Bizim için kutsal olan halktır, halklardır. Bunların kurtuluşudur, özgürlüğüdür. Kürtlerin ulusal kurtuluş mücadelesi bizim için esastır. Marksist olalım, muhafazakar olalım, milliyetçi olalım ne olursak olalım varlığı kabul edilmeyen bir milletin varlığının kabul edilmesi için verilen mücadele esastır. Kürdün sorunu devletle değil. Demirtaş bir ara söylemişti, sorunumuz devletsizlikledir ” dedi.

“Küresel denklem, bağımsızlık değil, Kürt özerlikleri istiyor”

Küresel ve bölgesel denklemin günümüzde Kürdistan’ın parçalarının özerkleşmesine yol verdiğini belirten Sinan Çiftyürek, “Benim bu süreçten algıladığım Küresel ve bölgesel denklem Kürdistan’ın parçalarının özerkleşmesine yol veriyor. Bağımsızlığına değil. 2017 Bağımsızlık referandumunda O zaman Avrupa ve Amerika ‘Ben karşıyım’ demedi. Dedi ‘şimdi zamanı değildir’. Trend şu anda bu yönde. Yarın 30-40 yıl sonra ya federal parçalardan biri kalkar bütün parçaları birleştirir, ya da bugün özerkliğe yol veren küresel sistem Kürdistan’ın bağımsızlığını sağlar” dedi.

“Çözüm sürecinde talepler net şekilde dile getirilmeli”

Çözüm sürecinde yaşanan tıkanıklığın toplumda, halkta, siyaset kadrosunda haklı olarak bir tepkiye yol açtığını da belirten Sinan Çiftyürek şunları söyledi: “Bundan bir şey çıkmaz deniliyor. Hatta diyorlar çözüm sürecini mercekle arıyoruz ancak yok. Bunun üzerine talepler daha net açık, berrak şekilde dile getirilmeli. Kürtler bir millettir, Kürdistan Bir ülkedir. Kürt Milletininin Anayasa’da varlığının kabulü, Ana dilde eğitim ve coğrafik olarak statü. Bunlar birden fazla Platform tarafından, DEM partinin içi de dahil, resmi olarak çok fazla dile getirmediler ancak bunlar gündeme getirilince, hani gelin düz ovada siyaset yapın diyen devlet aklı, bürokrasi harekete geçti ve dedi ki, bunlar ayrılıkçı, Kürt milliyetçiliğini körüklüyor diyorlar. Ancak bunu derken de Kürt milletini kabul ediyorlar. Millet olmadan milliyetçilik olmaz zaten. Bunu da kabul ediyorlar o da onların çelişkisi. Demek istediğim şu. Devlet aklı, bütün iktidarı ve muhalefetiyle ayrılıkçı Kürt milliyetçiliğini eleştiriyor da olmayanı onaylıyor mu hayır!. Silahla siyaset yapanı eleştiriyor da düz ovada siyaset yapanı onaylıyor mu hayır. Burada üzerinde duracağımız, vermek istediğimiz mesaj DMA olarak gerek Dünyada ve Kürdistan somutunda milliyetçilik ve marksisizm ulusal kurtuluş mücadelesinde olmazsa olmaz iki ayrı disiplin. Marksizmi, sol’u yok sayarak yol alınamaz”

Konferansta konuşmalardan sonra katılımcıların konuyla ilgili soruları alınarak cevaplar verildi. Karşılıklı görüş alışverişinde de bulunulan konferans yaklaşık 3 saat sürdü.

whatsapp-image-2026-04-26-at-17-02-55.jpeg

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.