‎Diyarbakır’da Demirtaş ve Yüksekdağ için 10. yılda özgürlük çağrısı

‎Diyarbakır’da Demirtaş ve Yüksekdağ için 10. yılda özgürlük çağrısı

‎HDP eski Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile HDP'li milletvekillerinin 4 Kasım 2016'da tutuklanmasının 10. yılında Diyarbakır Adliyesi önünde basın açıklaması yapıldı.

Aynur SEVER İŞLEK - Şirvan OKTAY GÖRER

TİGRİS HABER - ‎15 bölge barosu ve 86 sivil toplum kuruluşunun imzaladığı ortak açıklamada AİHM kararlarının uygulanması ve Kobani Davası tutuklularının serbest bırakılması istendi. Açıklamaya DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Eş Başkanı Selçuk Mızraklı, avukatlar, bölge baro başkanları ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

‎HDP eski eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile HDP'li milletvekillerinin 4 Kasım 2016 tarihinde gözaltına alınarak tutuklanmalarının 10. yıl dönümünde Diyarbakır Adliyesi önünde basın açıklaması gerçekleştirildi.

d0d839d2-3e23-4209-9e6f-d307ffe4d670

‎Bölge baroları ve sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği açıklamada, Kobani Davası kapsamında devam eden tutukluluklar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanmaması ve bunların devam eden çözüm sürecine etkileri ele alındı.

‎Basın açıklamasında Diyarbakır Barosu Başkanı Sertaç Buluttekin, İHD temsilcisi Ercan Yılmaz, Kobani Davası avukatlarından Erhan Ürküt, Özgürlük Bölge Baroları dönem sözcüsü ve Batman Barosu Başkanı Abdülhamit Çakan ile DEM Parti Erzurum Milletvekili ve HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş konuştu.

‎BULUTTEKİN: “KOBANİ DAVASI ÇÖZÜM SÜRECİNİN ÖNÜNDE BÜYÜK BİR BARİYER”

‎Diyarbakır Barosu Başkanı Sertaç Buluttekin, konuşmasında 4 Kasım 2016'da HDP eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile HDP'li milletvekillerinin gözaltına alınarak tutuklandığını hatırlattı.

‎Tutuklamaların ardından siyasetçiler hakkında soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin başlatıldığını, bu süreçlerin Kobani Davası kapsamında birleştirildiğini belirten Buluttekin, AİHM'in dava kapsamında birçok ihlal kararı verdiğini ancak Türkiye'nin bu kararları uygulamadığını söyledi.

‎Kobani Davası'nın yürütülen çözüm süreci açısından önemli bir mihenk taşı olduğunu ifade eden Buluttekin, devam eden tutuklulukların ve AİHM kararlarının uygulanmamasının toplumsal güven duygusunu zedelediğini belirtti.

‎Buluttekin, “Toplumsal barışın önündeki en büyük engeller hukuka aykırılıklar ve hak ihlalleridir. Diyarbakır Barosu, toplumsal barışın sağlanması için hukuk ve hak alanındaki mücadelesini sürdürecektir” ifadelerini kullandı.

ec5fb182-e56f-496c-a0e7-ff702ebfa317

ERCAN YILMAZ: “15 BARO VE 86 SİVİL TOPLUM KURULUŞU ORTAK AÇIKLAMAYA İMZA ATTI”

‎İHD temsilcisi Ercan Yılmaz, 15 bölge barosu ile bölge genelindeki 86 sivil toplum kuruluşunun imzasını taşıyan ortak basın açıklamasını okudu.

‎Açıklamada, 2013-2015 yılları arasında Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümüne ilişkin oluşan umutların sona ermesi ve çatışmalı ortamın yeniden başlamasının ardından HDP temsilcilerinin demokratik siyaset alanının dışına itilmek istendiği belirtildi.

‎

‎6-8 Ekim 2014 tarihlerinde yaşanan olayların ardından HDP Merkez Yürütme Kurulu üyeleri hakkında soruşturma başlatıldığı hatırlatılan açıklamada, 20 Mayıs 2016'da kabul edilen anayasa değişikliğiyle milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasının tutuklamaların hukuki altyapısını oluşturduğu ifade edildi.

