1. HABERLER

  2. DİYARBAKIR

  3. Gül ürkek, Davutoğlu hırslı ve aceleci
Gül ürkek, Davutoğlu hırslı ve aceleci

Gül ürkek, Davutoğlu hırslı ve aceleci

31 Mart seçimlerinde Bölgedeki oy oranlarını gerçeğe en yakın tespit eden Rawest Araştırma Genel Müdürü Roj Esir Girasun, Davutoğlu’nun Diyarbakır ziyaretini ve yeni parti iddialarına bölgenin bakışını Tigris Haber'e değerlendirdi.

A+A-

Ali Abbas Yılmaz / Berçem Kartal Altunakar /Özel

Yeni parti iddiası ile gündeme gelen Gül’ün “ürkek”, Davutoğlu’nun ise “hırslı ve aceleci” olduğunu belirten Girasun, Gül ve Babacan ekibinin kadrolara yönelik çalıştığını, Davutoğlu’nun ise STK’larda ve gençlikte etkili olduğunu söyledi.

Geçmişte AK Parti’de siyaset yapan üst düzey bazı kadroların yeni parti kuracağı yönünde iddialar siyaset gündemini meşgul ederken, vatandaşın da meraklı bekleyişine konu oluyor. AK Parti’den Cumhurbaşkanı seçilen Abdullah Gül, eski Başbakan Ahmet Davutoğlu ve eski Bakanlardan Ali Babacan’ın yeni partiyi kurma hazırlığı içinde olduklarına dair her gün bir kulis bilgisi ortaya çıkıyor. Gül, Babacan ve Davutoğlu ise henüz söz konusu bu iddialara ilişkin net bir açıklama yapamadı.

Eski Başbakanlardan Ahmet Davutoğlu’nun ise Diyarbakır’a gelişinde yeni partiyi açıklayacağı yönünde haberler sıkça yapılsa da Davutoğlu Diyarbakır’da yeni partiye ilişkin hiç renk vermedi. Davutoğlu’nun Diyarbakır konuşmasında Kürt meselesine ilişkin mesajları ön plana çıkarken, birçok AK Partili de Davutoğlu’nun yanında fotoğraf verdi.

Rawest Araştırma Genel Müdürü Roj Esir Girasun, Eski Başbakanlardan Ahmet Davutoğlu’nun Diyarbakır’daki iftarda yaptığı konuşmasını ve yeni parti iddialarına bölgedeki bakışı Tigris Habere değerlendirdi.

rawest-(9).jpg

Davutoğlu’ndan Kürt meselesine dair üç mesaj

Yeni partinin ilanının Diyarbakır’da yapılacağı iddialarını spekülatif bulan Roj Esir Girasun,, Davutoğlu’nun Kürtlere yönelik üç mesaj verdiğini söyledi. Girasun, şöyle konuştu: Davutoğlu’nun kuracağı siyasi partinin ya da yeni hareketinin ilanının Diyarbakır’da olacağı çok spekülatif bir söylemdi. Ne Davutoğlu açısından ne bölge açısından bir karşılığı olmayan bir iddiaydı ve zaten altı boş çıktı. Ancak Davutoğlu’nun burada yeni bir siyasal hareketin ilanını yapmaktan çok Diyarbakır’da Kürt meselesine dair söyleyeceği sözler önem taşıyordu ya da mevcut Ak Parti hükümetiyle ayrımları üzerinden kuracağı önlemler önemliydi. Davutoğlu aslında 3 noktada Kürt meselesiyle ilgili mesajlar verdi. Birinci olarak, tekleştirici değil birleştirici bir söylem üzerinden kurduğu ifade Erdoğan’ın tek millet tek devlet tek bayrak gibi söylemlerinin, tekleştirici sözlerine karşı birleştirici sloganı öne çıkarmıştı. Bir cevap niteliğindeydi. İkinci ve en önemli kısım Erdoğan daha önce Irak Kürdistan’daki bağımsızlık referandumu için söylediği vanaları kaparız yiyecek ekmek bulamazlar söylemine karşı, Erbilliler açken Ankara’da tok yatamayız ifadesi burada Erdoğan’ın tepki çeken ifadesine gönderme de bulunarak, Kürt politikasındaki ayrımını gösterdiği bir nokta oldu. Üçüncü olarak da meşhur toledo söylemi. Aslında Toledo ve Sur söylemi. Orada güvenlik ve özgürlük meselesi üzerine atıfta bulunarak kamusal bir düzenin kurulmasının zorunluluğu üzerine kurarak ve Toledo söyleminin aslında o şehrin yapısının korunmaya, Sur’un yapısının korunmaya çalışılması üzerine kurduğunu ve şuan ki bozuk mimari ya da Sur’un yeniden inşasının bozukluğunun mevcut hükümetten kaynaklandığı belirtti. Ben ayrıldıktan sonra bunlar oldu üzerine inşa etmeye çalıştı. Bu üç eleştiriyi böyle savuşturmaya çalıştı. Bir de Suriye meselesiyle ilgili kazançları kendi hanenize yazıyorsunuz ama Suriye meselesine dair işler rast gitmeyince bunlar bana yazılıyor gibi hükümete genel bir cevap vermiş oldu Diyarbakır’dan.”

