Dünyanın 3 bin kilometre altında gizemli keşif: 6 yeni bölge tespit edildi
TİGRİS HABER - Söz konusu bölgelerin, Dünya'nın katı mantosu ile sıvı dış çekirdeğinin kesiştiği sınırda yer aldığı belirlendi.
Dünya'nın iç yapısına ilişkin araştırmalarda dikkat çeken bir keşfe imza atıldı. Çinli araştırmacılar, doğrudan ulaşılması mümkün olmayan yaklaşık 2 bin 900 kilometre derinlikteki bölgeleri incelemek için yapay zekâ destekli bir model geliştirdi.
Araştırmanın sonuçları Journal of Geophysical Research: Solid Earth dergisinde yayımlandı. Çalışmada, manto ile dış çekirdek arasındaki sınırda çevresindeki yapılardan farklı sıcaklık ve kimyasal özellikler taşıyan geniş ölçekli 6 bölge tespit edildi.
BİNLERCE DEPREM VERİSİ YAPAY ZEKÂYLA İNCELENDİ
Araştırmacılar keşfi gerçekleştirmek için büyük depremlerin Dünya'nın içinden geçerken oluşturduğu sismik dalgaları kullandı. Bu dalgaların hareketleri, gezegenin derinliklerindeki yapıların adeta bir tomografi görüntüsünün çıkarılmasına olanak sağlıyor.
Ancak araştırmanın en önemli aşamalarından biri, derinlerdeki küçük yapılardan saçılan ve tespit edilmesi son derece güç olan zayıf sismik sinyallerin belirlenmesi oldu.
Bilim insanları bu amaçla özel bir yapay zekâ modeli geliştirdi. Model, yaklaşık 5 bin depreme ait 2 milyondan fazla sismik kaydı analiz etti.
Yapay zekâ destekli çalışma sonucunda, önceki araştırmalara kıyasla yaklaşık 10 kat daha fazla veri elde edildi ve 174 binin üzerinde yüksek kaliteli "PKP öncül" sinyali tespit edildi.
GİZEMLİ YAPILARIN KAYNAĞI HENÜZ KESİNLEŞMEDİ
Elde edilen veriler, Dünya'nın derinliklerinde "termokimyasal malzeme yığınları" olarak tanımlanan 6 farklı bölgenin bulunduğuna işaret etti.
Bilim insanları bu yapıların kökenine ilişkin henüz kesin bir sonuca ulaşmış değil. Bununla birlikte araştırmacılar iki temel ihtimal üzerinde duruyor.
İlk ihtimale göre söz konusu yapılar, Dünya'nın yüzeyinden ve üst katmanlarından milyonlarca yıllık jeolojik süreçler boyunca derinlere taşınan kayaçların, aşırı sıcaklık ve basınç altında geçirdiği mineral değişimleri sonucunda oluşmuş olabilir.
İkinci ihtimal ise bu bölgelerin Dünya'nın ilk dönemlerinde meydana gelen dev bir gezegensel çarpışmanın kalıntılarını taşıyor olabileceği yönünde.
AY'IN OLUŞUMUYLA BAĞLANTILI OLABİLİR
Araştırmacıların üzerinde durduğu bu senaryo, Dünya'nın erken tarihinde meydana geldiği düşünülen dev çarpışmayla bağlantılı. Bu çarpışmanın Ay'ın oluşumunda önemli rol oynadığı kabul ediliyor.
Yeni keşfedilen yapıların bu olaydan geriye kalan maddeler olması halinde, Dünya'nın ve Ay'ın oluşum sürecine ilişkin önemli ipuçları elde edilebileceği değerlendiriliyor.
Bilim insanları, yapay zekâ destekli sismik analiz yöntemlerinin Dünya'nın ulaşılması mümkün olmayan derinliklerinin haritalandırılmasında yeni bir dönem başlatabileceğine dikkat çekiyor. Keşfedilen bölgelerin yapısının ve kökeninin kesin olarak ortaya çıkarılması için ise daha fazla sismik veriye ihtiyaç duyuluyor.
Kaynak:Birgün




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.