‎Açıklamada, 4 Kasım 2016 sonrasındaki yaklaşık bir yıllık süreçte gözaltına alınan milletvekili sayısının 27'ye, tutuklanan milletvekili sayısının ise 15'e yükseldiği kaydedildi.

‎Kobani Davası kapsamında AİHM tarafından verilen beş karara dikkat çekilen açıklamada şu kararlar sıralandı:

‎- 20 Kasım 2018 tarihli Selahattin Demirtaş/Türkiye (No. 2) kararı.

‎- 22 Aralık 2020 tarihli Selahattin Demirtaş/Türkiye Büyük Daire kararı.

‎- 8 Kasım 2022 tarihli Yüksekdağ Şenoğlu ve Diğerleri/Türkiye kararı.

‎- 8 Temmuz 2025 tarihli Selahattin Demirtaş/Türkiye (No. 4) kararı.

‎- 9 Haziran 2026 tarihli Ürküt/Türkiye kararı.

‎AİHM kararlarının siyasetçilere yöneltilen suçlamaların tutuklama için yeterli olmadığına, sosyal medya paylaşımı ile sonrasında meydana gelen şiddet olayları arasında doğrudan bağlantı kurulamayacağına ve yargı makamlarının siyasi saiklerle hareket ettiğine ilişkin tespitler içerdiği savunuldu.

‎Açıklamada ayrıca Kobani Davası'nın, Kürt siyasi hareketine yönelik geçmişteki yargılamaların devamı niteliğinde olduğu ileri sürülerek İstiklal Mahkemeleri, Dokuzlar Davası, DDKO yargılamaları, DEP milletvekilleri davası ve KCK davaları örnek gösterildi.

‎Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl çözümü için devam eden diyalog sürecinde demokratik siyaset alanının genişletilmesi gerektiği vurgulanan açıklamada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi'ne tutuklu siyasetçilerin tahliyesi çağrısı yapıldı.

‎AVUKAT ERHAN ÜRKÜT: “BARIŞIN HUKUKUNU İNŞA ETMEK İÇİN HAPİSHANELERİ BOŞALTMALIYIZ”

‎Kobani Davası avukatlarından Erhan Ürküt, konuşmasında hukuki sürecin yanı sıra tutukluların ailelerinden ayrı kalmasının yarattığı insani sonuçlara dikkat çekti.

‎Dosyada beş AİHM kararı bulunduğunu belirten Ürküt, bu kararların gereğinin yerine getirilmesi durumunda siyasetçilerin tahliye edilmesi gerektiğini söyledi.

‎Konuşmasında bir hukukçu olarak sorumluluklarını yerine getirdiğini ifade eden Ürküt, bu kez bir avukat kimliğinin yanı sıra Halil Ürküt'ün oğlu olarak konuştuğunu belirtti.

‎Ürküt, “Barışı konuşuyorsak, barışın hukukunu konuşuyorsak bunu inşa etmemiz gerekiyor. Kürt meselesinde demokratik ve barışçıl çözümün sağlanabilmesi, insanların umutla evlerine dönebilmesi için öncelikle hapishaneleri boşaltmamız gerekiyor” dedi.

‎AİHM kararlarının uygulanması için yeni bir çerçeve yasa beklenmemesi gerektiğini ifade eden Ürküt, mevcut kararlar doğrultusunda gerekli hukuki adımların atılmasını istedi.

‎Yargı süreçlerindeki gecikmelere de tepki gösteren Ürküt, bir AİHM kararının Türkçe çevirisinin mahkemeye ulaşmasının aylar sürmesini eleştirdi.

‎4a76455a-c773-46b1-be71-9d5883f54c12

‎Ürküt, “Biz hukuku hızlı yürütmezsek barışı kolay inşa edemeyiz. Geçen her gün insanların ailelerinden, çocukların anne ve babalarından ayrı kalmasına neden oluyor” diye konuştu.