“Gül ürkek, Davutoğlu hırslı ve aceleci”

 Davutoğlu’nun henüz bir bayrak açmadığını ve AK Parti içinde eleştiri yaptığını ifade eden Girasun, “Davutoğlu hala AK Parti içerisinden biri gibi eleştirilerini yapıyor. O sebeple üslubu Gül’ün söyleminden daha yumuşak ancak Davutoğlu’nun bu söylemi Diyarbakır’dan aslında Kürt meselesine dair AK Parti ile MHP ittifakından duyduğu rahatsızlığı da bir şekilde dillendirmiş oluyor. Üslubunun sertliği meselesine gelince hala iktidarı karşısına almaya karar verememiş bir söylemi var. Ama Davutoğlu hırslı ve aceleci görünüyor. Gül ise daha kararlı olmasına rağmen ürkek ve yavaş görünüyor. Daha kararlı olmasına rağmen Gül ideolojik olarak AK Parti’den kopmuş ama çok daha ürkek ve yavaş hareket ediyor. Davutoğlu ise AK Parti’nin içinden eleştiriler getiriyor gibi görünmesine rağmen çok daha hızlı ve hırslı görünüyor. O sebeple ikisinin üslup farkını böyle dile getirebiliriz.” diye konuştu.

“Davutoğlu ile Gül ve Babacan ekibi arasında ideolojik anlaşmazlık var”

 AK Parti’nin eski kadrolarının bir değil iki parti kuracağını belirten Girasun, şunları söyledi: “Gül ve Davutoğlu’nun anlaşamadığı noktalar var. Bir hareketin liderliği meselesi üzerine belki kurulacak bir şeydir. İkincisi ise Gül ve Babacan aslında daha batıya yakın, merkeze daha yakın. Ekonomik politikalarla daha çok anılacak bir siyasal hareket oluşturmak istiyorlar. Ancak Davutoğlu imajı batı için ürkütücü bir imaj. Bir kere batıyla kavgalı bir imaj. Türkiye’nin Suriye politikası batıyla kavgasının mimarlarından aktörlerinden birisi olarak kabul ediliyor. O sebeple Davutoğlu gibi bir imajı merkeze oturmak isteyen bir siyasal parti için doğru bulmuyorlar. Böyle bir ideolojik anlaşmazlık var aslında. Bir diğer sebep, Davutoğlu’nun Gül’ün Cumhurbaşkanlığından ayrılmasından hemen ertesinde yapılan Ak Parti kongresinde, Ak Parti adayı olarak ortaya çıkması yani Gül’ün Ak Parti Genel Başkanı olması başbakan olmasını engelleyen o sürecin köşe taşlarından birisi olduğunu düşündüğü için Davutoğlu ve Gül kırgınlığı olduğunu da biliyoruz.”

