Diyarbakır’ın satışı sürüyor

‘Diyarbakır’ı satan satana’ demiştik

Şimdi de ‘satışa devam’ diyorum.

Bostan bekçisiz

Anahtar bekçide

Yetki liyakatsizlerde

Satan satana!

Yazınca rahatsızlık duyuyor kayyım yönetimi. Sonra yalanlama triplerine giriyorlar, ardından da ‘Bizden sorulsa doğrusunu söyleriz’ gibi, yazılanların yalan-yanlış olduğu algısının arkasına gizleniyorlar.

Hadi, sorduk, ‘Yok’ dediler.

Biz de bu ‘Yok’ yalanına mı inanacağız?

Hangisi yalan, hangisi yanlış.

Yenişehir ilçesindeki mahalle satışı mı?

Kaya pınar’daki asfalt-mıcır-sosyal medya, reklam, arsa, arazi, gayrimenkul satışı ve kiralamaları mı yanlış?

Bağlardaki imar yolsuzluğu, tutuklanan şahıs, devletin el koyduğu 7 milyonluk nakit rüşvet de mi yalan?

Müfettişler, Sayıştay raporlarındaki usulsüzlüklerde mi yalan-yanlış?

Büyükşehir’deki, minibüs, taksi ihalesi mi yanlış?

3-5 maaş, ithal bürokrat mı yalan-yanlış?

Hadi bunlar bir yana; Bu son Deve geçidi piknik alanını neden Milli eğitime veriyorsunuz?

Belediyenin bu alanı değerlendirme, işletme, yönetme yetki ve yetenekleri mi sınırlı?

Milli Eğitimin Belediyeden fazla yetenekleri mi var?

Olsaydı kendi öğretmen evlerini adam gibi yönetirdi.

Öğretmenevlerinin tamamı soruşturmalık.

Deve geçidini siz onlara bedelsiz verdiniz, onlarda başkalarına parayla peşkeş edecekler.

Bir cevabınızın olmadığını çok iyi biliyorum.

O zaman cevabını ben vereyim.

“Bizden sonra gelecek olanlar, yani HEDEP ya da DBP, ya da kayyım dışında halkla yakınlığı olan kim/kimler gelecekse; onlara hiçbir şey kalmasın, rahat hareket edemesinler” düşüncesiyle bu aymazlıklar yapılıyor. Ancak, bu yapılanlar Diyarbakır halkına cezadır, ihanettir, yok saymaktır.

Ama aymazlıkta böyle bir şeydir zaten.

Hadi öyle olsun, ne olacak ki, hayat devam ediyor.

Üreten, çalışan, hırsızlık yapmayan, halkı için çalışanlar oldukça, yeniden var olunur, yeniden var edilir.

Ama satanlar, dağıtanlar, çalanlar, bilsinler ki, isimleri Diyarbakır halkının kafasından silinmeyecek.

İçeriden, dışarıdan kim var ise, alınan kararların altındaki imzaları, isimleri biz unutsak da tarih unutmayacak, gelecek nesiller unutmayacak.

Halka, Millete, devlete ait olanı/olanları kim çaldıysa, kim çalıyorsa, her kim ise, kimin yakını, kimin adamı ise, hiç fark etmez ifşa etmekten asla vazgeçmeyeceğiz.

Diyarbakır’ı satanlara karşı çıkmayanlara da karşı çıkacağız.

STK’larda tatlı sulardaki her dönemin sazanlarından söz ediyorum.

Kayyım Belediyelerindeki rahatlığın bir nedeni de kendilerine rahatlıkla yandaş, yoldaş bulmalarından kaynaklanıyor. İşbirliği işleri kolaylaştırıyor, doğal olarak bu yöneticileri de aymazlığa sürüklüyor. Bu bir sarmal, kimse de yalnız değil. Birlikten kuvvet doğar deyip, paralı yollarda hep birlikte yürüyorlar.

Sonuç; kolay, mal varlığı soruşturmasıyla çalanla çalmayan belli oluyor nasıl olsa.

Futbolcularda, fenomenlerde olduğu gibi.

Devlet için zor olan bir şey var mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
NACİ SAPAN Arşivi

Değer yargıları taca atıldı!

18 Ağustos 2025 Pazartesi 00:02

Tebdil-i kıyafet!

11 Ağustos 2025 Pazartesi 00:02

Diyarbakır kalesinden notlar-67

08 Ağustos 2025 Cuma 00:03

Askıda sevgi!

06 Ağustos 2025 Çarşamba 00:03

Babalar ve oğullar

02 Ağustos 2025 Cumartesi 10:01

DİSKİ'nin tahammülsüzlüğü!

28 Temmuz 2025 Pazartesi 00:03

Diyalog fakiri, monolog esiri olmak!

16 Temmuz 2025 Çarşamba 00:02

Demirtaş serbest kalacak, sonra…!

15 Temmuz 2025 Salı 00:03