‎ABDÜLHAMİT ÇAKAN: “AİHM KARARLARI UYGULANSIN, SİYASETÇİLER SERBEST BIRAKILSIN”

‎Özgürlük Bölge Baroları dönem sözcüsü ve Batman Barosu Başkanı Abdülhamit Çakan da, 15 bölge barosu adına yaptığı konuşmada, 4 Kasım 2016'dan bu yana süreci takip ettiklerini ancak yargı alanında değişen bir durum görmediklerini söyledi.

‎Hukuk devletinin yalnızca kurallar koyan değil, koyduğu kurallarla kendisini de bağlı sayan devlet olduğunu belirten Çakan, Kobani Davası'na ilişkin AİHM kararlarının yalnızca usule değil, davanın esasına ilişkin değerlendirmeler de içerdiğini ifade etti.

‎AİHM kararlarında yargı süreçlerinin siyasi saiklerle yürütüldüğüne ve sosyal medya paylaşımıyla sonrasında meydana gelen olaylar arasında geniş bir illiyet bağı kurulamayacağına ilişkin değerlendirmeler bulunduğunu kaydeden Çakan, Anayasa'nın 90. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerine rağmen kararların uygulanmadığını söyledi.

‎Çakan, “Bölge baroları olarak başından beri tavrımız çok açık ve nettir. AİHM kararları uygulansın, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve arkadaşları derhal serbest bırakılsın. Talebimiz budur” dedi.

‎MERAL DANIŞ BEŞTAŞ: “DEMİRTAŞ VE YÜKSEKDAĞ'IN ÖZGÜRLÜĞÜ SÜRECİN SAMİMİYET TESTİDİR”

‎DEM Parti Erzurum Milletvekili ve HDK Eş Sözcüsü Meral Danış Beştaş ise 4 Kasım 2016'da yaşananları “demokratik siyasete yönelik siyasi darbe” olarak nitelendirdi.

‎O gün Diyarbakır'da yaşananları hatırlatan Beştaş, adliyenin çevresinin tanklarla sarıldığını, güvenlik güçlerinin etten duvar ördüğünü ve halkın adliyeye alınmadığını söyledi.

‎3 Kasım gecesi Selahattin Demirtaş'ın evine giderken çok sayıda kontrol noktasından geçtiklerini belirten Beştaş, milletvekili aracıyla geçebildiklerini ancak halkın sokağa çıkmasının engellendiğini anlattı.

‎Kobani Davası'nda verilen kararların Kürt meselesinin çözümsüzlüğüne hizmet ettiğini savunan Beştaş, demokratik siyaset kanallarının açılması için çalışmalar yürütülürken Demirtaş ve Yüksekdağ'ın on yıldır cezaevinde tutulmasının barış süreciyle bağdaşmadığını ifade etti.

‎Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyesi olduğunu hatırlatan Beştaş, komisyonun nihai raporunda AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasına ilişkin açık öneriler bulunduğunu söyledi.

‎AİHM'in 18. madde ihlaline ilişkin kararlarına dikkat çeken Beştaş, “Demokratik siyasetin yolu, Yüksekdağ ve Demirtaş içeride tutulduğu sürece açılmayacaktır. Demirtaş ve Yüksekdağ sadece birer isim değil, milyonların iradesidir” dedi.

‎Kobani Davası kapsamında tutuklu bulunan diğer siyasetçilerin de serbest bırakılmasını isteyen Beştaş, Zeynep Karaman, Zeynep Oduncu, Zeynep Ölmez, Dilek Yağlı, Aynur Aşan, Günay Kubilay, Nazmi Gür, Zeki Çelik, Ali Ürküt, Bülent Parmaksız, Alp Altınörs ve İsmail Şengül'ün isimlerini sıraladı.

‎MGK kararlarının siyasi mahpusların özgürlüğüyle ilişkilendirilmesine de tepki gösteren Beştaş, komisyon önerilerinin, AİHM kararlarının, Anayasa'nın ve yasaların uygulanması gerektiğini belirtti.

‎Beştaş, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

‎

‎“Demirtaş ve Yüksekdağ'ın özgürlüğü sürecin samimiyet testidir. Başta eş genel başkanlarımız olmak üzere bu davada tutuklu bulunan bütün arkadaşlarımızın özgürlüğü derhal sağlanmalıdır. Artık yeter.”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.