“Gül’ün bölgede bir potansiyel bulma şansı daha fazla”

Bölgede Davutoğlu’nun pek iyi hatırlanmadığına dikkat çeken Girasun, “Bölgenin fotoğrafını çekip baktığımız zaman Gül’ün büyük ailelerle, ekonomik çevrelerle, iş dünyasıyla ve Kürt seçmenle ilişkisi Davutoğlu’na nazaran daha güçlü. Gül’ün bölgede bir potansiyel bulma şansı daha fazla. Davutoğlu’nun şöyle bir olumsuz imajı var, Davutoğlu her ne kadar çözüm sürecinin başbakanlığını yapmış bir isim olsa dahi Davutoğlu bugün Hendek ve çatışma sürecinin başbakanı olarak hatırlanıyor. Bu Davutoğlu’nun dezavantajı. Aslında Türkiye’de Kürt meselesinin çözümüne dair en olumlu adımların atıldığı dönem Davutoğlu dönemiydi. Aynı zamanda Türkiye’de Kürt meselesinin yıllar sonra en sert şekilde çatışmalı başladığı döneminin de aktörü Davutoğlu idi. Bu sebeple Davutoğlu daha sonrasında çatışmanın başlamış olmasından kaynaklı çatışma döneminin başbakanı olarak hatırlanıyor. Bu da kendi hanesine bir eksi puan yazdırıyor. Ancak Davutoğlu’nun şansına dair bir şey ifade edecek olursak Davutoğlu’nun bölgedeki İslami STK’larla, cemaatlerle, sivil toplum kuruluşlarıyla daha güçlü ilişkilerinin olduğunu, daha iyi bir teşkilat meta fiziği oturtabileceğine dair sahada gözlemimiz var.” İfadelerini kullandı.

rawest-(10).jpg

“Davutoğlu hala gri bir bölgede yer alıyor, Erdoğan’ı çok net şekilde karşısına almış değil”

Erdoğan’ın karşısına bir siyasal hareket olarak çıkmanın kolay olmadığına vurgu yapan Girasun’un değerlendirmesi şöyle: “Davutoğlu ile beraber yan yana anılmak AK Partili siyasetçiler için bir risk. Yani Erdoğan’ı karşısına almak gibi bir risk barındırıyor. Her ne kadar AK Parti içerisinde, bölgede de Davutoğlu’na ideolojik olarak fikren daha yakın kadrolar olduğunu bilsek de bu isimler henüz Erdoğan’dan kopup gelebilmiş değiller.  Ancak Davutoğlu’nun iftarına katılan isimlerin özellikle sivil toplumdan isimlerin henüz Davutoğlu’nun yanında hareket ettiğini söylemek içinde bence erken. Çünkü Davutoğlu hala gri bir bölgede yer alıyor. Hala Erdoğan’ı çok net şekilde karşısına almış değil. Hala bir toplantı içerisinde, ev içi muhabbetteymiş gibi uyarılarını dile getiriyor. Ancak Gül gibi keskin bir şekilde Ak Parti ile iplerini ve ilişkisini koparmış gibi görünmüyor. Hala AK Parti’nin üyesi ve hala son genel başkanı. Parti içerisinde hatırı sayılır bir ilişkisi olduğu düşünülüyor. Katılmayanların ise böyle bir ürkeklikle gelmediğini ifade edebiliriz ancak Davutoğlu’nun iftarına katılan isimlerin bölgede çok ciddi karşılığı olan isimlerin olduğunu da söyleyemeyiz. Düşündüğümüz zaman iftara katılan isimler arasında eski Ak Parti İl Başkanı Aydın Altaç bir diğeri de eski Ak Parti milletvekilleri Cuma İşten ve Abdurrahman Kurt vardı. Cuma İçten ve Abdurrahman Kurt’u dışarıda tutarsak ne Ak Parti tabanında ne teşkilatında ciddi bir karşılığının olmadığını biliyoruz. Abdurrahman Kurt’un ise henüz Davutoğlu ile hareket edip etme kararı alıp almadığından da emin değiliz.”

“Davutoğlu, Gül ve Babacan’a göre hızlı davranıyor”

Rawest’in yeni partiye ilişkin bölgede yapmış olduğu saha araştırmasına değinen Girasun, şu değerlendirmeleri paylaştı: “Yaptığımız saha araştırmalarında Gül’ü daha şanslı görüyoruz. Gül’ün daha ciddi bir karşılığının olduğunu Davutoğlu’nun ise bölgeye daha ters geldiğini henüz o olumlu algının Davutoğlu için oturtulmadığını görüyoruz. Ancak Davutoğlu’nun bölgedeki İslami camia ile ilişkisi iyi bir teşkilat kurabilmesi açısından uzun verimli bir siyaset yapabilmesi açısından aslında Davutoğlu, Gül ve Babacan’a göre uzun verimli siyaset için diyorum hemen iktidar vaat etme imkanı olmasa da daha uzun süreli bir siyaset yapma imkanını Davutoğlu’nun bugünden daha çok görüyoruz. Ancak Gül ve Babacan ikilisi her ne kadar daha erken ve büyük bir iktidar vaatleri olsa dahi ideolojik bir çizgileri henüz çok net bir şekilde oturmadığı için eğer yakın zamanda bir iktidar vaadiyle ortaya çıkmazlarsa veya hızlı davranmazlarsa beklenen umudu veremeyebilirler. Beklenen çıkışı sağlayamayabilirler. Bu sebeple eğer Davutoğlu hızlı çıkarsa ve bu boşluğu doldurmaya çalışırsa, çünkü tabanın ciddi bir beklentisi var yeni partiye dair. Ve Gül çok fazlasıyla erteledi bunu. Hem 7 Haziran seçimlerinden sonra böyle bir beklenti vardı, hem referandum sonrası beklenti vardı hem de 24 Haziran sonrası böyle bir beklenti vardı. Bu üç beklentiyi boşa çıkaran Gül, dördüncü defa bir bekleme sürecine girdiği zaman hızlı çıkanın o olanı doldurma ihtimali de çok yüksek görünüyor. Siyaset boşluk kabul etmiyor. Davutoğlu hızlı çıkar ve iyi adımlar atarsa Gül ve Babacan’ın bugün kendilerinde olan şansı şansı Davutoğlu’na kaybetme ihtimallleri de var.” 

“AK Parti ve HDP arsında kalan seçmen yeni partiye yönelebilir”

Bölgede AK Parti ile HDP arasındaki geçişkenliğe işaret eden Girasun, şöyle konuştu: “Bölgede öne çıkan 7 Haziran’dan bu yana AK Parti ile HDP arasında asansör diyebileceğimiz bir kitle var. Yani gidip gelen, HDP’den AK Parti’ye kayan, AK Parti’den diğer küçük partilere kaymış oylar var. Bu oyların yeni kurulacak partiye kayma ihtimali oralarda durma ihtimali yüksek ve güçlü görünüyor. Bu oyların yeni adresi orası olabilir. Yani bölgede yeni partinin siyasal tabanı, seçmen tabanını ilk oluşturacak kesim bu 7 Haziran’dan bugüne 31 Mart 2019’ a kadar sürekli değişkenlik gösteren, sürekli eğilimi değişen, davranışı değişen seçmenin yeni adresinin yeni parti olduğunu söyleyebiliriz.”

“SP, CHP ile yan yana görüntü verdiğinden büyüyemiyor”

Gül ve Davutoğlu’nun İstanbul seçimlerine etkisini değerlendiren Girasun, “Son seçimde rahatsız olan, boykot etmiş muhafazakarlar AK Parti’den Erdoğan’dan ciddi bir rahatsızlık duyarak ancak bir başka siyasal partiye oy verme davranışı içerisine de henüz girmedikleri, bu hoşnutsuzluklarının henüz başka bir siyasal harekete oy verme şekline dönüşmediğini de gördük. Boykotçular Gül ve Davutoğlu’nun bu itirazları ve uyarıları karşısında belki sandığa gitmemeye devam edebilirler. Sandığa gitmeyerek Ak Parti’ye kaybettirmeye devam ettirebilirler. Bugünden Gül ve Davutoğlu’nun Ekrem İmamoğlu’nun yanında yer alması ya da CHP’nin yanında açık bir şekilde AK Parti’ye savaş açması hem kendi siyasal ikballeri açısından doğru olmaz hem de kaybediş ihtimalinde AK Parti’nin İstanbul’u tekrar kazanmasında kendileri içinde büyük yenilgiyle başlamayı oluşturabilir. Açıktan taraf olması dışında bu bir siyasal iddiayı da bitirmiş olur. CHP’nin yanında durarak bir muhafazakar partinin çokta büyüyemeyeceğini biliyoruz. Örneğin Saadet Partisi’nin büyüyememesinin sebeplerinden biri CHP ile çok yan yana bir görüntü çiziyor olması. Kendisini direk olarak muhafazakar tabanla ciddi bir ilişki kurmasını engelliyor.” şeklinde konuştu.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.